FOTOĞRAF Sanatsa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
FOTOĞRAF Sanatsa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ağlayan...
Ağlayan Çayır değil, Ağlayan Eleni! Ağlayan hep öksüz, hep kadın… Bu filmden kalan tek evrensel gerçek bu...
Mukabil...
*
İSTATİSTİK VE OLASILIK 1
*
Burada olma
ihtimalin vardı. Dünya küçüktü ve bu ülke de. Dolayısıyla bu şehir de. Şimdi
hangi ülkede olduğunu bile bilmiyordum gerçi. Bu, burada olma ihtimalini yok
etmiyordu şüphesiz.
YAZMAMAK İÇİN 1000 SEBEP
Hiçbir şey olmamış gibi devam edip gittiğimi kim söylemiş? Merhabanın bile bir sorumluluğu varsa, gördüğüm her aynı renk gözde seni hatırlıyorum, diye başlangıç cümleleri olan bir hikâye yazmayı düşündüm. Galiba kötü bir başlangıç?
*
Sesimi duyan 17, yüzüme bakan
25, kafa kâğıdım 35 diyor. Bu aralar hissettiğim yaşla hiç alâkaları yok.
*
Hemen her yazısına yorum yazmak istediğim, ama inatla kendimi
tuttuğum iki blog var*. Kendime göre sebeplerim var tabii. İradem olmadık
yer ve zamanlarda, aptal saptal konularda kendini gösteriyor, ona da
şaşırıyorum.
*
İnsan kendi kendine
konuşmaktan çekiniyor galiba. Yoksa kendiyle mi demeliydim?
*
Yoga hakkında bir yerli programda, yaşlıca ve kadın bir psikiyatrist şöyle dedi: Eskiden teyzeler, halalar, yaşlı
komşular… dinleyen ve teselli edip öğüt veren insanlar olurdu hep, konuşacak
insanlar olurdu çevrede. Artık bunlar yok. Bunun için para verip psikologlara,
bizlere geliyor insanlar.
*
Valide sultanın bir lafı var:
"Bu dünyayı nasıl tutarsan öyle gider." Kısaca: Salla Gitsin Kapsülleri. Her sabah
ve yatmadan önce her gece, onar adet yutulacak.
..
Kötü not: Yapabilseydi valide
sultan önce kendi uyardı o sözüne.
*: Yazdıktan sonra, olduğundan da saçma gelen bir şey daha.
fotoğraf: Andrus Fowler
fotoğraf: Andrus Fowler
Romantica
Masanın üzerindeki yaseminler güzel kokularını en nazlısından salıyorlar bana doğru aralıklarla. Masanın masam olup olmadığını bilmiyorum… ama yaseminler benim olmalı…
“duvardaki saat,
6:23’ü söylüyor
Geçmiş susamış
Şimdi ise adımsız bir koşucu
ve şimdi 6:43
ve geçip giden cesedi dakikanın
söylüyor bana yaşam şimdi, burası, beğensen de beğenmesen de
ve nostalji kurmakta evini kafamın içinde
ve işte 6:50
sana kim söyledi senin bir kere düşlediğini benim de düşlediğimi
kim söyledi sana geleceğimi yanlış yöne çevirdiğini
işte şimdi 7:16
…”
Labels:
FOTOĞRAF Sanatsa,
i'll come as soon as,
Müzik dersem
İKİNDİ SÜVARİSİ *
Küçük adımlarla odasına gitti. Koşarsa onlara pay vermiş olacaktı, onların sözlerinden incindiğini, kaçmak istediğini sanırlar da kendilerini bir şey zannederlerdi.
Üstünün başının haline bakmadan yatağına uzandı yüzükoyun. Sağına döndü sonra. Sağ kolunu başının altına aldı, abisinin yatağına dikti gözlerini. Kolunu ve vücudunu oynatmadan başını yukarıya, odanın tek ve küçük penceresine çevirdi. Dantel perde sağa doğru sıyrılmıştı. İkindi ışığını neden bu kadar sevdiğini düşündü bir kez daha. Bu sevgi miydi hem? Dizlerinde kabuk bağlayan yaralar gibi bir şey vardı onda. Tam iyileşip o yaraları unutmuşken, kabuklara elinin değmesi ile tatlı tatlı kaşıyıp kanatmaktan aldığı tuhaf lezzet. Sonrasında pişman oluşu. Devamı
*Deliler Teknesi Dergisinin Temmuz- Ağustos 2012 sayısında yayınlanmıştır.
YAKUB'U BEN ÇAĞIRDIM
![]() |
| photo: pier giorgio branzi via by süprüntü |
YAKUB’U BEN ÇAĞIRDIM
yakubu ben çağırdım edip ağbi
gelince ortaya çilingir sofrası,yeşil zeytin
ve kalp ağrısı. zamanla geçer dediklerinden
yaralı kurbağaları konuşacağız,istanbul’u ve seni
sirkeci’den binecek trene
kestaneci halil’den bir kese sıcak cebine
müzik ve kuşlardan tören alayları yok
sade,eksiksiz geliyor yakup
gül çürüğü bir gömlek, üç diş acı ve hiçbiri
gerisi bildiğin hikâye edip ağbi.
yakup gelince edip ağbi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





