Sağolsun İzmir'de belediyeye ait toplu ulaşım araçları hiçbir zaman "hareket çizelgelerine" uymak gibi bir eylem içerisinde olmamışlardır. Eshot bununla övünüyor sanırım. Gaziemir'de çalıştığım 8 ay boyunca bir tek gün yoktu ki otobüs zamanında gelsin ve ben işe geç kalmayayım! Yeminle söylüyorum patron kendi aracını servis gibi kullanmaya başlamıştı benim yüzümden!Yani Eshot yüzünden! Hareket memurluğuna gidip"ahval" bildirmediğim hafta olmamıştı. En sonunda "nereye şikayet edersen et!" lafını bile duymuştum. O kadar "rahattılar" yani! En son işim için de servisten önce otobüs kullanmam gerekiyordu ve maalesef yine değişen birşey yoktu!
Şimdi de metro yüzünden- yılan hikayesini de geçen metro yüzünden- 5 dakikalık mesafeye 25 dakikada ulaşıyoruz! Yılan gibi kıvrıla kıvrıla, sallana sallana. Bir de sıcak...
Zavallı güzel İzmir'im , layık olduğun güzelliklere ve hizmete ne zaman kavuşacaksın?
rezillik diz boyu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
rezillik diz boyu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BANKACILAR VE EMLAKÇILAR NEDEN YALANCIDIRLAR?
(1. Lütfen, her zamanki gibi bu bir genellemedir, istisnaların kaideyi bozup bozmadığını da tartışmayacağım.
2. Yaşanmış hikâyenin ta kendisi.)
Gepetto Usta’nın çamından bulsak da genetikçilere versek, insan genleriyle oynuyorlar, bari yalanları binbir türlü alete ve dahiyane gözlem gücüne kalmadan yakalayıvereceğimiz burun genleri türetseler!
Geçenlerde burada avukatların yalancılıkları hakkında ilk elden bir yazı okumuştum. Bu başlık onu çağrıştırsa da o yazıyı okumamla bir ilgisi yok.
Başlığın bizzat yaşadığım ve son haftalarda da tekerrür eden olaylarla ilgisi var. Dolayısıyla bu yazı bir “dök içini ve rahatla biraz” yazısı olacak.
Kapitalizm almış başını gidiyor. Var mı buna dur diyecek babayiğit? Ben dur diyorum, elimden geleni yapıyorum ama sistemin tamamen dışında kalamıyorsunuz: Alın teri ile kazanılmış üç-beş kuruşunuzu bir şekilde “bankada” tutmak zorunda kalıyorsunuz. Size “şu limite kadar x hesabına para yatırıyorsunuz ve şu kadar zamanda y getirisi var.” Diyorlar. Bir şeyleri imzalıyorsunuz ama benim gibi okuyun önce ha, yoksa o limiti aştığınızda y getirisinin altına düştüğünü bilemeyip vaad edilen getiriyi boşuna beklersiniz… Ayıldım, gözlerinin içine bakarak sordum ve yatırdığım paranın miktarını yeniden düzenledim. Bu banka maceralarım arasında en acısız ve en son örnekti:)
Aslında beni sinir eden tüm kurum ve kuruluşların adlarını da yazmaktı başlangıçtaki niyetim. Ama malumunuz ülkemizde “sansür ve cezalandırma özgürlüğü var”, büyük balıklar lehine .
Bir başka bankada dakikalarca boş bir sandalyeye bakıp benimle ilgilenecekler mi diye kendi kendinizle iddiaya giriyorsunuz. Sonuç okkalı bir küfürle ayrılmak:) Ama o bankanın Urla şubesine hayran kaldığım için bu şubede hesap açmak istemiştim. Demek ki o bütünlüğü yakalayamamış Hbank. Jobbank ise ta öğrencilik yıllarından kapı dışarı ettiğim bir bankadır. Yarım saat önce sadece TC numarası ile Hbank’ta hesap açmama rağmen karşı kaldırımdaki bu Jobbank ikâmetgâh da ikâmetgâh diye tutturdu. Neyse. Ha bir de kerli ferli,göbekli değilseniz yani kibar tabiri ile “bireysel müşteriyseniz” sıranızı beklemek zorundasınız. Ama gelecek meblağı duyduklarında birden “aman efendim,sepet efendim” cümleleri ile karşılanıyorsunuz: Ye kürküm ye.
Emlakçılar karşılarındaki kişiye göre renk değiştiren bukalemunlar. Z.alanındaki A.er Emlak, Özg. Emlak,buradaki m.emlak öyle en azından. İşiniz varsa ve benim gibi (tamamen değilse bile kısmen) tekerleği yeniden icat etmek zorunda olanlardansanız dikkat ediniz efem:) Bir emlakçının elindeki mülkün ipotek vb. durumlarını bilmemesi mümkün mü? Hadi sonradan öğrendi diyelim, bunu o anda müstakbel alıcıya söylemesi gerekmez mi?
Yine bir emlakçı,satış anlaşmanızda masraflar hariç şu fiyattan dediğiniz halde sonradan lafı çevirip masraflar size ait der mi? Size getirdiği müşteri kerli ferli göbekli ve Kayserili bir müteahhit olursa, ilerdeki muhtemel işlerin hatrına sizi satar ve masrafları size yıkmaya kalkabilir. Üstelik karşı taraftan alacağı komisyonu da azaltmıştır bu ilerdeki yağlı müşterinin gözüne girmek için. Bunlar da 10 gün içinde karşılaştıklarımdan sadece iki örnek.
Hiç üzülmedim, hepsinin canlarına okudum, bükemediğim ellere de tükürüp küfrettim.
Herkese dürüst ve kazançlı alışverişler efem.
NOT:Resimler paganmedia.wordpress'ten.
2. Yaşanmış hikâyenin ta kendisi.)
Gepetto Usta’nın çamından bulsak da genetikçilere versek, insan genleriyle oynuyorlar, bari yalanları binbir türlü alete ve dahiyane gözlem gücüne kalmadan yakalayıvereceğimiz burun genleri türetseler!
Geçenlerde burada avukatların yalancılıkları hakkında ilk elden bir yazı okumuştum. Bu başlık onu çağrıştırsa da o yazıyı okumamla bir ilgisi yok.
Başlığın bizzat yaşadığım ve son haftalarda da tekerrür eden olaylarla ilgisi var. Dolayısıyla bu yazı bir “dök içini ve rahatla biraz” yazısı olacak.
Kapitalizm almış başını gidiyor. Var mı buna dur diyecek babayiğit? Ben dur diyorum, elimden geleni yapıyorum ama sistemin tamamen dışında kalamıyorsunuz: Alın teri ile kazanılmış üç-beş kuruşunuzu bir şekilde “bankada” tutmak zorunda kalıyorsunuz. Size “şu limite kadar x hesabına para yatırıyorsunuz ve şu kadar zamanda y getirisi var.” Diyorlar. Bir şeyleri imzalıyorsunuz ama benim gibi okuyun önce ha, yoksa o limiti aştığınızda y getirisinin altına düştüğünü bilemeyip vaad edilen getiriyi boşuna beklersiniz… Ayıldım, gözlerinin içine bakarak sordum ve yatırdığım paranın miktarını yeniden düzenledim. Bu banka maceralarım arasında en acısız ve en son örnekti:)
Aslında beni sinir eden tüm kurum ve kuruluşların adlarını da yazmaktı başlangıçtaki niyetim. Ama malumunuz ülkemizde “sansür ve cezalandırma özgürlüğü var”, büyük balıklar lehine .
Bir başka bankada dakikalarca boş bir sandalyeye bakıp benimle ilgilenecekler mi diye kendi kendinizle iddiaya giriyorsunuz. Sonuç okkalı bir küfürle ayrılmak:) Ama o bankanın Urla şubesine hayran kaldığım için bu şubede hesap açmak istemiştim. Demek ki o bütünlüğü yakalayamamış Hbank. Jobbank ise ta öğrencilik yıllarından kapı dışarı ettiğim bir bankadır. Yarım saat önce sadece TC numarası ile Hbank’ta hesap açmama rağmen karşı kaldırımdaki bu Jobbank ikâmetgâh da ikâmetgâh diye tutturdu. Neyse. Ha bir de kerli ferli,göbekli değilseniz yani kibar tabiri ile “bireysel müşteriyseniz” sıranızı beklemek zorundasınız. Ama gelecek meblağı duyduklarında birden “aman efendim,sepet efendim” cümleleri ile karşılanıyorsunuz: Ye kürküm ye.
Emlakçılar karşılarındaki kişiye göre renk değiştiren bukalemunlar. Z.alanındaki A.er Emlak, Özg. Emlak,buradaki m.emlak öyle en azından. İşiniz varsa ve benim gibi (tamamen değilse bile kısmen) tekerleği yeniden icat etmek zorunda olanlardansanız dikkat ediniz efem:) Bir emlakçının elindeki mülkün ipotek vb. durumlarını bilmemesi mümkün mü? Hadi sonradan öğrendi diyelim, bunu o anda müstakbel alıcıya söylemesi gerekmez mi?
Yine bir emlakçı,satış anlaşmanızda masraflar hariç şu fiyattan dediğiniz halde sonradan lafı çevirip masraflar size ait der mi? Size getirdiği müşteri kerli ferli göbekli ve Kayserili bir müteahhit olursa, ilerdeki muhtemel işlerin hatrına sizi satar ve masrafları size yıkmaya kalkabilir. Üstelik karşı taraftan alacağı komisyonu da azaltmıştır bu ilerdeki yağlı müşterinin gözüne girmek için. Bunlar da 10 gün içinde karşılaştıklarımdan sadece iki örnek.
Hiç üzülmedim, hepsinin canlarına okudum, bükemediğim ellere de tükürüp küfrettim.
Herkese dürüst ve kazançlı alışverişler efem.
NOT:Resimler paganmedia.wordpress'ten.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



