Gazetelere şu ilanı verdim:
“ Birkaç dil bilir, filozof, bekar, sabırlı ve gezgin katip arıyorum. 20 Temmuz tarihine kadar akşamları saat onda, Mon Repos Oteline müracaat.”
Bir müddettir uykusuzluk çektiğim için, taliplerin sınavı, geceyi geçirmeme yardım eder diye düşünüyordum.
Altmış üç kişi geldi. Altmış üçten kırk yedisi Yahudi idi. Aralarından en zeki olanını seçtim.
Doktor Ben Rubi’de, aradığım bütün meziyetlerden başka aklıma gelmemiş olanlar da vardı.(…) Kendisiyle görüşürken, laf arasında, Yahudilerin umumiyetle bu kadar zeki oldukları halde neden bu derece korkak olduklarını sordum:
- Korkak mı, dedi, herhalde vücut cesaretinden, maddi, hayvani cesaretten bahsediyorsunuz. Fikir cesaretine gelince, yahudiler sadece cesur olmakla kalmazlar, pervasızdırlar.(…)
Yahudilerin önceleri kendilerini korumak için kullandıkları vasıtalar, zamanla intikam silahları haline gelmişti. Bilhassa zeka ile, ki bence altından daha kuvvetlidir.
Ayaklar altında çiğnenen, suratına tükürülen Yahudi, düşmanlarından intikam almak için ne yapabilirdi? Goyimlerin ideallerini alçaltmak,kıymetten düşürmek, iç yüzünü meydana vurmak ve Hıristiyanlığın ayakta durabilmek iddiasıyla dayandığı kıymetleri mahvetmek! Hakikaten iyi dikkat ederseniz, Yahudi zekası, bir asırdan beri düşünce binanızın dayandağı sütunları, en aziz inançlarınızı baltalamak ve kirletmekten başka bir şey yapmamıştır.
(…)Alman romantizmi realizmi yaratarak Katolikliği ihya etmişti. Heine adında Düsseldorflu bir küçük Yahudi çıktı, kurnaz ve neşeli cerbezesini, romantikler, idealistler ve Katoliklerle alay etmek yolunda kullandı.
İnsanlar politika,ahlak,din ve sanatın yüksek fikir ürünleri olduğuna, kese ve mide ile ilgisi olmadığına daima inandılar: Treversli ve Marx adında bir Yahudi çıktı, bütün bu çok yüksek ideallerin aşağı ekonominin fışkı ve gübresi içinde yetiştiğini ispat etti.
(…)Hepimiz kendimizin ahlak sahibi, tabii bir insan olduğumuza inanmışızdır. Frieberg’den bir Yahudi, Sigmund Freud göründü, en ahlaklı, en kibar asilzadenin içinde bir katil, bir cinsi sapık gizlendiğini keşfetti.
(…)Bütün dünya, dinlerin Allah ile insanın sahip olduğu en yüksek meziyetler arasında bir işbirliği neticesi meydana geldiğini kabul eder; Saint –Germain-en-Laye’li bir Yahudi Salomon Reinach dinlerin sadece vahşi tabulardan kalmış, muhtelif ideolojik maksatlarla kurulmuş bir yasaklar sisteminden meydana gelmiş olduğunu gösteriverdi.
(….)Ulm’de doğmuş bir Yahudi, Einstein, zaman ile mekanın aynı şey olduğunu, tam olarak ne zamanın ne de mekanın bulunmadığını(…)eski fizik binasının yıkıldığını tespit etti.
(…)Dikkat ederseniz ileriye ikinci derecede ya da meçhul isimler sürmedim. Bugünün aydın Avrupasının büyük bir kısmı bhsettiğim bu isimlerin etkisinin daha doğrusu büyüsünün etkisindedir.(…) tek bir ortak gayeleri vardır, o da kabul edilmiş hakikatlerden şüphe ettirmek, yüksekte olanı alçaltmak, temiz görüneni kirletmek, sağlam görüneni sarsmak, hürmet edileni ayaklar altına almaktır.
(…) Ekonomik cihetten hizmetçimiz, fikir cihetinden kurbanımızsınız. (…) ( GOG; S:51 ilaahir)
Giovanni Papini etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Giovanni Papini etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
GOG
Kitabın yazarı: Giovanni Papini (1881-1956)
Yayınevi: İş Bankası Y.
Basım yılı: 2oo6, 5. baskı
Çeviren: Fikret Adil
Okuyalı 6 ay oldu ama iyi kitap er ya da geç anlatılmalıdır.
Alaycı, küçümseyen üslubu, yarı deliliği (bence deliliğe vurduğu zekası) ve milyon dolarları ile Gog sıradışı bir kahraman olarak rahatlıkla tanımlanabilir. Kitabı oldukça beğendim. Özellikle de ilk bölümü.
Bildiğimiz kişi, olay ve düşüncelere gerçekten tersten baktırıyor. Üstelik hikaye tadında bölümler halinde yazılmış. Alıntı yapayım dedim ama seçemedim ki, öyle çok altını çizdiğim yerler, öyle uzun. Ama en çok: Edebiyatın Şaheserleri, Ford’u Ziyaret, Gandi’yi Ziyaret, Ben Rubi’nin Fikirleri,Hiçbir Şey Benim Değil, Pedokrasi bölümlerini sevdim.
Hem bir celladı mesleğine aşık bir usta gibi anlatmak ve sevdirmek kimin aklına gelirdi ? :)
Bence mutlaka okunmalı. İşte buraya da arka kapak yazısı:
Yayınevi: İş Bankası Y.
Basım yılı: 2oo6, 5. baskı
Çeviren: Fikret Adil
Okuyalı 6 ay oldu ama iyi kitap er ya da geç anlatılmalıdır.
Alaycı, küçümseyen üslubu, yarı deliliği (bence deliliğe vurduğu zekası) ve milyon dolarları ile Gog sıradışı bir kahraman olarak rahatlıkla tanımlanabilir. Kitabı oldukça beğendim. Özellikle de ilk bölümü.
Bildiğimiz kişi, olay ve düşüncelere gerçekten tersten baktırıyor. Üstelik hikaye tadında bölümler halinde yazılmış. Alıntı yapayım dedim ama seçemedim ki, öyle çok altını çizdiğim yerler, öyle uzun. Ama en çok: Edebiyatın Şaheserleri, Ford’u Ziyaret, Gandi’yi Ziyaret, Ben Rubi’nin Fikirleri,Hiçbir Şey Benim Değil, Pedokrasi bölümlerini sevdim.
Hem bir celladı mesleğine aşık bir usta gibi anlatmak ve sevdirmek kimin aklına gelirdi ? :)
Bence mutlaka okunmalı. İşte buraya da arka kapak yazısı:
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)