Ivo Andriç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ivo Andriç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

YALNIZLAR MEKTEBİ

Özgecan derken Nuh Köklü derken bir de Çengelköy'deki vahşi koca cinayeti...

Bütün bu karamsarlığın ortasında bütünlüğüm kaybolarak okuyorum bu yılın aldığım ilk edebiyat dergilerini...

İlk dergi varlığından yeni haberdar olduğum Yalnızlar Mektebi. İki ayda bir çıkıyor ve 11. sayı elimdeki.

Ha, demelisiniz ki varlığından haberdar olman şart mı, geçen sene ölümlerden döndün sen, yazıya harf veremedin, tek satır okuyamadın...

Evet, aynen böyle deyip savunmalısınız blogcanınızı :)

Fakat oldukça iyi bir dergi; bu sayıya bakarak bunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Zaman Asırlarla Geçer

Zaman asırlarla geçer, Drina Köprüsü taştan bir tanık olarak hep orada kalır. Hayaletleri,hikayeleri, selleri,acıları ile... Bu romanın kahramanı ne Boşnaklar ne Sırplar ne Almanlar ne Macarlar, ne Türkler ne de başka insanlar... On yaşında köyünden,anasının bağrından koparılırken sallarla Drina'dan geçen, geleceğin sadrazamı Sokollu'nun belki bir kalp ağrısının izi olan bir Çupriya, yani Drina Köprüsü... Uzun zamandır böyle güzel bir roman okumamıştım, başlarken tereddüt etsem de...

İVO ANDRİÇ VE EX PONTO


Kitabın adı: Irgat Siman
Yazarı: İvo Andriç (1892-1975,Bosna- Belgrad)
Yayınevi: Cem Yay.
Basım yılı: 1983
Çeviri: İlhami Emin- Adnan Özyalçıner

İvo Andriç’i değil ama Drina Köprüsü kitabını – sadece ismen- lise birinci sınıftayken biliyordum. Edebiyat dersimizde hocamız bir vesile ile bahsetmişti.

Andriç’in Nobel’li (1961) bir yazar olduğunu, bu kitabın üzerindeki ibareden öğrendim. Sahafta gidip gelirken hep görüyordum ama elimdeki listede adı yoktu ve açıkçası kitabın ismi beni hiç çekmiyordu.

Geçenlerde listemdeki hiçbir kitabı bulamayınca boş çıkmak da istemedim. Her yeri uyduruk macera romanları, best-seller’lar doldurmuştu artık. Bu kitap tek seçenek olarak hemen önümdeki yarı boş rafta duruyordu.

Kitapta 3 uzun öykü var: Irgat Siman(40 sayfa), Jepa Köprüsü (12 sayfa) ve Anika Yaşarken (88 sayfa). Üçü de birbirinden güzel. Ama en çok Jepa Köprüsü’nü beğendiğimi itiraf ediyorum. Beni sarmalayıp içine çekti adeta.

Eski basımları bu yüzden seviyorum işte, sürprizli oluyorlar: En sonda Ex Ponto (Sürgünden Notlar) ile yazar hakkında iki inceleme eklenmiş. Andriç’in kişisel dünyası ve  yazarlığı hakkında kıymetli bilgiler içeriyor bu incelemeler. İlki Prof. Dr.Slvako Leovaç’a, ikincisi A. Özyalçıner’e ait.

Ex Ponto’dan başlamak istiyorum: Gencecik yaşında hapishaneye düşen Andriç’in bu sürgün yıllarında yazdığı bir eser. Onun hapishane değilse de sürgündeki ruh halini o kadar iyi anlıyorum ki…

“Ex Ponto, aynı zamanda Andriç’in ilk eseri. Düz yazı- şiirlerini toplayan ilk kitabı. Küçük küçük şiirsel parçalar biçimindeki bu notlar, batı edebiyatında yüzyıl başlarında pek yaygın olan bir türdü. Yazık ki bizim edebiyatımızda, düşünsel yanı pek hesaba katılmadan, yalnızca duygusal yönüyle ele alınmış zayıf örnekleri görülmüştür… Andriç’in bu ilk örneklerinde bütün bir Andriç vardır. Sonradan romanlarıyla hikâyelerinde geliştireceği ustalıklı anlatımı, doğayla yaşamı ele alıştaki yalnızlık acısı(…)”[Önsöz’den]

Beş yüzyıl boyunca Osmanlı egemenliğinde kalan topraklarda yetişmiş Andriç. Bu yüzden hikâyelerinde