Mehmet Eroğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mehmet Eroğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İSTEK ÜZERİNE

Aslında bu yazıyı facebook'ta yayınlamıştım ve burada paylaşmayı düşünmüyordum. Ama sevgili insandan kaçan hümanistimiz reca edince kırmak olmazdı... 

Aşağıdaki yazı, geçen yıllar içinde kesip sakladığım kupürlerin bazılarından çıkardığım notlardan oluştu.

*

Cemal Şakar'ın, 2008'de çıkan Hayalperdesi adlı öykü kitabı hakkında yapılmış bir röportajı kesip saklamışım. İkinci kez okuduğumda altını çizdiklerimden bazıları:

…Öykülerimi açıklamak, onları yazdıran muharrik gücü faş etmek istemem. Zira öykülerin bendeki karşılıklarını açıklamanın, okurun muhayyilesindeki muhtemel zenginlikleri daraltmak, öldürmek anlamına gelmesinden korkarım.

*
(Peki siz neresinde duruyorsunuz öykü kişilerinizi yazarken, hangi mesafeden bakıyorsunuz onlara, sorusuna karşılık olarak) Doğrusunu isterseniz oldukça netameli bir konu. Onlar benim, desem kahramanların hayalî kişiliklerine haksızlık etmiş olacağım; hayır,benimle ilgisi yok desem kendime ihanet etmiş olacağım.(…)

*
(…Kitapta, yer yer metinle oynamalar dikkat çekiyor.Bu türden biçim ve teknik arayışları tehlikeli olmuyor mu, sorusuna karşılık olarak) Elbette tehlikeli. Ama riski göze almadan da yeni bir şeyler yapabilmek zor. (…)

***

Sonra Beşir Ayvazoğlu'nun Edebiyat ve Dedikodu başlıklı ve 2009 tarihli bir köşe yazısı. Şöyle başlıyor: Eserlerini severek okuduğumuz birçok şair ve yazarın biyografilerini ayrıntılı bir biçimde ele aldığınız zaman sizin zihnininizde barışık olarak bir arada  yaşayan, sanat ve düşünce dünyanızı birlikte şekillendiren bu şahsiyetlerin gerçekte birbirleriyle sürekli didiştiklerini görerek hayrete düşersiniz."  Ardından da, Tanpınar, A.Halet Çelebi ve Necip Fazıl'ın birbirleriyle olan sürtüşmelerini örnek veriyor…


***

2009 tarihli bir gazete haberi: Orhan Pamuk'un Harvard'da verdiği Norton Seminerlerinin ilki hakkında. Bu makaleden, Pamuk'un, İngilizce çevirmenlerinin, edebiyat ajanının, "romanlarını incelemiş önemli eleştirmenler olarak bahsettiği J. Parla ve J. Updike'ın" birer Harvard mezunu olmaları aklımda yer etmişti. Seminerler, 6 adet oluyor ve sonradan üniversite tarafından kitaplaştırılıyor. (Bu seriden Calvino'nun Amerika Dersleri ve Eco'nun Anlatı Ormanlarında 6 Gezinti kitaplarını biliyorum. Pamuk'unkinin ise, günümüz itibariyle Saf ve Düşünceli Romancı olarak dilimizde olduğunu öğreniyorum. Haberde, Pamuk'un Schiller'in On Naive and Sentimental Poetry makalesine atfen romancıları ikiye ayırarak konuşmasına başladığı yazıyordu. Kitabın adının da bu atıfla ilgili olduğunu da şimdi fark ediyorum…) Pamuk, bu ilk derste en önemli bulduğu ve kıskandığı romanın ise Anna Karenina olduğunu söylemiş.


**
Birçok yazısını sakladığım Selim İleri, geçen  yılki yazılarından birinde, tanıdığı yazar ve şairlerin çalışma mekan ve şekillerinden bahsetmiş. Mesela Necatigil'in en çok kendi odasında, küçük odasında yazdığını, Attila İlhan'ın ise hiç mekan ayırt etmeden yazdığını…

***

Bir hafta sonu ekinde Mehmet Eroğlu, Buket Uzuner,Sevinç Çokum, Aslı Erdoğan,Ahmet Ümit,Mehmet Niyazi gibi isimlere sorulan "nasıl yazar oldunuz?" sorusunun cevaplarından müteşekkil tam sayfa bir yazı-röportaj. Cevaplardan seçilen başlıklar ise şöyle:

M.Eroğlu: Yazmaya karımın ilk maaşıyla aldığı daktiloyla başladım.
A.Erdoğan: Edebiyat camiasında kolayca tekme atılacak biri oldum hep.
B.Uzuner: Seni geri çevirdiği için pişman olmayan yayıncıya rastlamadım(Atıf Yılmaz'ın Uzuner'e söylediği imiş)
A.Ümit: TKP'ye rapor yazdığımı sanıyordum, hikâye yazmışım.

***