Blog yazmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Blog yazmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Tanış Olalım


Blogforum'a tekrar teşekkürler. Tatlı bir röportaj yaptılar benimle. 

Blogforum biliyorsunuz,

BAĞIRANLAR DUYULUR

 Hayatım boyunca bağıran biri olmadım.

Belki artık bağırmam gerekiyordur...


Dün akşam bir arkadaşımla buluştum. Yurt

Hâlâ Okunuyormuşum

Blog istatistiklerine baktım. Bir süredir ilgilenmiyordum rakamlarla. Eski yazılarımın da hâlâ okunduğunu/ tıklandığını görmek hoşuma gitti. Aylık iyi bir sayı. Emeklerim uzay bosluğunda bir yerde ama işe yariyormuş hâlâ😁

Kimler Geldi Bize

Cumartesi günü çok heyecanlıydık, yıllardır birlikte yazıp çizdiğimiz blog dostlarımızdan biri, biz Ankara'daki üç kafadar blogdaşını görmeye geldi. Sağ olsun.

BLOGLAR CANDIR, BLOGGER'LAR DA

 

Blog yazarlarından epey bir yazar- çizer arkadaşımız çıktı, kitapları basıldı, röportajları oldu birçok yerde.

Tanındılar. 


Az önce tekrar düşündüm

ATAKULE'YE GİTMESENİZ DE OLUR AMA...

 





Atakule'nin çim terasından kule ve mavi tripatör

                                                                



BİRKAÇ yıldır Ankara'da olan üç blogger olarak hemen her hafta yeni bir yere gidiyoruz bir süredir. (KitapEylemi, Birgaripşeyma ve ben)

Ankara'ya dışarıdan, hele de denize kıyısı olan bir yerden gelenler için Ankara pek de sevimli değildir

ANKARA'DA TOPLANDIK

 5 Kasımda planladığımız şekilde, blogger'lar olarak toplandık. 

Dokuz kişiydik ama çok hoş bir toplantı oldu. 5 saat, evet 5 saat oturup konuştuk. 

Hatta

5 Kasımda

 

Şöyle bir toplansak güzel olmaz mı demiştik, güzel olur diyen arkadaşlarla 5 Kasım cumartesi günü Kızılay  Moda Cafe'de, öğlen 12'de toplanmaya karar verdik. (Bu arada Moda Cafe Izmir 1 caddesine taşınmış. Yeri eski yerine yakın.) 

Ankara dışından gelmek isteyen arkadaşlarımız da oldu, geliyorlar.

Hadi bakalım, bu hız çağında okuma ve yazma gibi görece yavaş ve düşünce gücüne bağlı ortak bir noktası olan arkadaşlarla buluşmaya.

ANKARALI YA DA ANKARA'DAKİ BLOGGER'LAR

 

Haydi hepiniz birleşin:)


İşbu yazı blogger arkadaşımız Kitap Eylemi ile her buluşmamızda aklımıza gelen ama sonra bir türlü  dile getiremediğimiz bir düşüncemiz.

"ÇÜNKÜ AYDINLIK, KONUŞULAN SÖZCÜKLERİN İÇİNDE."


YAZACAK ÇOK ŞEY VAR, YETİŞMEK NE MÜMKÜN, AMA ARTIK

 Bir yerden başlamalı.

 Daha doğrusu devam etmeli.

 Dile kolay 10 yıldır kesintisiz, tek blogda yazıyorum. Edebiyat ağırlıklı olsa da her telden yazdım.

 Bu süreçte ilk öykü kitabım iyi bir yayınevinden çıktı.

 Dünya değişti, ülke değişti, maalesef ikisi de kötü yönde.

 Babam öldü, evlendim,

KAPIYI ÇALMAYAN MİSAFİR VE CORONA

Bilim temelli yetiştirilmiş bir kafa olarak,

BLOGLARDAN SEÇMELER


Bu blogda zaman zaman yaptığım bir şeydi, izlediğim ya da rastladığım kimi blogların dikkatimi çeken yayınlarını paylaşmak. Uzun bir aradan sonra birkaç yazı seçtim geçenlerde.

Cihat Duman blogu biraz hırçın gibidir ama farklı yaklaşımını, içinden geçenleri olduğu gibi çekinmeden söylemesini seviyorum. Eleştirmekten korkmamasını...

Eski Usul,

HERKES GELSİN, OTLARI BİÇİYORUZ












Kilit taşlı yolda ağaçlara, nehre, çitlere baka baka yürüdüm. Irmağın koyu yeşile boyalı çitleri üç metrede bir fenerle süslenmişti.

Kara, soğuğa rağmen insanlar dışarıda, ırmağın kenarındaydılar hep. Bu canlılığı özlemiştim. Gözlerimi kapatıp kendimi başka bir evrende bulmayı düşledim. Kafamdaki yerli ya da yersiz onca düşüncenin hepsini bir çukura gömmek

Neler Yazmışım Öyle



Âdetimdir, yeni bir blogsa geriye dönük birçok yazısına bakarım. Takip kararı vermemde etkilidir.

Uzun zamandır takip ettiğim blogların da eski yazılarına giderim zaman zaman, kendi yazılarıma da...
 

Gel seni bir "Plus"'layayım!

"Google +" hesabımı kapatalı epey oluyor.

Blogculuğun da eski tadı kalmadı azizim

diye kaç zamandır düşünürüm. Aynen böyle. Kapatıp gideceğim de edebiyat ödevi hazırlayan gariplerim var, abuk subuk sitelerden yalan yanlış öğreneceklerine benim yazdığım güzide kitap özetlerinden faidelensinler diye şey etmiyorum.

Ama şu kart zampara hikâyemi anlatmadan da gitmek istemiyorum doğrusu. Bir taraftan da anlatmayayım diyorum. İyiyiz böyle yani, gel git, git gel.

Tek bir cümle yazacaktım aslında, onu yazmadığım gibi fazlasını tekellüm ettim kafamda, yazdım bir de, lakin olmuyor böyle, beleş vermişler buraları, yaz babam yaz. Paralı olaydı görürdüm bu kadar saçmalayabiliyor muyum.

Şu yandaki fotoğraf var ya, onu da bir türlü kaldıramıyorum. O ayaklarını sallayan kız benim sanki. Çok örtüşüyor benimle. Belki de bu yüzden kaldırmalıyım. 

*
Şimdi bir de Telve hatun kişisi selam yollamış, almadan gidersem ayıp olur, el mahkum yazıciim bu mimi.

Bu mimler hep egosantrik şeyler aslında ama kimisi eğlenceli de. Virgülden önce gelen kelimelere bakıp cümleyi tamamlayarak yapılıyormuş bu seferki.  

Başlıyor, başlıyor,  iki film birden!

OLABİLİRDİ

Bu blog, açılma niyetine sadık kalınarak, sadece bir kitap blogu olabilirdi.

VAKİT KAYBI



 Görsellik açısından eli yüzü düzgün bir blog yapmak çaba ve zaman istiyor, post yazmak da. Klasiktir, bir kitabı tanıtacaksın ya da anlatacaksın, her neyse işte, bir fotoğrafını çekip koyarsın yazının arasına. Ama o fotoğrafı çekmek ne gıcık bir süreçtir. Masanın üstündeyse, dağınıklığın ya da diğer objelerin düzenlenmesi gerekir, hatta natürmort edalı, tertiplenmiş bir mizansen için gözünün elinin elverdiğince uğraşırsın. Ne gerek yahu! Fotoğraf sanatçılığına ilk adım gibi çek çek birini beğenme. Sanki kitabın elinde ya da masanda çekilmiş hoş bir fotoğrafını koymazsan kimse inanmayacak senin o kitabı okuduğuna ve  o yazıyı yazdığına! Bu alışkanlıktan vazgeçmem gerek. Vakit kaybı. 


YALAN SÖYLEDİM: ÜMİTSİZİM




 Şu http://zefiryazin.blogspot.com/2013/03/civanm-2.html   yazıyı okuyunca hep içimde olan ama bazen "zaten herkes biliyor bunları" diyerek, bazen de üşenerek yazmadığım  bu konuda bir iki lakırdı etmek geldi içimden.

Evvela, bu yazıdaki blog ve izleyicilik hakkındaki tespitlere katıldığımı söyleyeyim.