Öykü hakkında hiçbir tartışmaya girmedim, girmiyorum. Bunun iki sebebi var, tartışmalar beni ilgilendirmiyor, önemli olan yaptığım işi iyi yapabiliyor muyum, öyküyse öykü, romansa roman... Diğeri de bir konuda tartışabilmek ve başkasını ikna edebilmek için o konuya tüm yönleriyle vakıf olmam gerekir ki bunu hiç iddia etmiyorum....
"Gündelik hayatın kokuşmuşluğundan sıkılan bir insan soluğu
edebiyatta alır. Ancak, geldiği yeri "geçmiş" olarak sırtında taşıyan
insan o kokuşmuşluğu üzerinden atamazsa, yani mayasında edebiyatın kökü
"edeb" yoksa, o kişi edebiyat dünyasına alınmaz. Fakat bir defa adım
attıktan sonra, dışarıda da çıkarmaz. Tam da edebiyatı üretemediği bu aşamada,
üzerindeki kokuşmuşlukta kendini tüketmeye başlar. İşte tam da burası, edebiyat
olanın konuşmaya başladığı yerdir.
Bir yazar, jüriden rahatsızsa, "özgür" bir insan
olarak, bu yarışmaya katılmayabilir. Kimse onu zorlamaz.. Doğan Hızlan ismi
yarışmanın başında açıklanan jüri listesinde var, sonunda da. Sürpriz değil...