4 Şubat 2012

HADİ GİDELİM

Shlomi Nissim.com


(…) Kimsenin nicedir akasyalarla ilgilenmediğini düşünürdüm. Eski bir şarkıda anılmaları, varlıklarından daha gerçek, daha sürekliydi sanki. Oysa kentin doğusunda, daracık bir sokağın alçak yapıları, akasyaları hâlâ savunuyordu.

(…)Yılın ikinci ayıydı. Sokak buzla kaplıydı. Akasyalar çıplak. Şarkıları unutulmuş. Gümüşsü dallar,isli bir gökyüzüne doğru uzanıyordu. Sanki her şey pusuya yatmıştı. Tuhaf bir bekleyişti. Baharın bize ne getireceğini bilmiyorduk. Akasyaların yeniden çiçeklenebileceğini bile düşünemiyordum.(…) Pek çok akşam, işimden dönerken, ikisini yeniden görürsem koşup boyunlarına sarılmayı bile istemiştim. Ama böyle bir özgürlüğüm yoktu. Ansızın bastıran istekleri içimde saklamayı, örtmeyi ve örtünmeyi yazık ki fazla öğrenmiştim.

(…) İnanmaya savaşıyordum:Aşklar sürüyordu. Yeni ve dayanıklı sevdalar,karanlık köşelerde,dar zamanlarda mayalanıyordu.

İki adam geldi. Ellerinde bir teneke boyayla. Akasyaların altındaki alacalı bulacalı duvarı kurşun rengine boyayıp gittiler. Gördüm: Sevdası yer değiştirmiş bir duvar eskisi.{Savun Sevdam Sen Savun}
                  
(…) Bir sigara yakıyor. Her zaman bu nokta: Yaşamının tek soluk alır yanı. Bir tek sigara. Geceleri. Babası uyuduktan sonra. Evi derleyip toparladıktan,ertesi gün için babasının çorbasını,püresini hazır ettikten sonra, pencerenin dışındaki öksüz karanlığa baka baka, dumanı cama yapışıp kalan o tek sigara.  {Dar Odanın Karanlığı}


(…) Yazılması bitmez bir kitap bitti. O ağır yük gitti; artık su kıyıları,ormanlar derken,içindeki erinci karıştırıp bulandıran böyle bir öğüt.(…) Alışıldı bir kez. Hiç hazırlıklı olunmadığı sıra geliveren sıcak ilgilere daha çabuk,  beklenmeden geliveren soğuk esintilere daha geç. Nerdedir şimdi bu kadın? Bu da bir giz. Böyle bir giz. İlgi çarpı övgü çarpı öğütle hayatının beş-altı yıl içinde rahatça gezip dolanmaları onun; benim elimden yazmak gelmez,senin yazdıklarını sevmek gelir,diye diye; kendi seçtiği bir zamanı armağanlara boğduktan sonra,gidişin hesabı verilmeden yok oluş. {Çok Özel Küçük Şeyler}

(…) Ah,umarım Suat Adalı’dır. Şimdilerde ve henüz aramızda olanlar içinde en sevdiğim yazar o. Üstelik çok renkli yaşamış, çok deneyleri varmış. Bir konuşmaya başladı mı, ağzının içine baktırırmış. Yeter ki başlasın. Çok da dost canlısıymış. Kıvılcımlı bir adammış. Yazdıkları gibiymiş yani. 

(…) Sanırım anlaşılmıştır: Ben yalnız hayatın değil, güzel kitapların da azbuçuk yetiştirdiği uslu,çalışkan bir öğrenciyim.

(…)Sonra da işte, bu utançtan, o kırılıştan kaçtın. Azar azar,azar azar, ne ona,ne kendine çaktırmadan Melike’ye düşmanca duygular besledin. Ona, yaptığı her işte, attığı her adımda neredeyse savaş açtın. Onun, insanî eğilimlere düşman bir kız olduğuna bile inandırdın kendini. Herkesi de buna inandırmaya çalıştın. Soğuk,kimseyle yakın,içten ilişkiler kuramamış biri…Oysa küçük bir şaşkınlıktı onunki, bir irkiliş.

(…) Yaşamında bir yeri, bir karşılığı olduğu için, seni beyninden, yüreğinden yakalayan her tümce üstünde durursun. Durur,döner,yeniden okursun.

(…) Bazan,bazı şeyleri düşünmemize hç izin vermiyorlar. İki arada bir derede,bir de bakmışsın, bir şey zihnine şöylecene çakılıp kalmış. Ondan sonra gel de kaldır onu oradan, gel de sil. {Kimi Zaman Da Yapayalnız Gitmek Uzun Ve Çok Dönemeçli Yolları}

(…) Dün gece de,neden sonra,kaldığımız oteldeki odanın içine doluşup duran yeşil,kırmızı ışıklar ortasında, ölümü odaya kilitlemek için çabalıyordum. Yataktan kalkıp koltuğa, koltuktan kalkıp yatağa koşuyordum. Sonra yeniden o koltukta oluyordum. Orada ölümün üstüne oturuyor, kapıdan yana seğirtmesine,çıkıp gitmesine engel olmak istiyordum. {Hadi Gidelim}

….
Elimdeki Hadi Gidelim, 1982 Remzi Kitabevi basımı. 4’ü uzun, 4’ü kısa olmak üzere 8 öyküsü var Adalet Ağaoğlu’nun. Ben uzun olanları sevdim ki alıntıladıklarım o hikâyelerden.

Ve yazabiliyor olsaydım sanırım “Dar Odanın Karanlığı” ve “Kimi Zaman Da Yapayalnız Gitmek Uzun Ve Çok Dönemeçli Yolları” adlı hikâyeleri yazardım/ yazmak isterdim…



1 yorum:

  1. adaletin tüm kitaplarını okudum.
    öyküleri de romanları da çok iyi.
    ama bir düğün gecesi, bence türk edebiyatında ilk beş'te.
    :)

    YanıtlaSil

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)