Film müzikleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Film müzikleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

DUSTIN HOFFMAN'I SEVERİM

Gece gece aklıma geldi huysuz  ve karizma adam.

Şimdiki sektör için kısa boyuna, lolo burnuna rağmen benim için hep yakışıklı ve en başarılı aktörlerden olmuştur  Dustin Hoffman.

Yazı uzamasın diye kısa geçeceğim filmleri, siz merak ederseniz uzun uzadıya incelersiniz.

Let the moment fly

Bırak o an uçsun, 

Kafanı çevirmek için çok geç.






Ek: Güzel bir filmdi. 1973 yapımı. Yönetmen Robert Altman. Linkini verdiğim blogda kediyi besleme sahnesi hoşuma gidince izledim.  Müziklerine bakınca usta bir ad karşıladı beni: John Williams. Filme kaynaklık eden romanın (Raymond Chandler)  ise daha güzel olduğu beyan ediliyor :)





PİS BÜYÜCÜLER


"... Ben bir film gösterdiğimde aldatma suçunu işlemiş oluyorum. İnsanın belli bir eksikliğinden yararlanmak üzere yapılmış bir aygıt kullanıyorum ben, seyircileri pek heyecanlı bir yoldan etkim altına almaya yarayacak bir aygıt: Onları güldürmemi, korkudan çığlık attırmamı, gülümsetmemi, peri masallarına inandırmamı, kızdırmamı, sarsmamı, büyülememi, derinden etkilememi ya da sıkıntıdan esnetmemi sağlayacak bir aygıt. Bu yüzden ben ya bir dolandırıcının biriyim, ya da, seyirci aldanmaya hazırsa, büyücüyüm. "  Ingmar Bergman


Güncel sinemayı takip ettiğim -en azından izleyerek- söylenemez. Sevdiğim filmleri ise öyle sık sık izlemem. Sevdiğim kitapları sık sık okuyamadığım gibi.  

Ama, benim gibi maymun iştahlı biri için uzunca sayılabilecek bir dönem, senaristliğe ve kendi yazdığım filmleri çekmeye  kafayı taktığımı söyleyebilirim. Sonra baktım, ben yazmadan,benim fikirlerimi çalıp film yapıyorlar, piyasadan çekildim :)

Benim için önce bütünü gelir filmin. Bütünü bir ahenk içindeyse o film iyidir. Görsel iletişim diline sahip olduğum için, yazılı olmadığı, ya da o sahnede kullanılan mekân, dekor….vb. çok özel bir yer etmediyse kafamda, sözlerini birebir hatırlayamam. Bu yüzden  ikinci ve üçüncü sorulara cevap vermek için çok düşünmem gerekti.  (Çok zora soktunuz beni be Luna  ve Gelibolu 17 J )

İlk soru ise filmlere ve hayata bakış açımdan dolayı oldukça  saçma bir soru. Ama burada mesele bu değil J

Eğer hayatım bir film  olsaydı  hangi başrolde oynamak isterdim…

Hayır, ne sanatsal ve derinlikli filmlerden dem vuracağım, ne de "Kendi hayatımın başrolündeyim ya!" gibi zevzekliklere gireceğim. Şu anda ihtiyacım olan tek şey bir romantik komedi: Mesajınız Var'da Meg Ryan'ın canlandırdığı kadın başrol gayet iyi bence. Sütlü ve şekerli hazır kahve kıvamında. Üstelik kitaplar da var işin içinde.  Daha ne olsun :p

Beni en iyi anlatan, en unutulmaz film sahnesi ne olabilir…

Bu soruyu iki farklı soruya dönüştürüyor ve ilkini atlıyor (vardır elbet bir hatta birkaç sahne ama yukarda dediğim gibi hatırlamıyorum; bunda henüz kendimi bilmiyor oluşumun etkisi de olabillir, insan gibi gizemleri çözmekle bitmeyen bir varlığı tek bir film sahnesinin anlatamayacağı gerçeğinin de…) ikincisi için düşünüyorum:

Yakınlarda tekrar izlediğim için 12 Kızgın Adam'ın herhangi bir sahnesi olabilir.

Aklımda en çok yer eden, adeta başucu cümlem olan replik?

Başucu cümlem değil, ama aklımda yer etmiş olduğunu an itibariyle fark ettiğim diyalog; Stalker'dan:

Stalker: Düşünsene, yüzyıl daha yaşayacaksın!
Yazar: Neden sonsuza kadar değil?

Film müzikleri?