Puşkin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Puşkin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

PUŞKİN'İN ERZURUM YOLCULUĞU'NA KATILMAK

Dostoyevski, Puşkin bize gelecekten haber veren peygamberimizdir demiş.

Bu elçi yani Puşkin, Ruslar'ın 1829'da, Osmanlı'nın doğudaki toprakları üzerine yaptığı ve Erzurum'un fethiyle sonuçlanan sefere katılır. Tam 6 yıl sonra ise bu sefer sırasında tuttuğu notları alelacele bastırır.

Aceleyle çünkü

YAŞASAYDI KİM BİLİR DAHA NELER YAZARDI…


Puşkin'in Yevgeni Onegin'i hemen herkesçe biliniyor olmalı. Aslının muazzam bir manzum şiir olduğunu bu kitabın başındaki güzel önsöz-incelemeden öğrenmiştim. Eski basım kitapları bu yüzden daha çok seviyorum; faydalı önsözler oluyor içlerinde. Çevirmenimiz ise Ataol Behramoğlu. Hemi de Rusça aslından çevirmiş. Bu seriden (Cumhuriyet Dünya Klasikleri ki H.Ali Yücel'in, bakanlık döneminde çevirttiği klasikler serisinin yeni basımları)  aldığım kitapların çoğunda var çevirmen olarak.

Bahsettiğim kitap Yüzbaşı'nın Kızı. Şöyle bir bakayım ilk sayfasına diye elime aldım, bırakamadım.Gecenin sonuna doğru bitirmişim. J Akıcı,esprili (komutan yerine komutanlık eden karısının tasviri misal), harika bir anlatım. Subay okuluna gönderilen soylu bir gencin gittiği dağbaşında, komutanı olan yüzbaşının kızına olan aşkı ve savaşın ve rakip bir âşığın araya girmesiyle çetrefilleşen hoş bir macera, diye kısaca konuyu özetleyebilirim. Ama bu kısa romanın anlatımındaki güzelliği küçümsememeniz için Gogol'un söyledikleri ve başka ifadeleri de üşenmeyip yazıyorum. (Üşenmeyip okuyabilirsinizJ)

Puşkin anlatı alanında başyapıtı olan Yüzbaşının Kızı'nı 1836 yılında tamamlayıp yayınladı. Gogol romanla ilgili olarak şunu söylemektedir: Yüzbaşının Kızı ile karşılaştırılınca bütün romanlarımız ve ve büyük hikâyelerimiz yavan kalıyor. Saflık,yumuşaklık öyle bir yükseliyor ki bu yapıtta, gerçek bile yapmacık ve karikatürize edilmiş gibi görünüyor. Ortaya gerçekten de ilk olarak Rus karakterleri çıkıyor. Kalenin basit komutanı, karısı,bayraktar, biricik topuyla kalenin kendisi,zamanın karışıklığı, sıradan insanların o alçakgönüllü büyüklüğü. Bütün bunlar yalnız gerçek değil, onu da aşan bir şey.

Kitap hakkında edebiyat çevrelerinde ileri sürülen bir görüş de şuymuş: Yüzbaşının Kızı yazılmasaydı,Tolstoy'un Savaş ve Barış'ı da yazılmazdı.

Bu arada bir tesadüf de Cihat Burak'ın anılarını okurken yazdığım ahlak ile ilgili paragrafa Yüzbaşının Kızı'ndaki şu cümlenin denk gelmesi oldu:

" (…) Genç adam! Bir gün bu yazdıklarım eline geçerse, en yararlı, en köklü değişikliklerin, ancak ahlâkların düzelmesi yoluyla, hiçbir zorlayıcı sarsıntı olmadan gerçekleşenler olduğunu unutma." (s.76,77)