Tolstoy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tolstoy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

SAVAŞ VE BARIŞ: TOLSTOY OKUMAK

 

                                               SAVAŞ VE BARIŞ'I OKUMAK

                                                         (588 sözcükten oluşuyor, sandığım kadar uzun bir yazı olmamış.)

İşten ayrılıp okumaya hız verdiğim o dönemlerde Dostoyevski, Tolstoy, Çehov gibi Rus ustaları okumamak söz konusu bile olamazdı.

Cilt cilt kitaplar içinde en çabuk sevdiğim, kısacık ama kendi eflatun semasında pırıl pırıl parıldayan öyküleriyle elbet Çehov oldu:)

Sonra Dostoyevski. Sevenlerinin yere göğe sığdıramadığı Dosto. Onu da sevdim, ama bazen lafı çok uzatıyordu sanki Dostoyevski.

Tolstoy içlerinde en ısınamadığım Rus olmuştu. Sanırım bunda yanlış kitaplarla yanlış zamanda başlamam etkendi.

Meşhur Savaş ve Barış ile başlamam gerek diye düşünmüştüm, Anna Karenina çok "popülerdi", Kroyçer Sonat kısaydı, ondan da başlayabilirdim vs.

YAŞASAYDI KİM BİLİR DAHA NELER YAZARDI…


Puşkin'in Yevgeni Onegin'i hemen herkesçe biliniyor olmalı. Aslının muazzam bir manzum şiir olduğunu bu kitabın başındaki güzel önsöz-incelemeden öğrenmiştim. Eski basım kitapları bu yüzden daha çok seviyorum; faydalı önsözler oluyor içlerinde. Çevirmenimiz ise Ataol Behramoğlu. Hemi de Rusça aslından çevirmiş. Bu seriden (Cumhuriyet Dünya Klasikleri ki H.Ali Yücel'in, bakanlık döneminde çevirttiği klasikler serisinin yeni basımları)  aldığım kitapların çoğunda var çevirmen olarak.

Bahsettiğim kitap Yüzbaşı'nın Kızı. Şöyle bir bakayım ilk sayfasına diye elime aldım, bırakamadım.Gecenin sonuna doğru bitirmişim. J Akıcı,esprili (komutan yerine komutanlık eden karısının tasviri misal), harika bir anlatım. Subay okuluna gönderilen soylu bir gencin gittiği dağbaşında, komutanı olan yüzbaşının kızına olan aşkı ve savaşın ve rakip bir âşığın araya girmesiyle çetrefilleşen hoş bir macera, diye kısaca konuyu özetleyebilirim. Ama bu kısa romanın anlatımındaki güzelliği küçümsememeniz için Gogol'un söyledikleri ve başka ifadeleri de üşenmeyip yazıyorum. (Üşenmeyip okuyabilirsinizJ)

Puşkin anlatı alanında başyapıtı olan Yüzbaşının Kızı'nı 1836 yılında tamamlayıp yayınladı. Gogol romanla ilgili olarak şunu söylemektedir: Yüzbaşının Kızı ile karşılaştırılınca bütün romanlarımız ve ve büyük hikâyelerimiz yavan kalıyor. Saflık,yumuşaklık öyle bir yükseliyor ki bu yapıtta, gerçek bile yapmacık ve karikatürize edilmiş gibi görünüyor. Ortaya gerçekten de ilk olarak Rus karakterleri çıkıyor. Kalenin basit komutanı, karısı,bayraktar, biricik topuyla kalenin kendisi,zamanın karışıklığı, sıradan insanların o alçakgönüllü büyüklüğü. Bütün bunlar yalnız gerçek değil, onu da aşan bir şey.

Kitap hakkında edebiyat çevrelerinde ileri sürülen bir görüş de şuymuş: Yüzbaşının Kızı yazılmasaydı,Tolstoy'un Savaş ve Barış'ı da yazılmazdı.

Bu arada bir tesadüf de Cihat Burak'ın anılarını okurken yazdığım ahlak ile ilgili paragrafa Yüzbaşının Kızı'ndaki şu cümlenin denk gelmesi oldu:

" (…) Genç adam! Bir gün bu yazdıklarım eline geçerse, en yararlı, en köklü değişikliklerin, ancak ahlâkların düzelmesi yoluyla, hiçbir zorlayıcı sarsıntı olmadan gerçekleşenler olduğunu unutma." (s.76,77)