"İkindi güneşi altında cadde birden yellendi, bulutlar
hızlandı, yağmur serpelemeye başladı. Sessiz, kimseyi rahatsız etmeden kıyı
bucak yağıp geçecekken niyeti bozdu, şiddetlendi, insafsızca, hıncını
çıkarırcasına tepindi yerde. (…)
Güneş mi yağdı, yağmur mu?
Limon gibi sıkıldı gök.
Göğün zırvalaması, başka bir şey değil. Zaten kimse
aldırmadı, havasını bozmadı.(…)"
Züccaciye mağazasına, iki yıldır çalıştığım dükkana,işimin
başına döndüm.
Raflarda Sessizlik ve İtina, dizili.(…)
Denizin ufka doğru ağaran sırtı ürperiyor. Gölge benekli
kaldırımların üstündeki dallara yuva kurmuş güneş, dallardan süzülmekten
usanmış, düşünceli kuşlar gibi, kanatlarını gere gere karanlığı bekliyor."
(Ecel Teri adlı öyküden)
***
Yeni kalemler okumalı artık dediğim dönemde aldığım (kasım
2012) okuması bu aya kalan bir kitap oldu Kesik
Hava.