Kurşun Kalem Edebiyat Dergisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kurşun Kalem Edebiyat Dergisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

UMUR*

                                                                              

Bu evin hayâlini dört yıldır kuruyordum. Geniş (190 metrekare) ve bahçeli (50 metrekare, arka bahçeyle toplamda). Üstelik sağlam, bakımlı.

Beş parasız, işsiz güçsüz, hatta serseri olduğum halde böyle bir evi nasıl olup da alabildiğime herkes şaşırıyor. Bazen ben bile inanamıyorum buna.

İşten atılmıştım ve ev sahibime iki aylık kira borcum vardı. Biraz birikmiş param vardı ama kirayı verirsem aç kalırdım ve işin kötüsü hemen bir işe girip çalışmak istemiyordum. Ev sahibi, üçüncü ayın ortasında beni evden attı. Kadın sonuna kadar haklıydı. Ama çilingir çağırıp evime girmesi ve eşyalarımı apartman girişine indirtmesi gerekmiyordu. Aylaklık ettiğim o günün sonunda apartmana girmeden, daha kapının camından eşyalarımı görünce neye uğradığımı şaşırdım. Kapıcının ziline basıp neler olduğunu sordum. Oldum olası beni küçümseyen kapıcı daha da büzülmüş dudaklarıyla konuştu. Olanları öğrenince kanım beynime sıçradı. Hemen bir sokak aşağıdaki ev sahibine gittim. Zili çaldım. Ayak seslerini duydum ama beni mercekten görmüş olmalı ki kapıyı açmadı.

KURŞUN KALEM : TELİF




Kurşun Kalem, iki ayda bir çıkan şiir ağırlıklı bir edebiyat dergisi. Menşei İzmir Karşıyaka. Dergiye göz atma fikri, genel yayın yönetmeninin internetteki bir röportajını okumamla gelişmişti.

Bu yılın son sayısının dosya konusu ise "telif".

Yazdıkları, Timaş gibi bir yayınevi tarafından gupsedilmiş bir yazıcı olarak benim de kuyruk acımın olmuş olması, konuyu daha dikkate almama sebep olmadı dersem yalan söylemiş olurum.

Korsan yayına karşı dikkatim ise, kitap ve sanat eseri üretenlerle tanıştıkça, üzerlerindeki emeği gördükçe gelişti.

Lafı uzatma Narda, dergiye gel J

(E)Mine Ömer'in sunusunda, acı ama gerçek cümleler hemen dikkatimi çekti…

Şiirleri, Grup Kızılırmak, Ahmet Kaya, Ferhat Tunç, MFÖ,Beyhan Çiçek gibi müzisyen ve gruplarca, izinsiz bestelenen şairler(dosya yazarları); şairlerin hak aramalarına karşılık küfür ve tehditlerle cevap vermeler;  TRT'ye -yine izinsiz- şiirleri besteleyip veren şahıslar, ama TRT'nin kimmiş bu söz yazarı diye sorma lütfunu göstermediği, şairin başvurusuna ise bizi ilgilendirmez diye cevap veren bir TRT…Belediye vb. kültürel etkinliklere çağrılıp 2. sınıf vatandaş muamelesi gören, konaklama,bilet ihtiyaçları bile karşılanmak istenmeyen edebiyat emekçileri… Yayınevlerinin "türlü çeşitliliği" Hak aranmaması için her türlü "bürokrasinin" mevcudiyeti…Üüü, okudukça bunaldım, tepem attı!

Edebiyata değer veriyorsanız, emeğe değer veriyorsanız, yazdıklarınızın intihalinden vb.den çekiniyorsanız mutlaka okuyun. Konuyla ilgili faydalı hukuki yazılar da var.

Dergide Gültekin Emre, Ayşe Kilimci, Bülent Güldal gibi yılların ehil kalemlerinin konu hakkındaki tecrübe ve görüşleri var. Diğer dosya konusu ise "Günümüz Yunan Şiiri". Bunlardan Sotiris Pastakas'ın şiiri, çevirinin şaşı gözlerine rağmen bende bir tat bıraktı.