19 Mayıs 2017

ŞÜKÜR KAVUŞTURANA

Kırk gün sonra yine güzel İzmir'deyim... Özlemişim.

İnsanın bir yere bağlanması,  ait olması hissi güzel bir şey aslında. Kötü olduğu kadar da...

5 Mayıs 2017

Te Burası Edirne- Gezmeye Devam

Ufaklı tefekli kafelerden birinin gölgeli masalarından birine geçip "iki çay söyledik orada".  Alan küçük olunca iki masa sandalye atmışlar yan yana, haliyle dip dibe oluyorsunuz. Benimki ihtiyaten oturabilir miyiz diye sordu yan masamızdaki beye. İngilizce "Elbette, hele yanınızda bir hanımefendi varken" diye cevap alınca vay be dedim Avrupalılık böyle bir şey olmalı :)

4 Mayıs 2017

GEZMEYE DEVAM

Kılavuz önceden bunları bellettiği ve günübirlik gideceğimiz için başka bir araştırma ve planlama yapmadım. Zaten vaktimiz de ancak yetti. Hatta sevgili beyefendinin yüzünden az kalsın otobüsü kaçırıyorduk ve dolmuştan inip bir yerde taksiye binmek zorunda kaldık. Taksicinin o telaşımızda para üstünü eksik vermesiyle de (bilinçli bir iş gibi geldi bu bize ya neyse) 5 lira yerine 27 lira ödemiş olduk.

Ücretleri de yazıyorum; böyle her şeyi detaylı ve fiyatlarıyla yazan blogları seviyorum; belli bir bütçe ve zaman kısıtlamasıyla gidilecek yerler için çok iyi ön bilgilendirme oluyor çünkü.

3 Mayıs 2017

HİSLERİMİZİ YUTAN DİPSİZ UÇURUM*

Heyyy, nasılsınız blogcanlar?
Önce bunu sormak istedim. Ben mi?
İyiyim galiba:)


Hayatı bir hediye gibi karşılamak diye bir laf var.

Ben bunu değil, olduğu gibi yaşamak, fazla kasmamak şeklindeki özeti, mottoyu daha seviyorum...

Otuzbeşimden sonra anlamaya başladığım şeylerden biri bu.