Sevim Burak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sevim Burak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

ÖLÜMDEN KORKMAYACAK KADAR YALNIZIM...

Fotoğraf: Martinez Clares



DEMİR KAPIDAN GİRDİLER
YEŞİLKÖY
                   YOL
                            KADIN
Uğraş düzeninin koridorlarından geçtiler
         Artları sıra yürüdü
         Odalar
                   Pencereler
Birbirini arayıp buldular
Tüm ayrıntılarıyla…
         Kapılar
                   Anahtarlar
                      Kilitler
                            Yerine takıldı
                                      Kuruldu
                                               Çalışma Yüzeyi.

(…)
Ayrıca TAM BİR AŞK EFSANESİ…Lakırdı söylemenin tam sırası
Diye düşündü.
Aklında sinsice bir şeyler buldu.  Bildiği şeyleri KENDİNE saklayacaktı:
“SİZİ SEVİYORUM BARON BAHAR” dedi haince. Baron Bahar, “Bu,eski şarkıdır, je vous aime beaucop mademoiselle”
Diye cevap verdi ve yumuşak bir sesle yere düştü.
         Kadın yere düşen Baron Bahar’ı kaldırdı.
BANA NE SÖYLEYECEKSİNİZ?
Baron Bahar:

YANIK SARAYLAR

görsel mercankirtasiye.com'dan

Kitabın adı: Yanık Saraylar
Yazarı: Sevim Burak (1931-1983)
Yayınevi :YKY
Basım yılı: 2011
İlk basım yılı :1964

Sevim Burak adını - ilk değilse ikincidir muhakkak- Portreler Galerisi’nde duydum. Avni Özgürel’in hazırladığı bu güzel TRT belgeselinde Sevim Burak’ı izleyince Yanık Saraylar’ın   okuma listesine girmemesi düşünülemezdi.

Özellikle annesi ve kaptan babasının, evliliklerinin ilk yılını, gemilerde çalışarak geçirdiği bilgisi bana çok dokunaklı gelmişti. Bir yabancı gelin olarak annesinin durumu da. Ki bu kitaptaki Ya Rab Yehova hikâyesini annesine adamış Sevim Burak.

Yanık Saraylar, hakkında söylenen övgüleri hak eden bir esermiş. Okuduktan sonra kabul ediyorum bu gerçeği. 

Ancak öyle okuması kolay hikâyeler değil bunlar. 6 öyküden oluşan bu ince kitabı öyle bir çırpıda okuyup sindirmeniz biraz güç olabilir. Şiirli bir dili var Burak’ın. Dümdüz giderken mecazlara dalmış bulabiliyorsunuz kendinizi. Bilinç akışını çokça ve başarılı bir şekilde kullanmış bu güzel hikâyelerde. Biçim olarak da farklı yazılmış; büyük harfler,tek kelimelik satırlar, yerinde olmayan noktalama işaretleri…Biçimdeki bu “savruk” hava, içeriğin zaman zaman belirsizleşen, mecaz aranabilecek havasına uyuyor,destekliyor bu yapıyı. (Sevim Burak’ın yazma şeklinin hissedilmesi de söz konusu, ilgili link aşağıdaki röportajda)

Yıllara meydan okuyan bu öyküleri çok beğendim ben. O dönem fırtınalar koparmış bu hikâyeler ve üslup hâlâ özgün ve güzel. Şimdi yeniden okumaya gidiyorum.


 TRT’deki Avni Özgürel’in hazırladığı Portreler Galerisi hakkında: