Klasikler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Klasikler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

SAVAŞ VE BARIŞ: TOLSTOY OKUMAK

 

                                               SAVAŞ VE BARIŞ'I OKUMAK

                                                         (588 sözcükten oluşuyor, sandığım kadar uzun bir yazı olmamış.)

İşten ayrılıp okumaya hız verdiğim o dönemlerde Dostoyevski, Tolstoy, Çehov gibi Rus ustaları okumamak söz konusu bile olamazdı.

Cilt cilt kitaplar içinde en çabuk sevdiğim, kısacık ama kendi eflatun semasında pırıl pırıl parıldayan öyküleriyle elbet Çehov oldu:)

Sonra Dostoyevski. Sevenlerinin yere göğe sığdıramadığı Dosto. Onu da sevdim, ama bazen lafı çok uzatıyordu sanki Dostoyevski.

Tolstoy içlerinde en ısınamadığım Rus olmuştu. Sanırım bunda yanlış kitaplarla yanlış zamanda başlamam etkendi.

Meşhur Savaş ve Barış ile başlamam gerek diye düşünmüştüm, Anna Karenina çok "popülerdi", Kroyçer Sonat kısaydı, ondan da başlayabilirdim vs.

UZUN BOYLU, KIVIRCIK SAÇLI ADAMLAR HEP KÖTÜ ADAM OLSUN*


Ne var ne yok ahali? Havalar da soğudu diyerek sohbet açmaya çalışan gibi oldu ama olsun. Kış geliyor artık daha çok yazarız bloglarda, şenlenir buralar :) Şenlik deyince, sıkıldım bu blogdan. Nasıl bir değişiklik yapsam diye düşünüyorum. Havalar da soğudu hakikaten. Birkaç güne kadar pastırma yazını bekliyoruz ama biz İzmirliler. Siz diğerleri şansınıza küsünüz:p Sıfır kollu güzel bir elbise aldım bayram için, dantelli ayakkabılar da cabası. Tanrım, hava tahmincilerini boşa çıkarma :) Tahmin demişken, geçen aylarda birkaç filmi arka arkaya izledim. Tahminlerimde yanılmadığımı görünce canım sıkıldı. Anlatayım da dinle, ne işin var, oturmuşsun sosyal medya sosyal medya dolaşıyorsun, otur, oku işte :p