17 Kasım 2012

İZMİRLİLERİ BİLGİLENDİRİYORLARMIŞ; HANGİ YÜZLE!



Otobüslerin "kentkart dıtlatma" cihazı yakınlarına koymuşlar el ilanlarını. Arkaya doğru ilerlerken aceleyle aldım. Her zamanki gibi balık istifi gideceğimizden sadece başlığa göz atıp çantama tıktım. Bu arada  ellili yaşlarında irice bir adam bağırdı: Arkaya doğru ilerleyin ya!

....(Bu üç noktada bir klasik İzmir belediye otobüsü vakası saklı ama lafı uzatmıyorum.)

Akşam eve döndüğümde o el ilanını inceledim. Altını çizdiğim yerler bile oldu, düşünün yani. 






1. ...yıllardır... emeğimizi  ortaya koyuyoruz: Harika bir duygu sömürüsü


Sanki ameleler, hamallar, şantiyedeki mühendis, inşaat teknisyeni olan kuzenim, göçük tehlikesiyle burun buruna çalışan madenciler, kâğıt toplayıcıları, kar-kış demeden arazide terörist arayan astsubaylar,subaylar, fırıncılar… emek harcamadan para kazanıyorlar bu şehirde ve ülkede...

2. ...yarın ne olacağız korkusundan kurtulmak için: harika bir ortak duygu paydasına götürme cümlesi (iletişim ve pazarlamacılar bu metodun adını daha iyi bilirler,ben bilmiyorum.)

Ülkedeki işsizlik sorunu malum. Çoğumuzun ya kendisi, ya bir yakını özel sektörde, sözleşmeli işlerde çalışıyor. Bu kaygı herkeste tanıdık. Kullan o halde bu cümleyi, mutlaka yakalayacaktır karşıdakini bu duygu!

3. ... bağıtladık:  Bu "öztürkçe" kelimenin çağrıştırdıklarına bu blog yazısı yetmez bence.

4. ...çıkılan ihalede İzelman'dan daha düşük bir bedelle teklif vermiştir...

İhalelerin amaçlarından biri de bu değil mi? İstenilen standartlardaki işi daha uygun maliyetle yapacak ehil firmanın belirlenmesi. Eee, neyin hesabı bu ?

5. ...DENİZ FENERİ olarak bilinen şaibeli…: İşte bir toplumsal aşil topuğu daha! Bundan güzel imaj olur mu beyinlerde karşı firma için! Bravo! Hem de büyük ve kalın harflerle!

6. ...Bizler köle değil örgütlü işçileriz:

Peki her gün ve hemen her saatte balık istifi gibi otobüslerde gidip gelmek zorunda kalan, yerine göre şoförlerden hakaret işiten Balçova ve İzmir halkı köle mi?

7. …İzmirlilerin sırtından ve bizlerin alın terinden milyonlarca lirayı alıp götürmelerine seyirci kalmaya…

Yorum bile yazmamalıyım bu cümleye ama hadi tersini yazalım: İBB,Eshot,İzelman ve benzerleri, bu güzel şehrin güzel insanlarına en güzel hizmeti  vereceğine İzmirlilerin sırtından ve hoşgörüsünden geçinmekte, sıkış tepiş otobüsleriyle (ve bitemeyen metrosuyla) alnından ve başka taraflarından ter akıta akıta  selam etmektedir!

8. ...vahşi bir rekabet ortamı yaratarak…: Yine çok güzel duygusal bağ kurma örneği.

Günümüzde hangimiz kapitalizmin,rekabetin ezici çarklarından şikayetçi değiliz ki?

9. ...Onlar için hizmet değil kâr önemli olduğundan ...

Yine aynı metod. Bravo bu broşürü hazırlayanlara!

Sizden harika bir hizmet görüyoruz ya yıllardır, ay n'olur gitmeyin, bizi bu vahşilerin insafına bırakmayın! (İç seslerimden en asabi olanı ekler: E o kadar İzmir'e hizmet sevdalısıysanız 3 kuruş aşağı verin siz de ihalede!)

10. ...Bu şirketlerin bir tanesinde bile sendikalı işçi yoktur çünkü izin vermezler:  Doğrudur.

Hangi işveren işçiye sahip çıkıyor ki onlar da çıksın. Yine de kanıt göstermeniz gerekebilir,size dava açabilirler bu cümleniz yüzünden.

11. ...İzmirlilere zarar vermesine izin vermeyeceğiz : Ba ba ba, koruyucu güce bak! 

 Yine de teşekkürler İzmirliyi düşündüğünüz için. Keşke hizmet ederken (!) de bunu bir an aklınızdan çıkarmasanız. Hem İzmirli gerektiği zaman gereken cevabı iyi verir, siz korkmayın rekabetten aslanlar! 

12. ... Bu konuda temel sorumlunun Hükümet olduğunu düşünüyoruz : Yorum yapmıyorum. Siyasetten iğreniyorum çünkü. (Ama şunu sorayım lütfen: Hükümet mi balık istifi gitsin bu İzmirliler diyor? Sadece sefer sayısının bir ya da iki artması gerek. Bana değil YÖN-EYLEMCİLERE sorun, ben Kalite Yönetiminde uzmanım!)

13. ……şehrimize ve örgütlü topluma sahip çıkmanızı bekliyoruz:  Bak keşke o dediğinden bizde olsaydı: örgütlü toplum. Layık olduğu hizmeti almaya odaklı ve onun için örgütlü.




Aha da bunlar benim "TOP 5"ım:

 31.  numaralı entry:…..

bir tane izmirli gösterin ki bana bu insanlıktan nasibini alamamış güruh sebebiyle mağdur duruma düşmemiş olsun.
……..
bu magandaları şikayet etmekten çekinmeyin. çekinmeyin, çünkü gün geçtikçe insanların tepesine çıkmaya başladılar.

35. sabah ilk servisleri mutlaka ama mutlaka bin senelik sanos (görmen lazım öyle böyle değil) otobüslerle yaptıran kuruluş.

çok süper bir hat anlayışı vardır...misal balçova ya geleceksin, seni sike sike fahrettin altay'da indirtip bir evet bir tane 169 nolu otobüse mahkum eder...169 no lu otobüsü de görmeyen bilemez...80 lerdeki hale gelmiştir otobüs yoğunluktan...şöför durağa yaklaşırken iki kolunu yanlara açıp, otobüsün içini gösterip "ne yapayım abi" der gibi baş sallayıp durmadan geçer gider...
çünkü otobüsün artık kapısı yoğunluktan açılamayacak haldedir...rezil bir kurumdur.

(benim notum:   986 ile hat sayısı 2 oldu. Nasıl ferahladık bilemezsiniz (!))


51. sık sık arıza yaparak bizi çileden çıkaran metro'ya olan önemi arttırmak için egekent'teki 142, 143, 242 gibi hatları kaldırarak bornova, karşıyaka, bayraklı gibi semtlere ulaşımı zorlaştıran, dolmuşçuların ekmeğine yağ süren, iki otobüs arasının 35-40 dk ara ile olması sebebiyle sabahları işe geç kalmamızı sağlayan izmir büyükşehir belediyesi'nin utanç verici şirketidir.


53. izmir'in en ama en kötü tarafı taşıma konusundaki beceriksizlikler bundan eminim.
alsancak'tan otobüs garına gitmek için bile saatlerce bekliyorsunuz. duraklar bakımsız.

54. 'bir otobüsü en fazla kaç yolcuyla doldurabiliriz?' türünde deneyler yapmaktadır.
buca'dan karşıyaka'ya, sadece yarım saatte bir mi otobüs verilir be insafsızlar?

http://www.uludagsozluk.com/k/eshot/3/



Son notlar: İzulaş ve İzelman'ın web sayfalarına girin, Vizyon ve Misyon sayfalarına tıklayın. Mangalda kül bırakmamışlar. 


15 yorum:

  1. Devir mangalda kül bırakmayanların, bol laf yapıp hiç bir şey yapmamayı bir halt sananların devri.

    Halkı düşünerek bu tarz işin altına giren kimse olmayacağı gibi gerçek anlamda iş yapmaya çalışanlar da kirli örneklerle benzeştirilerek hr zamana kaybettirilmiştir. Keşke bu tip ilanları okuyan herkes sizin gibi analiz ederek tepkiisni gösterip hadlerini bildirebilse... Gülüp geçmeden vatandaş olmanın verdiği sorumluluğu hissedebilse. Belki bu tip iş yapanlar az da olsa utanır..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bugün, bir arkadaşla yine bu konuyu konuşuyorduk (yazı çarşamba gününe aitt aslında) Benzer şeyler söyledik...Ama neden tepkilerimiz sadece konuşma içinde şikayetler olarak kalıyor?.. Sonunda beni teve'lerde eylem yaparken görürseniz şaşırmayın...Daha yazacaktım ama üstteki konu beni mahvetmiş durumda şu an...Ama size iyi akşamlar diliyorum...

      Sil
  2. İzmir'deki belediyecilik konusunda vladimir ve seninle görüşlerimizin pek uyuşmadığı malum. Hani gene belediyelere atıp tutuyor olsan, bir şey demem. Haklı yanlarınız olduğu kadar abarttığınız noktalar var, der geçerim. İzmir'in yönetilememe sorunu, aslında 60 lı yıllara kadar uzanan bir konudur. ÖZfatura, Çakmur, Priştina da partisine bakılmadan bu zincire eklenecek isimlerdir. (Ben Özfatura ve Çakmur'u tek geçerim bu konuda) KAldı ki Türkiye'de yönetim sorununun kronik olduğu düşünülecek olursa, ana hastalığın aslında "insan kalitesi"nde olduğu aşikardır.
    AMma son yaşanan krizin ve o el ilanının konusu bu değil. Ve o ilana ilişkin saydıklarının hiçbirisi seni haklı kılmaz. Hatta cevap olarak, Nagihan sıkı saçmaladığının farkında mısın, bile dedirtir insana. Ekşi sözlüğe gerek yok, metro ve hızlı trene bağlı aktarma sorunlarını en fazla yaşayan insanların başında geliyorum. Basit bir çözümü nasıl bok ettiklerini de yaşıyorum. Kent planlamacılığıdan habersiz üç- beş salağın yaptığı uygulamaların sonuçlarını da çekiyorum. Ama bütün bunlar da şu an yaşanan sorunun ya da olabilecek sorunların cevabı değil. Elma- armut durumu. İŞçilerin özlük hakları, çalışma şartları, yaşanacak taşeronlaştırma, sendikasızlaştırma, işten çıkarmalar da kötü yönetimin sebebi değildir. Beni ne Deniz Feneri'nin bilmem hangi yöneticisinin şirketi ne de İzulaş'ın alamadığı ihale ilgilendiriyor. Beni çalışanların yaşayacakları sıkıntılar ilgilendiriyor. İşçilere vayy sen memleketin hali ortada iken ne hakla bu lafları edersin demek, tek kelime ile izansızlıktır. Kim sendikalı, sendikalı olma sen de demek, ayıbın dik âlâsıdır.
    KIsa not: Şu belediye otobüslerinin eskiliği meselesine gelince. Koca bir şehir efsanesi. Beş yaş altı araç ortalaması en düşük belediye İzmir Belediyesidir. Bilginize. Haa bir de İstanbulluların yediği metrobüs kazığını yemektense, ben beş yaşın altındaki araçlara binmeye de razıyım. (Beş yaş, şehir içi toplu ulaşım araçlarında baz alınan yaş ortalamasıdır. Beş yaşaltı araç sayısı kadar yeni araç alım ihalesi yapılır.)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Usta, senden böyle bir yorum bekliyordum zaten.... Sen meselenin o yönüne odaklanıyorsun - söylediklerinde haklısın- ama ben de kendi yaşadıklarıma odaklanıyorum. Benim yaşım da,İzmir'de bulunma sürem de senin tecrübelerini karşılayamaz. Ama iş üç-beş salağın beceriksizliğinden ötede olmalı, yoksa geri kalan 50-100 akıllı halledemiyor?.. Canım sıkkın olduğu için konuya da odaklanamıyorum aslında ama bu cevabı da yazdım işte...

      Sil
  3. bir de "siz de sendikalı olmayın" anlamında söylemedim kesinlikle. Keşke herkes patronundan "korkmadan" bir sendikaya üye olabilse...Ben kendim yıllarca "işçi" kadrosunda çalıştım, her şeyin farkındayım.

    Burada özetle söylemem gereken " siz - bana hakaret etmiş onlarca şoför ve hareket memurunuz ile empati kurmamdan uzaklaştınız" da olabilir. Nesnel olamadığım için üzgünüm.

    YanıtlaSil
  4. Objektif bir bakış açısı..
    Ama İzmir marka kentler yarışında çok gerilerde kaldı.Alt yapı ve trafik sorunları hızla büyüyen bir kent olma yolunda.Ayrıca Vizyon ortaya koyacak bir yerel yönetim de yok İzmir'de.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hangimizinki objektif :)

      Bu yerel yönetim konusunda Avram ustayla biz Obama ve Romney gibi çarpışacağız bu gidişle ama bendeki münazara yetisi(!) Avram ustayı geçemeyeceğinden pısıyorum şimdilik:)

      üzülüyorum İzmir'in potansiyeline rağmen hak ettiği yerde olamayışına..

      Sil
  5. MAhallenin zencisi ben oluyorum bu durumda, işçi hakları ile yönetim sorunlarını birbirine karıştırmadığım için.. Peki saldırıya uğrayan ve hakarete maruz kalan yüzlerce şoförü ne yapacağız? Kaldı ki mesele empati kurmak meselesi de değil. Kimse empati kurmak zorunda değil, ben de kurmuyorum. Sadece işçilerin derdinin sosyal ve ekonomik hakları olduğunu, bu meselenin de Belediye Yönetiminin beceriksizliği ile özdeşleştirilerek eleştirilemeyeceğini söylüyorum. Yöntem, kullanılan dil, dayanak yapılan gerekçeleri eleştirebilirsin, yanlış bulabilirsin buna da eyvallah. Ama bu, İzmir Belediyesinin belki de sonuna kadar savunacağım, biricik doğrusu olsa bile doğrudur diyeceğim, taşeronlaştırmaya engel olması, sendikal örgütlenmeye karşı olmayışı ve desteklemesi, sosyal ve ekonomik haklar bazında doğru duruş sergiliyor demekten de imtina etmem beklenmesin. CHP'li olmayı bırak Kemalist bile değilim. Bizim Sosyal Demokratlığın ne olduğunu bilmeyen Sosyal Demokrat(!)larımızı da hazzetmem en az sağcılar kadar. Ben sadece gördüğümü söylerim. O yüzden doğru olana bir itirazım olmaz. Bak, Balçova Belediyesine geçenlerde saydırdın bir dünya, haklıydın itiraz ettim mi?:)
    Bi de şu "marka" olma konusunu anlamıyorum. Nedir abi Allahaşkına Marka olmak? Gökdelenler, alışveriş merkezleri mi? Restaurantlar, gece kulüpleri mi? Hangi şehirler markaymış bir öğrensek? İstanbul ve Ankara mı? New York mu? Londra mı? Sultangazi mi, Dudullu mu? Pek bir severim İstanbulluların içine ettikleri o cânım şehri bırakıp, İzmirlilere akıl vermelerini..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. mahallenin zencisi olmak güzel bi' paye bence. lütfen imtina filan etme.

      bak marka deyince, azıcık mesleki alanıma girer, senin o dediklerini marka sananlar da var elbet ama o değil işin aslı bildiğin gibi. Ben markayı "karakter" olarak anlıyor ve anlatıyorum. İstanbul'un içine de dışına da ettikleri konusunda hemfikiriz ayrıca:p Ya, sana İstanbullular mı takılıyo hep yoksa, yazılarından olmasın sakın:p

      Sil
    2. Ben İzmir Belediyesinin çalışmalarını başarılı bulmuyorum, vizyon sahibi olduklarını asla düşünmüyorum. Herkes bir pozisyon kapmış orayı derin bri rehavet içinde doldurur gibi sanki. Malsesef CHP nin imajını iyice karalamak ister gibi faaliyetler içindeler. Metro da yaptıkları düşüncesizlikleri saymakla bitmez. Sanki 23 Nisan çocuklarına verseler onlar daha iyiy işler yapar gibi duruyor. Yazının her bir satırına ayrı ayrı katılıyorum. Özellikler bunların mağdur etmediği vatandaş var mıdır sorun yazının özeti gibi. Kesinlikle bir kez olsun mağdur etmedikleri yoktur. Çok iyi konuya değinmişsin.

      Sil
    3. :)

      bir de şu var, İBB, taşeronlaşmayı kaldıracağız,kaldırdık diyor ama sonra öğreniyoruz ki 3'er yıllığına ihaleye çıkılmış. Ne anladım bu işten? Annemin bi lafı vardır " Hsap hesap hesap, oruç ramazana denk geliyor" diye...Tvnin birinde de İzulaşın çalışanlarının bir sıkıntısı da kendilerini işe alacağına söz veren bu yeni firmanın, şu aNKİ yüksek (gazeteci bunu şu şekilde tonladı: kendileri de piyasaya göre yüksek ücret aldıklarını kabul ediyorlar) maaşlarını veremeyeceğinden korkmalarıymış.Öyle dert dökmüşler gazeteci beye.Şaşırdım kaldım...

      Sil
  6. Yani ikiniz de zorla yaz dedirttiriyorsunuz. Deniz; konunun İzmir Büyükşehir Belediyesinin nasıl yönetildiği ile ilgisi yok. Konu İzulaş işçilerinin eylemi. CHP li olsun olmasın (umurum değil çünkü) belediye yönetimi ve yönetim problemleri değil konu. İstiyosan onu da tartışırız ama artık bu kadar da olmaz, insaf! dedirtmeyin bana. İşçiler hakları için bir bildiri yayınlıyor, belediyeyi eleştirmek için bahane yapıyorsunuz.
    Nagihan; fikir sahibi olmadan önce bilgi sahibi olsan.. İzulaş'ı kuran, ÖZfatura'dır. İzulaş bir BİT' TİR. Yeni ihale yasası ve Belediyeler Yasası çıkana kadar,(2003 sanırım) ihalesiz olarak anlaşma yapılırken, her iki yasada yapılan değişiklik ile tüm hizmetlerin ayrımsız ihale edilmesi şartı getirildi. Bu durumda, 365 günün 364 günü Sayıştay, İçişleri Bakanlığı, Başbakanlık müfettişleri ile boğuşan bir yönetimin ihale yasası ne diyorsa harfi harfine uymasından daha doğal ne olabilir? İzulaş'ın verdiği hizmeti ihale etmek zorunda.. etmezse neden ihale etmedin diye hesap sorarlar.. belediye kadrosuna alacak olsa İzulaş çalışanlarının hepsini ve İzulaşı feshetmeye kalkışsa, neden bunu yaptın der, hesap sorarlar.. Yapmasa bu sefer de siz hesap sorarsınız. Bu adamın halihazırda 300 küsur yıl ceza talebi ile yargılandığından haberdarsınız değil mi?
    Yeni şirketin şu anki maaşlarını vermeyecek olmasına ve işçilerin bu durumdan endişe etmesine neden şaşırıyorsun? Ücret bildiğim kadarı ile Sosyal ve Ekonomik Haklar başlığından henüz çıkarılmadı Anayasa'da. Ankara^dakiler kurufasulyeyi Bir liraya yerken laf etmezken bir de. işçilerin aldığı adam gibi (ne alıp ne almadıklarını bilmiyorum, inşallah yüksektir.) maaşın yüksek olup olmadığına ilişkin kısmı gazetecinin kendi yorumudur, tonladı ile yumuşatma bence.
    Klasik sağ propagandadır kamu kurumlarında çalışanların maaşlarının özellikle işçi maaşlarının yüksekliği..(Abim de Kamu işçisi idi, iyi bilirim. PEtkim'in gelin ne halde olduğunu ben size anlatayım, özelleştirildikten sonra. O yüksek maaşlı denilen adamların, atelyelerinde fabrikanın vanasından vidasına tüm yedek parçaları kendileri gece gündüz nasıl imal ettiklerini de.) Nasıl ve hangi şartlarda çalışıldığına bakılmadan sallanır, maaşları yüksek ondan kuduryorlar denir. Tekel işçilerine de aynı şeyi söylüyorlardı. Sonunda Şubat Ayında üstlerine tazyikli su sıktılar.NE oldu, tekelin depolarındaki tütünlerle beraber nerdeyse üstüne para verildi. MAden işçilerini 91 yılında Devrek- Ankara yolundaki yürüyüşlerini Jandarma barikatları, dipçiklerle durdurmaya kalkıştılar. Sebep, çok maaş alıyorlar. Ulan inşallah aylık 10.000 lira falan alıyorlardır. Ankara'daki domuzlar kadar alsınlar en azından. Ha gayret, on senedir oy kullanmayan BEN, ikinizin sayesinde inadına gidip bu adama oy vereceğim. 100 sene hapis cezasını da göze alıp feshetsin ihaleyi; alnından öpücem. Belki on işçiye daha yüksek(!) maaşlı iş verir.

    YanıtlaSil
  7. benim var izulaş çalışanı bir arkadaşım. sahil evlerinde bir villada yaşıyor. havuzlu, kocaman bahçeli... işçi demeye bin şahit ister. ne güzel manzara değil mi?

    ayol bildiğin işçi işte. iki çocuklu bir aile ve eşi de çalışmak zorunda geçinebilmek için. izulaş maaşı yetmiyor yani çarkı döndürmeye. ev kira, çocukları devlete ait bir kreşe gidiyor falan... bildiğin "işçi" yani. o gazetecinin ben aklına mı şaşayım, meslek ahlakına mı, şuursuzluğuna mı bilemedim yani :)

    bizde bana dokunmayan yılan bin yaşasın anlayışı var. işçi eylem yapmasın, hele şoförler kontak kapatırsa vay hallerine... bağırmaya başlarız: "işe gidemedik, biz de işçiyiz, biz de mağduruz..." memur işi yavaşlatmasın; "işimiz gücümüz var..." e... ne yapsın bu adamlar? nasıl bir eylem planınız var haklarını almaları için? sokağa dökülüp biber gazı yesinler, tekmelensinler, yerlerde sürünsünler, kafaları gözleri yarılsın ama bize dokunmasınlar. biz elimizi taşın altına sokmayalım.

    eğer bir yerde işçi direnişteyse arkasında dururum arkadaş. bir eli yağda, bir eli balda işçi var da benim mi haberim yok?

    slogan atasım geldi bak zor tutuyorum kendimi :P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Günaydın canım;

      Avram'ın mesajında beni üzen bir şey oldu,ama sonra düşündüm böyle algılandığına göre bir şey ters olmalı Narda. O yüzden sadece tebessüm ettim ve hala irdeleme faslındayım. Bu yüzden son yorumumdaki bir düzeltmeyi bile yapmaktan vazgeçtim.
      Ama hala el ilanında manipülatif ve yersiz ibareler olduğu fikrindeyim.
      Yalnız "hak aranmasın" şeklinde asla düşünmedim. Olayın "bilgilendirme" kısmındayım, hak arıyorlarmış hangi yüzle diye bir başlık atmamışım...

      Gerçekte haksızsa bile biri, haklı olduğunu düşünmesi yeter hakkını aramak için. Adaletsizlik bu dünyanın çökme sebebidir, dünya dünya olarak kalsın isteniyorsa önce adaletsizlikler kaldırılmalı, yok edilmeli. Başka da bildiğim bir şey yoktur.

      Sil

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)