20 Ocak 2013

O DA BENİ DÜŞÜNÜYOR MU?


"Boşluğun yanına bir de..." diyor ve susuyor. İçimden yarım kalmış cümlesini tamamlamaya çalışıyorum. Vazgeçiyorum.

Bu ona haksızlık olacak. Kim, kimin cümlelerini tamamlayabilir ki! Yarım cümleleri, yarım cümlelerin sahibi tamamlamalı. Yalnızca yarım cümleler mi? Yarım kalmış hayatları da başkası tamamlayabilir mi? İçimdeki sesleri zar zor bastırıp suskunluğunu dinliyorum. Hava ağırlaşıyor.

Ağlaması kesilince, "Ne diyordum ben?" der gibi bakıyor. "Boşluğun yanına bir de" diye hatırlatıyorum. "Bir de, öyle bir yokluk eşlik ediyor ki; kendi varlığıma tahammülüm kalmadı."

Daha üç beş ay önce, "Aşk" demişti, "kendi benliğinden vazgeçmek, bir başkasında yok olmaktır." İnandığım hakikatler değildi bunlar. Ben de inanmak isterdim aşkın büyüsüne. Kapılıp gitmek, yok olmak, kendinden vazgeçerek hiçliğin içinde varoluşun yüklerinden sıyrılmak ne de güzel olurdu. Ama suç bende değildi. Dinlediğim hikâyelerdi büyü bozucu olan. Sesimi çıkarmamıştım. Büyülenmişti. Mutluydu. Birbirlerini çok sevdiklerini anlatırken gözlerinden parıltılar dökülüyordu. Birden canlanmış, depresyonu iyileşmişti. Aşk, ilacı olmuştu. Sesimi çıkarmamıştım, çünkü aşk zaten zamanı gelince konuşacaktı. Zamanı gelmişti ve ağlayarak konuşuyordu aşk.

"Her şey iyi gidiyordu. Tâ ki, ailesi karşı çıkana dek." Gözlerinde kızgınlık okunuyor. "Ben 'mücadele edelim' dedim, ama o pes etti."


"Senden ayrılmasına oldukça şaşırmış görünüyorsun" diyorum. "Nasıl şaşırmam. 'Sen benim her şeyimsin' diyen oydu." Nasıl ilerlesem? Aklımdaki sorular uçuyor. Âşıkların yanılsamalı dünyalarının yanılsamalı cümlelerinden biri daha işte. Ne çok duydum bu sözü. Kim, kimin her şeyi olabilir!

"Onu merak ediyor musun?"

Hem de nasıl. Ama sadece onu değil. Ondaki kendini. "Bensizlik nasıl bir duygu acaba? O da elinde telefon bekliyor mu ki? Görüşmek isteyip de kendini frenlemek böyle bir şey mi?" Hasret çekiyor, özlüyor. Hislerinin alışkanlıktan olmadığından çok emin. "Şimdi bir kamera olsa da izlesem onu. Düşüncelerini okusam. O da 'özledim, dayanamıyorum' diyor mu? Bunların yanıtını bilememek o kadar kötü ki!"

"Anladığım kadarıyla 'o da beni düşünüyor mu?' esas dert ettiğin şey.

"Evet, her âşık bunu düşünmez mi?"

"Tabii ki düşünür! Hatta âşıklar özellikle bunu düşünür."

"Ne demek istiyorsun?"

"Birkaç ay önce aşkın insanın benliğinden vazgeçerek bir başkasının varlığında yok olma olduğunu söylemiştin, hatırlıyor musun? Ama şimdi, hatta ayrılıktan önce bile, onun da seni, senin onun düşündüğün kadar düşünüp düşünmediğini, özleyip özlemediğini merak edip duruyorsun."

"Bu neden anormal bir şey olsun ki" diyerek itiraz ediyor. "Anormaldir demiyorum. Bir başkasının bizi düşünmesi, bize değer vermesi varoluşsal bir ihtiyacımız. Yalnızca aşkı tarif ederken dürüst olalım diye bunu fark etmeni istedim. Çünkü yanılsamalarla yanılsamalı ilişkiler kurulabilir ancak. Ayrıca; aşkın sevme ihtiyacımıza mı, yoksa sevilme ihtiyacımıza mı daha denk geldiğini düşünerek; aşka düşmenin aslında sevilme ve değer görme ihtiyacına yönelik olduğunu anlayarak varoluşunun gerçekliğini ve kendini tanımanı istiyorum. Şu an, aşkın tarifinin umurunda olmadığını biliyorum. Umurunda olan önemsenmek, unutulmamak, sevilmeye, düşünülmeye devam etmek."

Aşk benliğimizden vazgeçmek değil, aksine bir başkasında var olma çabamızdır. Kendimizden, benliğimizden vazgeçtiğimiz yegâne hal şefkattir, merhamettir. Öyle olmasaydı âşıklar ayrıldıklarında veyahut karşılık bulamadıklarında "Boşluğun yanına bir de öyle bir yokluk eşlik ediyor ki; kendi varlığıma tahammülüm kalmadı" derler miydi? Aşkı yücelterek bari aşka ihanet etmemeli. "Sen her şeyimsin" diyerek de kendimize.



(Psikolog Mustafa Ulusoy,16 nisan 2010 tarihli yazısı)

12 yorum:

  1. Aşk kapıdan girince akıl bacadan çıkar sözü doğru galiba. İnsanlar sürekli aşk aşk diye yanıp tutuşuyor, sanıyorum aşık oldukları zaman ki duygularına aşıklar aslında. O nedenle o duygu azalınca başka bir aşkın peşine koşuyorlar tekrar aynı duyguları hissetmek için.
    Yazılarımdan bile uzun bir yorum oldu:) Belki kendi bloğumda da yayınlarım bu yorumu. Bir taşla iki kuş

    YanıtlaSil
  2. Sanırım öyle.

    iki kuş mu,hımm çabukçu Asyayazar :p

    YanıtlaSil
  3. Nardacım paylaştığın için sağol.Psikologun gözünden okumak farklı geldi..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bana da öyle gelmişti ilk okuduğumda:)

      Sil
  4. Aşk için herkes bir şeyler söyledi Adem'den beri..
    Ama herkes kendi yaşadıklarını söyledi,ya da sustu..!
    Söyleteni değil de,insanı dut yemiş bülbüle çevireni makbul herhalde..

    Akılla kavranamayan o kadar şey var ki..!
    Bak bu türküde de bir şeyler demişler aşk için..

    "O Yar Gelir Yazıya Bana Gül Olur Yar Yar"
    "Yüzün Görsem Tutulur Dilim Lal Olur Yar"
    "Aşka Düşen Divane Gezer Deli Olur Yar Yar"

    Dilmek istersen..:)
    http://www.youtube.com/watch?v=77I9tRZl_uw

    YanıtlaSil
    Yanıtlar

    1. Söyleteni de makbul, yoksa bu türküler nasıl ortaya çıkardı.
      Hem ben bir senedir bir türkü yazısı yazayım diyorum, yazamıyorum bir türlü:)

      Sil
  5. "Ben mücadele edelim,dedim..."

    Okuyorum, gidiyorum, tekrar gelip okuyorum, gidiyorum, tekrar gelip... Takılıyor plak bazen, takılıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çizilmesin ama...Yahut, çizilir de, ne bileyim...

      Ben ise, kendimizle mücadele edelim, diye alıyorum bu işi, kendi egona,eksikliklerine rağmen bu işi götürebilecek misin?..Bunu istiyor musun...

      Sil
    2. İtiraf etmek gerekirse metnin tamamını okumadım. "Ben mücadele edelim, dedim..." den sonra takıldı plak, devam edemedim. Kaçanları hain bellemem. Sadece üzülürüm kaçarak kaybettiklerine. Dedim ya o cümleden sonra takıldım kaldım, devam edemedim. İçtiği sigara "elem" diye okunan kadınım nihayetinde. Fazla bir şey beklememek lazım gelir.

      Sil


    3. Ben çok kaçmışımdır:) Ama en son biri kaçtı ki çok şey kaybetti gerçekten:)

      Sil
  6. kalan gidenin gidişini görüyor da , giden kalanın kalışını göremiyor ya. kayıp orada başlıyor işte. oysa bir baksalar 'nasılgüzelkalakaldığımı' gözlerini alamazlar-dı :)kader ve nokta.

    YanıtlaSil
  7. nokta dedin ya, "ilim bir noktaydı, onu cahiller çoğalttı" sözü aklıma geldi...Ama kuzum sizinle uzun uzun sohbet etmekliğimiz gerek, öyle hissediyorum :)

    YanıtlaSil

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)