17 Temmuz 2012

YAKUB'U BEN ÇAĞIRDIM

photo: pier giorgio branzi via by süprüntü


YAKUB’U BEN ÇAĞIRDIM

yakubu ben çağırdım edip ağbi
gelince ortaya çilingir sofrası,yeşil zeytin
ve kalp ağrısı. zamanla geçer dediklerinden
yaralı kurbağaları konuşacağız,istanbul’u ve seni
sirkeci’den binecek trene
kestaneci halil’den bir kese sıcak cebine

müzik ve kuşlardan tören alayları yok
sade,eksiksiz geliyor yakup
gül çürüğü bir gömlek, üç diş acı ve hiçbiri
gerisi bildiğin hikâye edip ağbi.

yakup gelince edip ağbi

elma kokulu fotoğraflar çektireceğiz
amasya hatırası. oradan mardin’e bakar gibi süryani
rahatını kaçırdığımız karıncalara üzüleceğiz
bir çiçeğin yürüdüğüne, bir evin bir eve taşındığına
mesela edip ağbi, iyi şeylere inanacağız
yaz geliyor, kapı önleri unutkan olur
geçmiş zaman yağmurlarını eskite eskite sırtımızda
bir bozkırı boydan boya düşüneceğiz

yakub’u ben çağırdım edip ağbi
birazdan iner, birazdan yüzü avluda
öyle uzun bir şiir gibi değil üstelik
uzak beyaz, kısık mavi bir coğrafyadan
içimizden biri gibi yani, girer kapıdan

sonra sokağın dili  sonra uzun boylu br şarkı
seyyan hanım bir kadeh daha koyuyor masaya
yakup gelecek.- gözler bana o eskisinden yabancı-
akşamcılar,mahrem yalanları ve mahalleli üç beş kedi daha
kimse kimseyi kırmayacak edip ağbi
bir meleğin ağzından su içer gibi şiirler okuyacağız
ve akşam trenlerine bineceğiz, kentler boşalınca
yine sabah yine dilimizde rakı kiri

yakub’u ben çağırdım edip ağbi
gelince ortaya çilingir sofrası, yeşil zeytin
ve bir cep kestane. zaman da geçiyor dediklerinden.  ÖMER TURAN

5 yorum:

  1. edip ağbi.
    tek sevdiğim şair edip cansever.
    onu kıskandığım :))) için otellerde yaşıyorum.
    :)
    bi dolu iyi şair var ama bende sadece edip ağbi yer etti. hiç ingilizce bilmeyen edip ağbi. keşke ben de bilmeseydim ha haa.
    :)
    hımmm bi şiirimsimi okudun ya.
    arada diğerlerini de oku bari, bi dolu var.
    :)
    öykümsülerimse çok fazla.
    blogumdan o kadar çok şiirimsimi ve öykümsülerimi sildim ki.
    :)
    neyse, edebiyat sevmen ne güzel.
    :)
    hayatım edebiyat sinema müzik üzerine kurulu.
    gecede bir kitap bitiririm.
    :)
    her gece.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. blogda yayınlama zaten, çalıyorlar.
      ciddiyim.
      öyle abuk sabuk şeyleri öykü, kitap diye piyasaya çıkarıp kıyakmış gibi lanse ediyorlar ki -tıpkı senin de dediğin gibi- senin öykümsü deyip küçümsediğin o öyküler çok çok daha iyi.Okuyorum onları, içlerindeki hicvi,alaysamayı kaçırıyorum sanma. sonra o detaylı gözlemler ve karakterin gündelik dilini veriş,akıcılık...bunlar yabana atılır şeyler değil bence..

      Şiirlere gelince....orada bi dururum, okuyayım bari:p

      teşekkür ederim tüm yorumların için.sağol.

      Sil
  2. heeey bak iyi ki gelmişsin yaw geçenlerde bilokuma.
    :)
    beckett ve leaud'dan belliydi kih kih.
    :)
    ben sabah kargalar kahvaltı ederken sendeyken sen de öğle civarı kahveye gelmişsin.
    :)
    sölediğin şiörü :) bilokunda görmüştüm.
    okurum tebiii. okumadım ve hatta duymadım da.
    o kadar çok şair ve şiir var ki.
    iyi oldu bak okuyim.
    bi ön elemeden geçmiş oldu.
    :)
    du bakayım izmirde hoş bi grup vardı hala çıkıyo mu dergileri bilmiyom ama kurşun kalem vardı. okurum bulunca.
    :)
    fişekçi'nin sözcükler de iyi.
    :)
    bi de sölemişsin ya, çocuksu masumiyet, naiflik, muziplik vb.
    şiirimsilerimde.
    zaten tek özelliğim o.
    naif ve kirlenmemişimdir.
    büyümeyi çok küçük yaşta reddettim.
    gunter grass gibi.
    :)
    tin trumpet.
    :)
    hımmmm bi de vladimir'i de pek severim.
    :)
    görüşerek.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. beckett ve leuaud'dayım ben hala,çaktırma:P

      hımm..

      görüşürüz tabii:p

      Sil

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)