Hece Öykü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hece Öykü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

PAZAR GÜNLERİ


Pazar günlerinin algısı hemen her yerde benzer oldu. Geç kalkılan,uzun kahvaltıların yapıldığı, tembelliğin baş tacı edildiği günler.... Her zaman böyle olmasa da genelde böyledir, böyle

DÜNYANIN SIRRI







Dünyanın sırrını çözmüş gibiyim.

Belki de çözdüm, gibisi fazla.

Aslında çözmedim, çözen birinin ne demek istediğini anladım.

Ne varlığa sevin, ne yokluğa üzül demiş koca Yunus.

Bu yüzden söyleyip yazacak onca şey varken aslında hepsi birer hiç.

Yine de

Gulyabani, Hakka Sığındık, Koyda, /H.R.Gürpınar, K.Mansfield, Hece Öykü Dergisi


Mansfield'a ilk kez Kendine Ait Bir Oda'da rastlamıştım galliba. Zaten Woolf'un yayınevinden çıkmış bir çok kitabı. Erken ölmeseymiş daha iyi olabilirmiş. Böyle bir yorumu da galiba H.E. Bates'ın kitabında okumuştum. Gerçekten sihirli bir şekilde bizi alıp o koya götürüp bıraktı Mansfield. Başka kitaplarını okumak isterim.

Sabahattin Eyuboğlu'nu araştırırken bu kitabı çevirirken kalp krizinden vefat ettiğini öğrendim. Gargantua ile ilgili yazım arşivde olacaktı. Merak ederseniz göz atın kitapkurtları.

Tam da corona Çin'de baş göstermişken Hakka Sığındık'ta İspanyol Nezlesiyle karşılaştım. Bu da böyle bir anımdır:)
Gulyabani sadeleştirilmiş, diğeri değil. İkisini de sadeleştirilmemiş diye almıştım oysa. yine de ikisi de su gibi aktı. Gürpınar'ı mutlaka herkes her çocuk ve genç okumalı. Zira sürükleyici romanlar olduğu kadar yakın tarihimizi ve yurdum insanının sosyolojik bir resmini görecekler. Sorunlarımız, kafa yapımız, üçkağıtçılığımız, düşene tekme atışımız, zulme sessiz kalışımız, paraya tapanlarımız, yönetim zihniyeti.....hiç değişmemiş. Yazık ki...
Düpedüz adındaki, biraz polisiyeyi deneyen öyküm Hece Öykü sayfalarındaydı. Burada Arkası Yarın formatında yayınlamak istiyorum. Okursunuz belki.

ÇIRAK


İlk kitaplar serisinden Çırak. Yine bir öykü kitabı. Yunus Nadir Eraslan'ın. Uzun yıllar dergilerde öykü yayınlasa ve degilere katkıda bulunsa da ilk kitap ancak oluşmuş. 

Açıkçası ilk birkaç öyküde, öykü değil anı, anlatı okuduğumu düşündüm. Çocukluk anıları. Belli bir yaşın üstündeki hemen herkesin olabileceği köyde, ya da kasabada, tabiatla içiçe, dede ve ninelerle geçmiş bir çocukluğun anıları. Benim de, ilkokulun yaz tatillerinde gittiğim bir köyün anıları vardır zihnimde. Köylerde kasabalarda doğup büyümediysek de nihayetinde köylü çocuklarıydık.

İlk yazıları okurken bunları düşündüm bir yandan da. Fakat  O Gece, Kalbim ve Buz Paramparça öyküsünden itibaren bu kitabın bir öykü kitabı olduğuna kanaat getirdim.

BU ARA OKUDUKLARIM -1

Geriye dönüp bakınca okuduğum ve burada paylaşmak istediğim ama paylaşamadığım birçok kitap olmuş.

Bugün bunlardan ikisini yazacağım. Sondan geriye doğru.

GÜLE GÜLE KARDEŞLER/ 2


İşte bir keresinde sormuştum keşke insan olarak doğmasaydım dediğin oldu mu diye. Ters ters bakmıştı. İnsan hayatta mücadele edecek, hepsi bu demişti. Ne güzel söylemişti. Bir de demiştim ki

GÜLE GÜLE KARDEŞLER/ 1



Bir zamanlar bir kadın vardı.

Sadece fuşya rengi elbiseler, beyaz spor ayakkabılar giyerdi.

Dışarı çıktığı zaman uzun bir urganı peşinden sürüklerdi. Urganın bir ucu elinde, diğer ucu büyük, kalın bir karton kutudaydı. Kutu delinmiş ve ip bu delikten geçirilerek kutuya bağlanmıştı.

Hece Öykü 71. Sayı...

İçinde benim de bir öykümün bulunduğu bu sayıyı  ancak inceleme fırsatı buldum. ( Bu arada dergiyi alıp öykümü okuma inceliğini gösteren ve fikirlerini belirten Kitaplık blogu sahibi Eren blogdaşıma çok çok teşekkür ediyorum.)

Sayının dosya konusu "Öykü Ne Değildir?" olmuş. Bu şekilde sormak iyi olmuş. Cevaplardan ise Mihriban İnan Karatepe'ninkini kendime yakın buldum. Öyküye yeni hevesli olanların bu (ve bunun gibi ) dosyayı okumalarında fayda var.

HECE ÖYKÜ

               Hece Öykü ile geç kalınmış bir tanışma yaşadık birkaç gün önce. Okumam  bitmedi ama daha başlar başlamaz sıcak bir esinti gönderdi sayfalarından. Şimdiye dek elime geçen edebiyat-öykü dergilerinden farklı olacağını zaten biliyordum, zira senelerdir sağlam bir yeri var Hece'nin .

              Şubat -Mart sayısı Albert Camus incelemesi ile açılıyor. Dosya konusu ise Çağdaş Afganistan Öyküsü. Bunu özellikle merak ediyorum. Batı dışında inceleyeceğim ilk ülke olacak.

              İlk bölümdeki öykülerden Yunus Develi'nin öyküsü, üslubu ve mizahiliğiyle beni kendine bağladı. Deniz Özbeyli'ninki de güzeldi. İyi  ve değişik bir hikaye diye düşündüm.

              Okumam ilerdedikçe notlar gelecek, buna eminim.