İzmir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İzmir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Güzeldi İzmir'de Olmak


 Buz gibi geçen ilk haftanın tersine tatilin ikinci haftası hava çok güzeldi. Aşağıdaki kareler de o güzel günlerden kalanlar... Nasıl iyi geldi... Ama çabuk bitti. Ne inanılmaz değil mi?

İZMİR'DE KADINA...

Şekspir yazısı hazır ama güzel İzmir'e gelince araya sıkışması kaçınılmazdı.

Bizim dikkatimizi çekti.

KISA KES!

16. İzmir Kısa Film Festivali 17-22 Kasım arasında.



Sinemayla soğuyan aramı düzeltebilir belki.



Etkinliğin web sayfası:


http://izmirkisafilm.org/tr




İzmir 'i Gezmek

Geçtiğimiz hafta  sonu, Marshall yardımı sayesinde(!) Amerikan arabaları için yeni geniş yollar açılmak suretiyle yok edilen bir tarihi yakaladık kıyının yanı başındaki İzmir'de...

BALKON CANDIR


            Arka balkonlara, plastik damacanalara doldurulmuş suları, çamaşır sepetlerini, mandal sepetlerini, küçük tüpleri, kurutulmuş biber ve patlıcanları, yedek ya da ikâme olabilecek her şeyi koymalarını seviyorum.

SİMİRNA CİNAYETLERİ


Okumalarımı eski çeşitliliğine kavuşturmak adına polisiye ve felsefe okumaları yapmaya karar vermiştim. Evvelsi hafta bir Agatha Cristie almıştım ki ertesi gün, haftalık edebiyat atölyemizde, gelecek söyleşinin konusunun polisiye roman olacağını öğrendim. Yuppii J Daha güzeli ise o hafta dersimize misafir olan kişinin, söyleşinin de konuğu olan Suphi Varım olmasıydı. Kendisinin iki polisiye kitabı çıkmış bir ekonomi doktoru olduğunu da ekleyelim unutmadan. İşte, hazır polisiye okuyacakken yeni bir yazarın da tadını çıkarayım dedimJ

Evet efendiler, bir İzmirli olarak Suphi Varım ismi kulağımıza çalınmış olsa da, kitapla tanışma hikâyemiz kısaca böyleJ

Başından sonuna kadar kendini okutan, acaba katil kim ya da kimler ve niçün yaptı bu hayınlıkları diye merakınızın eksilmediği bir polisiye Simirna Cinayetleri. Bir yığın karakter, her an yeni bir olayın gerçekleşmesi  ya da durumun keşfedilmesiyle işlerin karıştığı bir olaylar yumağı.

ENTEL NARDA İŞ BAŞINDA :P


İki haftadır entelliğin tavanına vardım,siz de engin deneyim ve görüşlerimden eksik kalmayın dedim, başladım yazmaya :p

Şaka bir yana, artık bi' tarafımızı kaldırıp hayatın renklerini içinden gözlemek lazım di mi?

Yeni slogan da şu: Hayat 35'imden sonra başlayacak :p

Efendim önce evvelsi ve geçen haftalarda iki arkadaşımla buluşup güzelinden uzunca sohbet etmeyi becerdim: Biri şu güzellik (üstelik de burçdaş çıktık, daha ne olsun:p) Diğeri de bu. Geç de kalmış olsam bu güzel buluşmalar için  ikisine de teşekkür ediyorum. Ve ekliyorum, en azından İzmir'li blog yazarları olarak daha sık buluşmalıyız.

Güzel bir haber de kitapları çıkan arkadaşlarım ve onların tanıtım-kutlama etkinlikleri. Bunlardan en sonuncusu için geçtiğimiz cumartesi  (Nesrin İnankul'un yeni şiir kitabının tanıtım etkinliği için) Karşıyaka Ziya Gökalp Kültür Merkezindeydim. Veysel Çolak'ın yıllardır belediye bünyesinde gerçekleştirdiği şiir atölyelerinin tatlı meyvelerinden biriydi bu. Metin Bey ve Nesrin Hanım için arkadaşlarının düzenlediği bu samimi ve güzel etkinlikte, kitapların artısı ve eksisiyle açık açık irdelenmesi ve eleştirilmesi çok hoşuma gitti doğrusu. Nesrin Hanım'ın kitabı Gülyaşı'nı Cevdet Yüceer, Metin Soydeveli'ninkini MazharAlphan Bey irdelediler. (Bu arada en kısa sürede Mazhar Bey'in son kitabını okumak istiyorum. Mühür Kitaplığından)

Bu arada Nesrin Hanım'ın bu kitabının imge ağırlıklı ve daha başarılı, duru,özgün şiirlerle dolu olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Yıllardır emek verdiği şiirde daha ileriye gideceği aşikâr. Onun gibi çalışkan ve canayakın birisini tanıdığım için kendimi iyi hissediyorum J

Evet, bakalım başka ne havadisler verebilirim :p

İZMİRLİLERİ BİLGİLENDİRİYORLARMIŞ; HANGİ YÜZLE!



Otobüslerin "kentkart dıtlatma" cihazı yakınlarına koymuşlar el ilanlarını. Arkaya doğru ilerlerken aceleyle aldım. Her zamanki gibi balık istifi gideceğimizden sadece başlığa göz atıp çantama tıktım. Bu arada  ellili yaşlarında irice bir adam bağırdı: Arkaya doğru ilerleyin ya!

....(Bu üç noktada bir klasik İzmir belediye otobüsü vakası saklı ama lafı uzatmıyorum.)

Akşam eve döndüğümde o el ilanını inceledim. Altını çizdiğim yerler bile oldu, düşünün yani. 






1. ...yıllardır... emeğimizi  ortaya koyuyoruz: Harika bir duygu sömürüsü

TOPLU EZİYET ARAÇLARI

Sağolsun İzmir'de belediyeye ait toplu ulaşım araçları hiçbir zaman "hareket çizelgelerine" uymak gibi bir eylem içerisinde olmamışlardır. Eshot bununla övünüyor sanırım. Gaziemir'de çalıştığım 8 ay boyunca bir tek gün yoktu ki otobüs zamanında gelsin ve ben işe geç kalmayayım! Yeminle söylüyorum patron kendi aracını servis gibi kullanmaya başlamıştı benim yüzümden!Yani Eshot yüzünden! Hareket memurluğuna gidip"ahval" bildirmediğim hafta olmamıştı. En sonunda "nereye şikayet edersen et!" lafını bile duymuştum. O kadar "rahattılar" yani! En son işim için de servisten önce otobüs kullanmam gerekiyordu ve maalesef yine değişen birşey yoktu!

Şimdi de metro yüzünden- yılan hikayesini de geçen metro yüzünden-  5 dakikalık mesafeye 25 dakikada ulaşıyoruz! Yılan gibi kıvrıla kıvrıla, sallana sallana. Bir de sıcak...

Zavallı güzel İzmir'im , layık olduğun  güzelliklere ve hizmete ne zaman kavuşacaksın?

İZMİR'DE BU SABAH



Bir uyandım, güneş pırıl pırıl. İzmir İzmirliğini yapıyor yine bu hafta. Termometreler 17 derece selsiyusu gösteriyor. Mis gibi. Durulur mu boş evde?



Hemen bir bakkal makyajı, saçlara bir fırça, hop dışarısı… Arkadaşlar müsait olmadığına göre cinsimizin gizli genine dayanarak ufak tefek bir alışveriş yaparız dedik.