Nezihe Meriç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nezihe Meriç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

ÇİSENTİ


İleri yaşına rağmen yazmış ve gayet güzel yazmış bir isim Nezihe Meriç.

Onun adını da yine ilk kez Selim İleri’nin Perisi Kaçmış Yazıları’nda okumuştum. ( Ya da O Yakamoz Söner’de) “Edebiyatın sayfalarında hak ettiği şekilde öne çıkartılmamış bir kalem diye düşünüyorum.” gibi bir şey demişti İleri. Doğru bulmuştum, çünkü sözde hikâye sever ben bu adı duymamış, üstelik de yazarın yüz sene evvel yaşamış bir yazar olup artık hayatta olmadığı vehmine (İleri’yi okuduğumda hayattaymış: 2007)  bile kapılmıştım.

Daha çok, en çok ve belki de hepsi, geçmiş hayatlara, anılara ait hikâyeler bunlar. Yormayan,diri,kısa,akıcı,sürükleyici, gündeliğin şamatasının ve geçmişin “acışmış”lığının içinde, şiirselliği akupunktur iğnesi gibi tam yerine değen-oturan  öyküler, yaşama sevincine değip geçmeyi ihmal etmeyen.

Arka kapakta, yazar “Öyküler yazmıyorum, öyküler yaşıyorum.”  demiş. Evet, bunu hissettim.

Yazarın çocukluğunu Anadolu’nun çeşitli yerlerinde geçirmiş olmasından olabilir dediğim, farklı kelime ve deyimlerin  kullanıldığı güzel bir Türkçe. Yazarın bir ikinci kişiyle ya da sizinle konuşuyormuş gibi kendini doğrudan öyküye dahil ettiği, hatta öykünün yazım aşamasında kendi düşündüklerine dahil ettiği hoş bir üslup. Hikâyelerin adlarından da üsluptaki farlılık anlaşılabilir. Yine arka kapağa göre bu kitap  Meriç’in öykücülüğünde yepyeni bir dönemeçmiş. (Önceki eserlerini