Sevgilim okur,
Sen bu mektubu okurken
ben muhtemelen çok uzaklarda olacağım. Başka mektuplar yazıyor olacağım sana.
Bu sana ilk mektubum ama. Kendimi ilk kez bu kadar cesur hissediyorum. Artık
hissettiklrtimi sana anlatmam lazım, çünkü anlatmazsam anlaşılmayacağımı
biliyorum. Senin beni anlamak için kendi başına bir arayışa girmeyeceğini de
biliyorum artık.
…
Böyle başlıyor Çiğdem y Mirol kitabına, pardon
performansına.
Son zamanlarda
okuduğum en samimi,en keyif veren kitap oldu Yüzüm Kitap.
Bu kitaba - yazarının muhtemel hilafına rağmen- bir tür adı bile
koydum: Postmodern otobiyografik roman J
Kitabımızın ilerleyen sayfalarında da göreceğimiz gibi, "yazar
olmak isteyen yazıcımız", kendi ifadesiyle "dünya görüşünü"
anlatıyor bize. Çocukluk anılarının da karıştığı çok hoş bir anlatı bu.
Kardeşler, okul maceraları, aile ilişkileri, gurbet havası, lezzetli
e-mail'leşmeler, seyahatler, tiyatro,aşk, iş, eş ve en önemlisi yazmak ihtiyacı
…Bir hayatta olabilecek her şey, anlatı türlerinin harmanlanmasıyla anlatılmış.
Güncel, akıcı ve güzel bir Türkçe (Hem Amerikan hem Türk
Dili ve Edebiyatı mezunu yazarımız,olması gereken de buydu zatenJ)
ve yer yer kullanılan kafiyenin,çağrışımlı kelime oyunlarının eğlence kattığı
bir üslup. Özellikle ilk bölümdeki hikâyeleri çok sevdiğimi de belirtmeliyim.
Kitap hakkında ilk bilgiyi Deliler Teknesini tanıttığım yazıda bulabilirsiniz.
En iyisi kısa alıntılarla tanıtmaya çalışmak kitabı. Çiğdem
hanımın diğer 3 kitabını da merakla bekleyeceğim.
"Herşey yüzünden
okunuyor diyorlardı bana, o yüzden ben de, herşey belki yüzümden çok daha iyi
okunuyor diye, yazamadım kaldım sana.
Şimdi düşünüyorum da,nasıl olacaksa!" s.9
Okura mektubun tamamı için:
Bir başka haberde ise Çiğdem Mirol'un şu sözlerine yer
verilmiş: