Psikoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Psikoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

SUFİ İLE TERAPİST

Yazın okuduğum bu kitabı nasıl anlatsam?

Kitap, "Psikoterapiler ve tasavvuf üzerine bir karşılaştırma denemesi" alt başlığı ile çıkmış. Yazarı Ali Rıza Bayzan. Yayınevi Etkileşim, basım yılı Nisan 2013. 257 sayfa.


Önsözden, yazarın 1993'ten beri bu konu üzerinde çalıştığını öğreniyoruz.

Alt başlığı karşılayan bir çalışma olmuş. Geniş bir kaynakçaya sahip. Kitap, çeşitli psikoterapiler ile tasavvufu, tsavvufun dinamiklerini karşılaştırıyor, ortak noktalarını, bakışlarını ve ayrıldıkları yönlerini  gösteriyor. Ama bunu ikinci bölümde yapıyor. İlk bölümde tasavvufun bir tanımını yapmaya, çerçevesini çizmeye çalışıyor. Ardından günümüz psikolojisindeki gelişmeleri, terapi çeşitleri (psikanaliz, klasik davranışçı, bilişsel, insancı-fenomenolojik, transpersonel) ve bunlar arasındaki farkları anlatıyor. Özetle elbette.  Sonra da bu terapi türleri ile tasavvufu karşılaştırıyor; tasavvufun insan hayatında ve psikolojisindeki düşüncesi, tutumu ile…

Fena bir kitap değil. Çok bilimsel olmadığı gibi kolay okunuyor ve tasavvuf ile psikoterapiler hakkında genel bir bilgiye sahip oluyorsunuz. Altını çizdiğim yer çok, ama alıntı yapacak vaktim yok.



O DA BENİ DÜŞÜNÜYOR MU?


"Boşluğun yanına bir de..." diyor ve susuyor. İçimden yarım kalmış cümlesini tamamlamaya çalışıyorum. Vazgeçiyorum.

Bu ona haksızlık olacak. Kim, kimin cümlelerini tamamlayabilir ki! Yarım cümleleri, yarım cümlelerin sahibi tamamlamalı. Yalnızca yarım cümleler mi? Yarım kalmış hayatları da başkası tamamlayabilir mi? İçimdeki sesleri zar zor bastırıp suskunluğunu dinliyorum. Hava ağırlaşıyor.

Ağlaması kesilince, "Ne diyordum ben?" der gibi bakıyor. "Boşluğun yanına bir de" diye hatırlatıyorum. "Bir de, öyle bir yokluk eşlik ediyor ki; kendi varlığıma tahammülüm kalmadı."

Daha üç beş ay önce, "Aşk" demişti, "kendi benliğinden vazgeçmek, bir başkasında yok olmaktır." İnandığım hakikatler değildi bunlar. Ben de inanmak isterdim aşkın büyüsüne. Kapılıp gitmek, yok olmak, kendinden vazgeçerek hiçliğin içinde varoluşun yüklerinden sıyrılmak ne de güzel olurdu. Ama suç bende değildi. Dinlediğim hikâyelerdi büyü bozucu olan. Sesimi çıkarmamıştım. Büyülenmişti. Mutluydu. Birbirlerini çok sevdiklerini anlatırken gözlerinden parıltılar dökülüyordu. Birden canlanmış, depresyonu iyileşmişti. Aşk, ilacı olmuştu. Sesimi çıkarmamıştım, çünkü aşk zaten zamanı gelince konuşacaktı. Zamanı gelmişti ve ağlayarak konuşuyordu aşk.

"Her şey iyi gidiyordu. Tâ ki, ailesi karşı çıkana dek." Gözlerinde kızgınlık okunuyor. "Ben 'mücadele edelim' dedim, ama o pes etti."

YENİ EVLİLER,EVLENECEKLER YA DA EŞİNİ YENİLEYECEKLERE AMME HİZMETİ :

EVLİLİKTE YENİ ROLLERE UYUM

* Evlilik önce romantik bir ilişki olarak başlar. Sonra güç mücadelesine dönüşür.

* Bir taraf hep verici olursa  ruh sağlığı bozulur.

* Evliliğe alışma sürecinde yaşananları kazanım olarak görebilmek, çiftin şansıdır.

* O evlilikte ortaya çıkabilecek sorunlar, genelde flört aşamasından belli olur.

*Evlilikte ilk şart öz bilinçtir; yani kişinin kendini tanıması, güçlü-zayıf yönlerini, yeteneklerini…bilmesidir.

* Birbirini "suçlamadan konuşmak" gibi basit ama önemli farkındalıklar gerektirir.