DERGİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DERGİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

AYNA İNSAN

Üç ayda bir çıkan Ayna İnsan Edebiyat, Kültür ve Sanat Dergisi, sektörde 4. yılındaymış.

17. sayıyı adresime gönderme inceliğinde bulunan Mabelard'a teşekkür ederek yazıma devam edeyim.

Sunuşunda, tıpkı bir önceki yazımda bahsettiğim Melamet'teki gibi kapitalizm içinde endüstrileşen edebiyattan bahsediliyor, burada yayınevi ve editörlerin tercihlerinin "piyasa"yı nasıl etkilediğine değiniliyor ve "iyi" edebiyat ya da "iyi satan" edebiyat gerçekten "iyi edebiyat" mıdır sorusunu sorarak cevabın kısa bir zamanda kendiliğinden ortaya çıkacağını, hatta çıktığını bile söyleyerek bitiriyor.

SİSİFOS

Arkadaşımla (Kendisini Hakiki Vladimir olarak bilirsiniz :p) uzun bir aradan sonra fotoğraftaki manzara eşliğinde buluştuk. Sohbetimizin ortasında birdenbire sıçrayan balıkları görmek de ilginç oldu. Birkaç dakika boyunca onlarca balık suyun içinde sıçrayıp durdu... Kendimi belgesel izliyor zannettim:)

POSTÖYKÜ

Bir dergi yazısıyla daha başbaşasınız arkadaşlar, kaçasınız diye söylemedim, oturun okuyun, o kadar yazmışım işte :p

Yalnız 168 sayfa arkadaş! Neyse, iki aylık bir dergi bu. Benim gibi iki oturuşta değil, nefeslene nefeslene beş altı okuyuşta okuyun :)

Taşımızı atmadan başlamayalım: Ben internetten siparişimi verdikten sonra  Yakın Kitabevine gelmiş PostÖykü, hem de üçer beşer. Neyse, bir dahaki sefere tuttururlar herhalde.:) Yalnız o kadar çok sordum ki, görevli beyefendi sonunda numaramı istedi, haber verelim diye. Tabii dergiyi bahane de etmiş olabilirdi numaramı istemek için, o da bir ihtimal, hah ha:)

Gelelim yollarını gözlediğimiz dergiye.

YALNIZLAR MEKTEBİ

Özgecan derken Nuh Köklü derken bir de Çengelköy'deki vahşi koca cinayeti...

Bütün bu karamsarlığın ortasında bütünlüğüm kaybolarak okuyorum bu yılın aldığım ilk edebiyat dergilerini...

İlk dergi varlığından yeni haberdar olduğum Yalnızlar Mektebi. İki ayda bir çıkıyor ve 11. sayı elimdeki.

Ha, demelisiniz ki varlığından haberdar olman şart mı, geçen sene ölümlerden döndün sen, yazıya harf veremedin, tek satır okuyamadın...

Evet, aynen böyle deyip savunmalısınız blogcanınızı :)

Fakat oldukça iyi bir dergi; bu sayıya bakarak bunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Dün gece otlandım biraz

İtiraf edeyim biri bahsedene kadar Ot diye bir dergiden habersizdim ki bu  bahis de birkaç ay öncesine dayanıyor.

Genç kafalı, teenager kıyafetli  bir dergi Ot. Muhalifin önde gideni haliyle :)

Murat Menteş, Hakan Günday, Ece Temelkuran, Hatice Meryem, Tarık Tufan, Murat Uyurkulak gibi bilinen isimler var. (Meryem'in öyküsüne dikkat.)

Menteş'in Gülse Birsel'den aşırdığı başlıklı " Peki ya sevgi, peki ya saygı, peki ya seks?" yazısı okunabilir.

Yine Beraberiz...


Notos, Nisan- Mayıs sayısını Sait Faik'e ayırmış. Öyle olunca  önümüzdeki ay almam gerekirken bu ay aldım dergiyi. Ah, Sait Faik...

(En son burada bahsetmiştim: Lüzumsuz.)

Dergide Sait Faik hakkında Murat Gülsoy, Behçet Çelik, Haydar Ergülen, Ahmet Büke, Fethi Naci, Ara Güler ve Oylum Yılmaz'ın yazıları var. Çoğunu orada burada okuduğum bilgi ve tespitlerin bir araya toplanışı olmuş bu yazılar,elimin altındalar artık... Fotoğaflarla, illüstrasyonlarla renklendirilmiş dosya.

İçerik sayfasından hemen sonra Berkin Elvan'ı unutamayız illüstrayonu ile açılıyor dergi.

Edebiyat Derine Doğru Kazar

Bir sonraki yazı Notos'un Nisan-Mayıs sayısı olacak ama şimdi okuma sırasına göre Hece'nin bu ayki sayısından bahsedelim.

eski defterler pardon dergiler yahut

DÖNEMİMİZİN ROMANI OLUR MU...

Üniversitedeyken doğru düzgün kitapçı yoktu şehirde. Üstelik "Aaa, orası ülkücülerin, orada görünme, aaa burası şucuların ne işin var..." diyen kimseler vardı çevremde...İçerik olarak baktığında da üniversite kitapları ağırlıktaydı. Edebiyatla, sanatla ilgili kitap (rastgele, ne olursa artık) bulabildiğim bir tek yer vardı - adını şimdi hatırlayamıyorum, merkezdeki Medrese'nin içindeydi, evime yakın olduğu için de en çok oraya uğrardım, hey gidi günler-... 

İşte o kitabevi, bazen kitaplarımın arasına kimi dergileri sıkıştırırdı hediye olarak.Onlardan birkaçını saklamışım bazı yazılarından dolayı. O zamanlar ne idüğü belirsiz kimi isimler şimdilerin çok popüler yazarları olmuşlar :)) Bunlardan birisi de Murat Menteş. O zaman (1999 tarihli Kitap Haber dergisi, şimdilerde yok galiba bu dergi ) şu şekilde not düşmüşüm Menteş'in tarzı için :)

ŞİİR YAZMANIN FORMÜLÜ YOKTUR

Kısaca böyle diyor Natama 2. sayısında, yani Nisan-Mayıs- Haziran 2013 sayısında. Geç kaldım biraz dergiyi anlatmada ancak ne demişler, geç olsun da güç olmasın.

Şiir,şiir, şiir. Şiir üzerine kafa yoran genç edebiyatçıların dergisi desem yanlış olmaz herhalde. Yayın kurulu sağlam: Enis Akın, Cihat Duman, Süreyya Evren, Mehmet Öztek, Hayriye Ünal..

Dedalus Kitap'ın edebiyat dünyamıza hediyesi Natama. İlk iki sayıda bir  arkadaşım da bu dergideydi, onun aracılığıyla duymuştum zaten :)

Kalınca bu sayıyı okuduktan sonra ise aklımda kalan anarşik kelimesi oldu, neden bilmem :p Sayfa tasarımı da dahil :p
Değişik dosyalar ve değişik yazılar vardı bu sayıda. Örnekse Kaçak Dövüşen İronist: Metin Eloğlu, Otomobilin Şiirleştirilmesi, Şiirin Otomobilleşmesi.
"Adamlar edebiyat/şiir üzerine düşünüyor abicim!" :p


Gelelim diğer dergiye: Temrin.

Temrin nispeten eski bir dergi. Elimdeki 60. sayısı (Temmuz-Ağustos 2013). Bu sayıdan önce aylık çıkarken artık 2 ayda bir yayınlanacak.

Kapakta ilgimi çeken iki başlık: Hasan Ali Toptaş ve Ferit Edgü'de Değişen Taşra ve Gazetecilikte Değişmeyen Problem; Kavram Kargaşası ve Üslup Sorunu.

Ne diyerek bitiriyoruz: Dergi; hür tefekkürün kalesi!

Öyle dergilerin çoğalması umuduyla, yayınımız sona erdi, iyi geceler  sayın seyirciler:p (Hiç güç olmadı yazmak, demek ki neymiş, atalara güvenilecekmiş:p)


B PLANI - KUM


Şubat ayında dergi alıp burada bahsedemediğim için bu kez 2 dergi aldım: B Planı ve Kum.

B Planı'nın bir kere adı çok güzel. Adını facebook'ta bir arkadaşımın sayesinde duymuştum, kitapçıda görünce aldım.

İTİBAR/ DALGINLARA ÖĞÜTLER


Eğer uygulayabilirsek, bundan sonra her ay değişik bir sanat-edebiyat dergisi alıp burada paylaşacağız. Bu minvalde, yazmaya geç kalsak da, ocak ayının dergisi İtibar oldu.

KARABATAK

TOPAL

bu sabah olmak istediğim kadın uyandırdı beni
sesi cetvelle çizilmiş
“neden gelmedin” dedi bana
“hâlâ geliyorum,topallar gecikir” dedim.

bu sabah olmak istediğim kadın
gökyüzünü yere indirip boğazıma doladı
yıldızlar şah damarımı kesti
“Allah kimseye böyle ölüm nasip etmesin”
olmak istediğim kadın mıhladı beni
ambulansa bindiğimde bir fatihayla yüzümü gözümü ovuşturdu hemşire
doktor röntgeni kaldırıp bakınca
kayan yıldızları gördü

bu sabah olmak istediğim kadın
cenazemde ne  çok ağladı bilsen
direksiyonsuz arabayla takip ediyordum onu kaç yıldır
kendimle olmak istediğim kadın arasında
milyonlarca kaza vardı
milyonlarca kere
cepleri sargı bezleriyle dolu tuzaklara çarptım

ölünce
not defterimin içinde kıvrılıp uykuya daldı yapacaklarım
ölünce
şiir için topladığım malzemeler kıldı namazımı
hoca onlara:
“nasıl bilirdiniz bu hatunu” dedi bir ara
topaldı dediler
Ayşe SEVİM

HECE ÖYKÜ

               Hece Öykü ile geç kalınmış bir tanışma yaşadık birkaç gün önce. Okumam  bitmedi ama daha başlar başlamaz sıcak bir esinti gönderdi sayfalarından. Şimdiye dek elime geçen edebiyat-öykü dergilerinden farklı olacağını zaten biliyordum, zira senelerdir sağlam bir yeri var Hece'nin .

              Şubat -Mart sayısı Albert Camus incelemesi ile açılıyor. Dosya konusu ise Çağdaş Afganistan Öyküsü. Bunu özellikle merak ediyorum. Batı dışında inceleyeceğim ilk ülke olacak.

              İlk bölümdeki öykülerden Yunus Develi'nin öyküsü, üslubu ve mizahiliğiyle beni kendine bağladı. Deniz Özbeyli'ninki de güzeldi. İyi  ve değişik bir hikaye diye düşündüm.

              Okumam ilerdedikçe notlar gelecek, buna eminim.