Nereden Başlasam...

 

Nereden başlasam bilemiyorum.

Böyle durumlarda yazının başına oturmadan önceki birkaç şeyi yazmak işe yarar genelde.

 Mutfağı topladım. Serçeler için pencere önüne bir şeyler koymuştum. Seslerini duyunca oturdum ve onları bekledim. Sabahleyin adeta birbirleriyle kavga etmişlerdi kırıntılar için. Çok şekerdiler. Bu kez gelen olmadı. Ellerimi kurularken artık yazmam lazım dedim.

Kahve yapalım mı dedi evin beyi, yap dedim. Epey yorulmuşum, çalışma odasında yere oturdum. Minder gibi bir şey yaptım altıma, sırtıma da bir yastık.

İzmir'den Ayrılmak Zor Geliyor

 Depremden sonra 3-4 gün kendime gelemedim. Halen de gecenin bir vakti -hangi öküzlerse- güm diye dış kapının çarpılması, yoldan geçen otobüs yüzünden titreyen koltukla ürperiyor, deprem mi diye etrafa bakıyorum...


Annem beni yalnız bırakma

Depremi Yaşamak

 Depremde annemde İzmir'deydim. Halen de beraberiz...

Çok kötü bir tecrübeydi.

Bu taraflarda hasar yok ama psikolojim hasarlı.


Burada Dursun: TACİZCİ SANATÇI OLUNCA TACİZCİ OLMAZ MI?

"Bu iki tecavüzcü ve işkencecinin bu kadar pervasızlıkla savunulmasında metin kaçan’a leman çevresi, alp buğdaycı'ya da murathan mungan tarafından örtülen zırhın büyük etkisi oldu.


nitekim bu olayın müsebbibi olduğu tek “edebiyat eseri” fındık sekiz değil. murathan mungan da daha sonra –bu olayın ortaya çıkmasının sorumlusu gördüğü için- beni ve bir başka feminist arkadaşımı, başka karalamak istediği kadınlarla birlikte alaya aldığı bir roman yazdı. metis yayınları bu romanı yayınlamanın onuruyla yetinmedi, bir kopyasını o arkadaşıma gönderdi, o da “ticaretinize katkım olsun” yazılı bir notla romanı geri postaladı."


Ama öncesinde bu yazı: Mutlaka okunacak: 



( Eylülde yayınlayamadığım yazı/not)