Nev etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nev etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

BALKON CANDIR


            Arka balkonlara, plastik damacanalara doldurulmuş suları, çamaşır sepetlerini, mandal sepetlerini, küçük tüpleri, kurutulmuş biber ve patlıcanları, yedek ya da ikâme olabilecek her şeyi koymalarını seviyorum.

ANLAŞILMAYI BEKLEMEK



Yazıyı okuduğumda çok da iyi anlamamışım. Bunu hiç tanımadığım biri ile havadan sudan konuşurken fark ettim. Söz nasıl geldiyse geldi oraya. Aldı verdi,aldı verdi. 

Dışarıdan topa tutmak ne kadar kolay diye düşündüm.


Ve ne yazık ki aynı hatayı uzaktaki başkaları, başka düşünceler için ben de yapıyorum bazen. 





ARAF


Bazen, yaşamanın ağırlığı çöker.
Hangi taraf ağır basacak, sonuçta? Ölüm mü, onu umursamadan ya da ona razı olarak yaşamak mı?
Araf, cennet ile cehennemim ortası.
Araf'ın romanı yazıldı, ama bizim arafımızın değil.


SAÇMA

Böyle yaşayıp giderken…(bebeğinin ateşi çıkıp bütün gece ağlarken, patronundan zam isteyecekken, karın seni aldatırken, Mali'de halk, sadece karnını doyurmak istediği için öldürülürken, Beşiktaş taraftarı, ekranlarda bipli küfürler ederken, o adamın gözlerine bakmaktan kendini alamazken, sulu köfte yuvarlarken, o mesajı atıp atmamayı düşünürken, tuvaleti temizlerken…değil, ya da öyleyken…)

Böyle yaşayıp giderken, hayat sana hiç saçma gelmiyor mu, bir saniyeliğine de olsa?
Gelmeli.

GARİP

Çok garip, bazen, dünyadaki - karşıma çıkan ve çıkacak olan- bütün insanları, kadın-erkek  hepsini sevebilirmişim gibi geliyor. Kusurlarıyla, oluşlarıyla. Hiç şaşkınlık duymadan,soru sormadan ve müdahale ihtiyacı hissetmeden.

VİRGÜLSÜZLER SİZİ!


Son dönem okuduğum “yeni” metinlerde virgül kullanılmaması, benim buna hayret edişim ve sonra kendimi yadırgayışım ve derken Cioran’ın o sözü : Bir virgül için ölünen dünya düşlüyorum. ( Virgülsüz cümle mi olur len:p)

Lisedeyken bir edebiyat hocamız da şöyle bir cümle söylemişti: Ünlemini, soru işaretini, noktasını, virgülünü kaybetmiş insan. Sadece tırnak işareti kalmış.

Gerçekten de öyle bir insanlık, çoğunlukta: sadece kendisi, sadece kendi düşünceleri.

Ben küçük yazımın başına döneyim, kaldığım yerden devam:

Ve’yi kaldırıp  virgül koydum. Virgülü sildim, tekrar “ve” koydum. Hangisi olmalı, düşünüyorum.


ÖĞRENMENİN YAŞI YOK



Bazı kadınların, acıtacağını bildiği halde, gidip gidip "aynı tip" adamları bulduklarına inanıyorum artık. Belâyı çekmek gibi diyorlar ya…Aynısı erkekler için de söz konusu olabilir…

*

Bazı genç kadınların, kızların neden kendilerinden oldukça yaşlı erkeklere âşık olduklarını da anlayabiliyorum.


*

İntikam almaya başladım.

**
Bir şairin hayat hikayesini okuyorum.

Bir insanın hayat hikayesini okuyorum.

**

O KADIN

Durakta. Genç,güzel,zarif. Oğlu yanında. Şalvarlı,yaşlı bir kadın durağa yaklaşıyor, bir şey soruyor. Bekle,diyor genç kadın, “Ben senin araban gelinceye kadar gitmeyeceğim.Seni bindireceğim önce.” Birlikte beklediğimiz otobüse binmiyor. Bense biniyor ve cam kenarına yerleşip bakıyorum. Gerçekten de yaşlı kadını bindirmeden kendi otobüsüne binmeyecek, biliyorum.