Oktay Akbal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Oktay Akbal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

SEVGİLİ GÜNLÜK


"Yeni bir yaşam özlemiyle geçer günler. Bulamadan, hatta arayamadan. Gerçek günceler yazılmaz hiçbir zaman. Gerçek yaşantılar niye hep unutulmak istenir? İşte insanlar dört yörede. Ne de çok gülerler içki içerken. Yalnızken dertlidirler, uzaklarda, yitik. Ama üçü beşi bir araya gelince basarlar kahkahaları. İşleri yolundadır, mutludurlar, para boldur ceplerinde. Avuntu, hep avuntu. Boş, anlamsızcasına. Evet, gerçek yaşantımız yok bu güncelerde. Yazarların güncesinde büsbütün yok. "             


İnönü hakkında ne yazacağını bilemeyecek bir tarih/ Ziya Osman Saba için boş salon/ Necatigil ve kare şiirleri /  Tahir Alangu nasıl yazardı/ Cansever'in uzun Kirli Ağustos'u/  Neruda çeviren Hilmi Yavuz/  Bir "anne yalnızlığı"/  Hürriyet'in insanlığı öldüren muhabirleri/ Exupery'nin çığlığı/  Pen toplantılarında neler konuşulur:İsrail hep aynı İsrail/  Nobelli yazarlar bile dedikodu yapabilir/ Burnu büyük Dağlarca/  Mario Puzo'nun Baba'sı filme çekilse ne güzel olur/  Atatürk'ü saptırmalar/ Muzdarip Soljenitsin/  Muhtırayla, darbelerle yaşamak/  Asaf Halet/ Bir gar kanepesinde ölen eski milletvekili, geleceği parlak gazeteci/  İlhan Berk'le İstanbul gezmeleri/  Baudlaire/  Füruzan'ın yersiz uzamış son öyküleri/  Biten arkadaşlıklar,evlilikler/  Mizahçı Oğuz Atay/   Sait Faik,Sait Faik/  Yazmak boş bir uğraş (mı)/  Güzellik diye bir şey yok ki/  Paris'i çalmışlar/ Sartre'ın annesinden kurtuluşu/ Şiir acımasızdır/  Sıkıcı TDK toplantıları/ Boris Vian/  Müşfik Kenter'in başarısız oyunu/    Kürt sorunu... Ve 1970-1975 aralığına dair daha bir çok şey...


"Sonra anılar da eskiyecek…"


Kitap:            Yeryüzü Korkusu
Yazarı:          Oktay Akbal
Yayınevi :     Can
Basım yılı:    1992

SİZİ EN YAKININIZ KADAR TANIMAK İSTİYORUM

                  

En yakınınız!.. Tanır mı bizi en yakınımız? Babamız, anamız, kardeşlerimiz, karımız, kocamız,kızımız,oğlumuz, kırk yıllık dostumuz, arkadaşımız… bunlardır en yakınlarımız. Ama en az atnıyanlar bunlardır!Bizi herkesten çok tanıdığına inananlar. İnanç kadar yanıltıcı ne var. Tanıyorum diye bırakır anlamayı, tanımayı, öğrenmeyi. Oysa bildiği, tanıdığı belki de on yıl önceki  ben'dir. Kişi değişir zamanla. Kendine bile yabancılaşır. Ama bizi herkesten iyi tanıdığına bir kez inanmış kişi vazgeçmez bildiğinden. "En yakınınız kadar sizi tanımak istiyorum" diyen baksın çevresine, en yakını bildiğine, gerçekten onların tanıdığı gibi mi? Kimse kimseyi tanıyamaz diye yazdım kaç kez. Biz bile tanıyamayız kendimizi. Tanısak, ne yapacağımızı bilirdik., sağlam bir yol tutardık, durmadan yanılmazdık, aldanmazdık! Bir insan, tek bir kişi değiliz ki biz! Hangi kişiyi tanıyacaksın? İçimizde yaşayan insanlardan hangisini?