Cortazar'dan Seçme Öyküler ve Patrick Süskind'den Parfüm ve Kontrabas Ve Artankara Sanat Fuarı

 



Cortazar'ı evvelden duyup ancak geçen ayın başında okuyabilmiştim. Marquez'in etkilendiği isim olarak söylenegelir, onun fantastik diye nitelenen öykülerini sevdim, çok güzellerdi. Daha fazla Cortazar okumalı.

Süskind'in Parfüm'ü de aklımdaydı. Yayınlandığı dönem bayağı ses getirmiş. Güzeldi ama Kontrabas'ı daha çok sevdim. Kontrbas, geçen sezonda Ankara Devlet Tiyatrosunun oyunları arasındaydı. Belki gideriz derken kapandı tiyatrolar da. Ben de kitabını okudum ve sevdim. Bir enstruman hakkında böyle derin bilgileri kurguyla güzelce birleştirmesi çok hoşuma gitti. Belki kontrabas çalıyordu Süskind.  Parfüm'de de ortaçağ tarihçisi olmasından yararlanmış.

Eskisi gibi detaylı tanıtım yazıları yazamıyorum artık, daha çok  okundu arşivi gibi oluyor. Ama iyiye iyi kötüye kötü demeye devam.

Mesela Artankara resim sergisi oldukça vasattı. Birkaç usta ( her bilinen adın işleri de güzel olmuyor tabii, sürekli aynı şeyleri boyamaktan usanmayanlar var, on yıllardır, sergideki isim yapmış her ressamı tanıyan beyfendiyle bayağı tartıştık bunu, sonunda bana hal verdi ama:)) Bir köşeye demir attıktan sonra kendini hiç yenilemeyenler kendilerine büyük sanatçı diyor, bir çevrim bu aslında, körler sağırlar birbirini ağırlar modunda kapalı bir çevre içinde dönüyor birçok işler maalesef.

Onun dışında kendi ruhu olan eserler yok denecek gibiydi, hep bir taklit, bir birbirinin aynı olma durumu  sanatçı adlarını çıkarın, hepsini bir kişi yapmış sanabilirsiniz.

Bedri Baykam bir alanda sunum yapıyordu, ilgimi çekmiyordu zaten, en son duyduğum 9 yaşinda resim yaparkenki fotografının slaytını gösterdiğiydi. Ne bileyim işte.

Neyse, beyfendi Mehmet Aksoy hayranı. Ben de severim. Selçuk'ta meydandaki işini görüp gezmiştik "içinde".

Bu sergide de nedense şu işi beni çok kendine çekti.



Diğer ilgimi çeken birkaç eseri de şöyle ekleyelim.

Sanat, tam sanat bambaşka bir şey. İnsanı güzelleştiriyor, olgunlaştırıyor. Allahın bile Sani ve Müzeyyen isimleri- sıfatları yok mu?..

Mehmet Aksoy


Musa Güney

Ertuğrul Ateş






Süleyman Saim Tekcan

Hasan Kıran'ın baskı eseri


NARDA'NIN BAHAR TEMİZLİĞİ

 

Bitti.

Önemli bir kısmı. Sanırım.

Bence iyi bir başlangıç oldu en azından. Birkaç çizik, burunda bir morluk, çene kemiklerinde ağrıya sebep olduysa da.

Tabii Jung'a bakarsak en az bir yüzyıllık, genelde de binyıllık bir birikimi temizlemek gerekiyor.

Yazının sembolikliğini burada noktalayalım.

Güncele dönelim.

YAZARIN BAHAR TEMİZLİĞİ

 

Yazarın Bahar Temizliği


Müsvedde klasörlerimi düzenlemeye kalkıştım.

Yolun başındayken -herkes gibi- ne acemilikler yaptığımı, şu anda asla beğenmediğim (kim yazarsa yazsın)  güzel bir şey yazacağım diye, E.M.Forster'ın deyimiyle "sözler tantanası"ndan başka bir şey yazmadığımı gördüm.

En çok da

RICARDO REIS'İN ÖLDÜĞÜ YIL

 

Saramago yine tatlı tatlı anlatıyor.

Geçen senelerde bir zamanda*, Lizbon Kuşatmasının Tarihi'ni okumuştum, blogda yazmış olmalıyım. 

Sevmiştim onu, ama Ricardo Reis'in Öldüğü Yıl'ı daha sevdim.

Gelelim romanın içeriğine.