Didem Madak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Didem Madak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

HEPSİNİN KAHRAMAN OLMASI ŞART MIYDI YANİ



Saat çaldı
Tepesine vurdum, bugün de kelek çıkmıştı
Kan kırmızı günler azdı.

PULBİBER MAHALLESİ TARİHİ



Bir deliydi mahallemiz ilaçlarını içmeyi unutmuş
Mahallenin sapığı mantosunun önünü açıp
Düşlerinin pul pul dökülen derisini gösterirdi Leman'a
Minör hayatların majör depresyonu,
Eklem yerlerinde iyileşmezdi egzama.
Ay sedefe yakalanmış yüzüyle
Saklanırdı bulutların arasında
Aniden açılan bir bavuldan
Sokağın ortasına, tekerlenerek çıkardı sonra.
Dünyaya bir kadının eli değse Zeyna!
Şöyle ağır bir halı gibi çırpılsa
Tozlar havalansa…





MAVİYE DE YEŞİLE DE DİLİ DÖNMEZ ÖMRÜMÜN ARTIK …




Didem Madak Çelik (1970-2011), genç denecek bir yaşta, kanserden vefat eden bir İzmirli. Bir avukat. Bir şair. Annesiz büyüdüğü gibi, bu kaderinin kızına da yazıldığı bir anne.

Dostum, bana onun şiirlerinden örnekler yollarken, mısraların beni yakalamasına rağmen kitaplarını hemen edinmeyeceğimi biliyordum. Sonra burada bir yazı gördüm. Sonra da geçen ay sonu kitapçıda, adeta önüme devrildiler, Pulbiber Mahallesi ile Ah'lar Ağacı.

Sevdim bu şiirleri çokça. [Sevdim, ne olmuş?]

Alttaki linkler şairenin şiirleri ve şairliği hakkında nette bulubildiğim eli-yüzü düzgün tek-tük yazı. (Kendisiyle yapılmış röportaja ulaşmam çok iyi oldu)

Bana gelirsek, kimi yeni şairlerde ve şair olma yoluna koyulanlarda gördüğüm bir tarz buldum Madak şiirlerinde*: Basit dil ve kelime oyunlarını, şakalarını, günceli,gündeliği (hem olay hem de dil bakımından) şiire katan bir tarz. Kıvamını bulmazsa bu tarz şiiri sevmiyorum. Madak'ınkiler ise benim sevdiğim kıvamdaydı. Dolayıyısıyla içindeki şiir pırıltılarını karartmamış, samimiyeti kaybetmemiş, dili ergen tepki diline çevirmemiş şiirlerdi. Özellikle Ah'lar Ağacı ve bu kitaptaki diğer şiirler. Şiirlerinde sıkça görülen naif dinî motifler hakkında ise aşağıdaki iki farklı linkte iki görüş var…Bunları okurken aklıma gelen (sadece  bu örnek için demiyorum) ise şunlar oldu: Yazar/şair yazacağını yazar, sen de analiz edersin…Bir gruptan olmalısındır ve o gruba göre davranılmalıdır eserlerine ve sana…Hele de öldüyse yazar, kendinden sonraki "aşırı yorumları" bertaraf da edemez…)


* Varlık'taki röportajında Madak, yazdıklarının "kitabî şiir" olmadığını söylemiş. Topuz da "'80'lerden gelen  imajinist akım" demiş...