Bu kitabı okurken ara ara Hesse okuyorum sanarak (sırada Hesse'nin bir kitabı da vardı ) kafam
karıştı. Fakat öyküler bittikçe bu yanılgımın farkına vardım...
Peyami Safa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Peyami Safa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YALNIZIZ
Kitabın adı: Yalnızız
Yazarı: Peyami Safa (1899-1961)
Yayınevi ve basım yılı: Ötüken, 2000
İlk yayın yılı: 1951
Peyami Safa’yı severim.
Matmazel Noroliya’nın Koltuğu ilk göz ağrımdır. (Lisede edebiyat dönem ödevi idi)
Ama…
Yalnızız beni bazı sayfalarda bunalttı.
Bunun nedeni, birçoklarınca da eleştirilmiş olan, Safa’nın kendi görüşlerini karakterlerden birine söyletmesi. Kaldı ki romanda savunduğu görüşler ve önerdiği çözümlere yabancı sayılmam.
Burada da Samim karakteri konuşuyor, anlatıyor da anlatıyor fikirlerini.
Peyami Safa bunu yaparken felsefe, psikoloji ve sosyoloji bilimlerindeki engin bilgisini konuşturuyor ama benim gibi bunlardan artık sıkılmış bir bünye için iyi olmuyor.
Neyse ki olay örgüsü yerli yerinde.
Heyecen ve merak unsuru yeterince mevcut, olayların birden ve ustalıkla yön değiştirmesi, dallanması, hele ki ummadık bir anda devreye giren ummadık bir gizemli olay…
Bittabii Safa’nın o haklı olarak ünlenmiş ruhi/ psikolojik tasvirleri,
Karakterlerinin özelliklerinin belirgin olması,
Çokça kullanılmasına rağmen diyalogların yerindeliği, karakterler arasındaki gerilimin ustaca yansıtılması…
Tüm bunlar Samim’in, zaman zaman çok bilen bir edayla anlattığı / savunduğu içtimai savlarının ve ütopik ülkesi SİMERANYA’nın bunaltıcılığını hafifletiyor. (Gerçi biraz da kullandığı kelime ve tamlamalara alışkın olmadığımızdan da kaynaklanmış olabilir bu. Yine de sıkıldım.)
Safa’nın bir başka takıldığım noktası; uzun ve karışık diyebileceğim tamlamalarla kurduğu, bazen bir paragraf olan tasvir cümleleri. Önceki kitaplarında böyle bir şey dikkatimi çekmemişti oysa. (Bunların önemli birkısmı da yine Samim’in monolog ya da diyaloglarında geçmekte.)
Bunların dışında her sayfası dolu dolu bir roman Yalnızız.
Kaldı ki romanın neredeyse ortalarında patlak veren, Renginaz ve Necile’nin o müthiş gecesi hatırına bu roman okunmalıdır.
Ve âdetim olmadığı halde romanı özetlemeye çalışacağım:
Yazarı: Peyami Safa (1899-1961)
Yayınevi ve basım yılı: Ötüken, 2000
İlk yayın yılı: 1951
Peyami Safa’yı severim.
Matmazel Noroliya’nın Koltuğu ilk göz ağrımdır. (Lisede edebiyat dönem ödevi idi)
Ama…
Yalnızız beni bazı sayfalarda bunalttı.
Bunun nedeni, birçoklarınca da eleştirilmiş olan, Safa’nın kendi görüşlerini karakterlerden birine söyletmesi. Kaldı ki romanda savunduğu görüşler ve önerdiği çözümlere yabancı sayılmam.
Burada da Samim karakteri konuşuyor, anlatıyor da anlatıyor fikirlerini.
Peyami Safa bunu yaparken felsefe, psikoloji ve sosyoloji bilimlerindeki engin bilgisini konuşturuyor ama benim gibi bunlardan artık sıkılmış bir bünye için iyi olmuyor.
Neyse ki olay örgüsü yerli yerinde.
Heyecen ve merak unsuru yeterince mevcut, olayların birden ve ustalıkla yön değiştirmesi, dallanması, hele ki ummadık bir anda devreye giren ummadık bir gizemli olay…
Bittabii Safa’nın o haklı olarak ünlenmiş ruhi/ psikolojik tasvirleri,
Karakterlerinin özelliklerinin belirgin olması,
Çokça kullanılmasına rağmen diyalogların yerindeliği, karakterler arasındaki gerilimin ustaca yansıtılması…
Tüm bunlar Samim’in, zaman zaman çok bilen bir edayla anlattığı / savunduğu içtimai savlarının ve ütopik ülkesi SİMERANYA’nın bunaltıcılığını hafifletiyor. (Gerçi biraz da kullandığı kelime ve tamlamalara alışkın olmadığımızdan da kaynaklanmış olabilir bu. Yine de sıkıldım.)
Safa’nın bir başka takıldığım noktası; uzun ve karışık diyebileceğim tamlamalarla kurduğu, bazen bir paragraf olan tasvir cümleleri. Önceki kitaplarında böyle bir şey dikkatimi çekmemişti oysa. (Bunların önemli birkısmı da yine Samim’in monolog ya da diyaloglarında geçmekte.)
Bunların dışında her sayfası dolu dolu bir roman Yalnızız.
Kaldı ki romanın neredeyse ortalarında patlak veren, Renginaz ve Necile’nin o müthiş gecesi hatırına bu roman okunmalıdır.
Ve âdetim olmadığı halde romanı özetlemeye çalışacağım:
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
