Belgesel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Belgesel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

YEDİ KIZ KARDEŞİN SIRRI

Bilenleriniz çok muhakkak, ama burada da, arşiv niyetine dursun istiyorum...

Bilmeyenler için kısa bir özet: Dünyayı sömüren 7 petrol şirketinin kuruluşları , 1928'de gizlice yaptıkları dünyayı bölüşme anlaşmaları ve kirli ilişkiler, işler.....Irak'ın yeniden paylaşımı ve diğerleri...

Neler neler anlatılıyor, insanın göbeği çatlıyor izlerken...

YANIK SARAYLAR

görsel mercankirtasiye.com'dan

Kitabın adı: Yanık Saraylar
Yazarı: Sevim Burak (1931-1983)
Yayınevi :YKY
Basım yılı: 2011
İlk basım yılı :1964

Sevim Burak adını - ilk değilse ikincidir muhakkak- Portreler Galerisi’nde duydum. Avni Özgürel’in hazırladığı bu güzel TRT belgeselinde Sevim Burak’ı izleyince Yanık Saraylar’ın   okuma listesine girmemesi düşünülemezdi.

Özellikle annesi ve kaptan babasının, evliliklerinin ilk yılını, gemilerde çalışarak geçirdiği bilgisi bana çok dokunaklı gelmişti. Bir yabancı gelin olarak annesinin durumu da. Ki bu kitaptaki Ya Rab Yehova hikâyesini annesine adamış Sevim Burak.

Yanık Saraylar, hakkında söylenen övgüleri hak eden bir esermiş. Okuduktan sonra kabul ediyorum bu gerçeği. 

Ancak öyle okuması kolay hikâyeler değil bunlar. 6 öyküden oluşan bu ince kitabı öyle bir çırpıda okuyup sindirmeniz biraz güç olabilir. Şiirli bir dili var Burak’ın. Dümdüz giderken mecazlara dalmış bulabiliyorsunuz kendinizi. Bilinç akışını çokça ve başarılı bir şekilde kullanmış bu güzel hikâyelerde. Biçim olarak da farklı yazılmış; büyük harfler,tek kelimelik satırlar, yerinde olmayan noktalama işaretleri…Biçimdeki bu “savruk” hava, içeriğin zaman zaman belirsizleşen, mecaz aranabilecek havasına uyuyor,destekliyor bu yapıyı. (Sevim Burak’ın yazma şeklinin hissedilmesi de söz konusu, ilgili link aşağıdaki röportajda)

Yıllara meydan okuyan bu öyküleri çok beğendim ben. O dönem fırtınalar koparmış bu hikâyeler ve üslup hâlâ özgün ve güzel. Şimdi yeniden okumaya gidiyorum.


 TRT’deki Avni Özgürel’in hazırladığı Portreler Galerisi hakkında:


CENNETİN İZLERİ

Cumartesi gecesi tesadüfen TRT Haber’de bir belgesele ratladım. Gitmeden önce sıcağı sıcağına eklemek istedim. Ekranın köşesinde küçücük harflerle “Cennetin İzleri” yazıyordu. Sunucu Şam’daydı. Çok tatlı bir sunuşu vardı.Türkçe seslendirmenin altından İngiliz aksanı duyuluyordu ve bu aksan ilk defa bana tatlı gelmişti.

Belgeseli sonuna kadar büyük bir hayranlıkla izledim. “Ben kendim şahsen” belli başlı İslam sanatı eserlerini,tarzlarını bildiğimi sanırdım. Pehh..

Mısır’daki El-Ezher üniversitesini duymuştum ama ta 972’de Fatımiler tarafından yaptırıldığını ve dünyanın ilk üniversitesi olduğunu bilmezdim. O yılda yapılmış böyle bir mimari eser…

Halife 1.Velid’in çöldeki gözlerden uzak sarayındaki heykeller ve mozaikler… İslam gelenkesel sanatında olmayan suretlerin işlenmesi olayı…İslam’ın Sasanilerden alıp geliştirdiği ve gotik’e armağan ettiği sivri kemerler…

Aradan sonra başlangıcını kaçırmıştım ama bir yerinde şöyle dedi sunucu: “İslam’ın sanata katkısını sorarlarsa buraya gelin ve gündelik kaosun içine girin, Şeyh İbni Müşmegir’in türbesini gösterin. (Duyduğum kadarıyla yazdım ismi.)

Müthiş bir şey! Tam 52 metre boyunda,yerin altında da 10 metrelik kısmı olan müthiş bir kule! Minimalizmin başyapıtı diyen sunucuya hak vermemek imkansız. Google amcama sordum ama bana resim vermedi o yüzden resim yok ama anlatmam da imkansız. Sunucu, Zerdüştlerden gelen bir gelenekle yaptırılmış bu kuleninin hangi döneme ait olduğunu anlatırken “1950’de mi yapılmıştır sizce? 1800lerde ? 17.yy?” diye arka arkaya sordu. “Hayır,1052 yılında yapıldı.”

Kulenin sivri külahında şeyhin kristal tabutta yatmayı vasiyet ettiğini öğrenmek de ilginçti.

Ve İsfahan’daki o güzelim köprü. İşte onun resimlerini buldum. İki katlı olan bu Safevi eserinin alt katında çay-nargile odaları var…Tabii sunucunun aktarmasıyla, başbaşa kalmak isteyenlerin de bu odaları tutabildiğini öğreniyoruz:) O kadar güzel bir yapı ki…




Daha çok şey vardı bu bölümde ama resimler olmadan anlatmaya kalkmak aptallık olur, şimdi yapmaya kalktığım gibi :)  Bölüm sonunda (neyse ki ilk bölümmüş) sunucunun adını not edebiliyorum sadece: Waldemar Januszczak.

İnternetten belgeseli  ararken bu anlatıcının ünlü bir sanat yazarı olduğunu da öğreniyorum. Anlatışından belliydi diyorum :)

Hakikaten müthiş bir yolculuk.

İşte reklamı:

TRT Haber’de sanat tarihine yapılan büyüleyici bir yolculuk..
Ünlü sanat yazarı Waldemar Januszczak’ın İslam tarihinin dünya çapında hayranlık uyandıran eserlerini keşfetmek için çıktığı yolculuktan görüntüler…

Belgesel, İslam dünyasının camiler ve saraylar arasına gizlenmiş, “Cennet”i arıyor… Ünlü sanat yazarı Waldemar Januszczak, İslam tarihinin dünya çapında hayranlık uyandıran sanat eserlerini keşfetmek için bir yolculuğa çıkıyor…

Bu büyüleyici sanat tarihi araştırmasına yerel tarihçiler ve uzmanlar, dokumacılar, hattatlar, çömlekçiler ve kuyumcular da katkıda bulunuyor.

Özbekistan’da Semerkant, Batı Afrika’da Mali, İran’da İsfahan, Suriye’de Şam ve İstanbul…
Dünyanın en önemli eserleri arasında gösterilen İslam Mimarisi eserlerini anlatan “Cennetin İzleri”nin birinci bölümü, 20 Ağustos Cumartesi 23:00’te TRT Haber’de.(derinmedya sitesinden alıntıdır)