Kitabın adı: Kafka’da İnanç ve Umutsuzluk
Yazarı: Max Brod (1884-1968)
Yayınevi: Yankı Yayınları
Basım yılı: 1968
Çeviren: Kâmuran Şipal
Max Brod bilindiği üzere Kafka’nın yayıncısı ve yakın bir arkadaşı. (Kendisini de üretken ve tanınmış bir yazar olduğunu bilmiyordum doğrusu.)Bu kitabı yazmasının ardındaki sebebi de şöyle açıklıyor:
“Burada şöyle bir itirazda bulunulabilir: Umutsuz ve çıkış yolu olmayan yanıltıcı bir takım durumlar anlatılıyor Kafka’da. Beri yanda birkaç umut ışını da var; hal böyleyken, neden bu umut ışınları daha çok önem taşısın?
- Bir kez bunların daha önemli olduklarını hiç de öne sürüyor değilim; Kafka’daki seyrek umut ışınları, Kafka açıklamacılarının çoğunun yaptığı gibi- büsbütün ortadan kaybedilmesin, bu kadarına razıyım. İkincisi, az önce söz konusu edilen seyreklikte açık yürekliliğin bir garantisi saklı bana göre. Sonra şu da var: Olumlu, Olumsuz’a göre özü icabı ağır çeker. Bununla ilgili olarak Martin Buber “Zwei Glaubensweisen” (İki Çeşit İnanma Tarzı) adındaki paha biçilmez kitabında (keza Bilder von Gut und Böse , İyi ve Kötünün İmgeleri) insandaki Kötü’nün İyi’ye göre daha güçsüz olduğunu ve bunun da Tanrı’nın her iki özelliğine, yargılayıcı muhakemesiyle yargılayıcı merhametine uygun düştüğünü söyler. Yani yargılama(inayet), [Kişisel not: burada yarlığama denmek istenmiş galiba] her iki özelliğin daha güçlü olanıdır. (…) Kafka da tamamen buna benzer tarzda, Olumlu’nun Olumsuz’a göre aşama üstünlüğünü pek özlü bir yoldan dile getirmiş, alabildiğine güçlü ve kandırıcı o özdeyişlerinin birinde (…) kendi kendinin yorumunu ortaya koymuştur: “ Onun kanısına göre, sadece bir yol İyi’nin tarafına geçsin,kurtulur insan, geçmişi istediği gibi olsun, hatta geleceği istediği gibi olsun.” (…)Bütün bu özdeyişlerine rağmen Kafka’yı bir dekadens (çöküntü) yazarı olarak nitelemek, bugün adeta bir sosyete oyunu haline gelmiş bulunuyor.” (S. 22 ve 23)
Brod, bu kitabında, Kafka’nın özdeyişlerinden, kendisiyle yaptığı özel konuşmalarından, eserleri üzerine nadiren de olsa yaptıkları konuşmalarından ve diğer birtakım notlarından, özellikle himayesinde tutmak istediği florayn Minze’ye ve bir başka genç kıza yazdığı mektuplardan yola çıkıyor. Martin Buber ve başka araştırmacıların eserlerinden, Kafka’nın sevdiği ve etkilendiği eser ve yazarlardan (söz gelimi Dostoyevski’nin Delikanlı’sı ile bazı Çinli şairlerden) örnekler vererek Kafka’nın kişiliğini ortaya koymaya çalışıyor. Derken üç büyük romanını bu bağlamda inceleyerek savını güçlendiriyor.yine Tevrat’tan, İsa-mesih kavramından Aziz Paulus düşüncesine dek incelemeleri de ekliyor kanıtlarının arasına.
Bana çok ilginç geldi bu kitap. Bazı noktalarda Tasavvufun (bildiğim kadarıyla)temel ilkeleri ile öyle güçlü paralellikler vardı ki şaşırdım bile doğrusu. Ve iyi ki bulmuşum bu kitabı:)
Bir de bir hatıra vardı Kafka’nın hayat arkadaşı Dora’nın ağzından Brod’a aktarılmış: Bulundukları şehrin bir parkında bebeğini kaybettiği için ağlayan bir kız çocuğu görürler. Kafka çocuğu teselli etmek için uğraşır ama çocuk susmaz. Bu kez çocuğa, bebeğinin gezmeye gittiğini
