Ursula K. Le Guin'i, sevgili genel yayın yönetmenimiz tavsiye
etmişti, kendisi nedense fantastik yazmamda ısrar ediyor. Gerçi çalınan romanım
da fantastik idi :p
İllüstrasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İllüstrasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
neden
Bazı hikâyelerin, romanların bir sahnesi, diğerlerinden daha çok kalmış aklımda. O kadar
canlılar ki, adeta o hikâyeyi ya da sekansı yaşamışım gibi. Benim gibi
ezberinde ne bir çift mısra olan, ne de
okuduklarından bir cümle anekdot dahi kalan biri için şaşılacak şey.
BU İŞLER
*
Moğolistan sakallı akbabasının neden kendini bilmem ne sülfür
çamuruna batırıp da ak teleklerini kızıla
boyadığını hâlâ bilmiyor insanoğlu. Bilmesi gerekirdi. Malum, bu satırlar tamı tamına 21. yüzyılda yazılmakta. Geriye
şöyle bir dönüp bakma imkânımız var ve "mağara adamı" diyerek
küçümsediğimiz atalarımızın devrinden bu yana ne kadar ilerleme kaydettiğimizi biliyoruz.
Laf da uzadı. Oysa Moğolistan sakallı akbabasının amacını
bilemediğimiz, ancak belkiler öne sürdüğümüz tavrını anlatıyorduk. Hayır, anlatmıyorduk. Lafa buradan giriş
yaptığımız doğru da, yazarın kafasındaki konu elbette bu değildi.
İşin aslı, bir başlasa çok güzel şeyler yazacağını
düşünüyordu kendisi. Hele ki böyle ilginç (olduğunu düşündüğü) bir girişle
başlamışsa…
Onu, birinin şöyle uyarması gerek: Bu işler böyle olmuyor
hanımefendi.
*Alejandro Alercon
ben yeşil bir su içtim on sekiz
izmir limanında suya çöktüğüm malum
suya kırk beş kuruşluk bir akşam çöktüğü
yirmi dört yıldızın battığı malum (1)
…
Kırmızı bir yaprak örttü düşümü.
Düşüm bu kadar küçüktü. Yaprağın ağırlığı sinesini bürüdü. Fakat sonra garip
bir şey oldu. Düşüm büyüdükçe büyüdü. Serpildi, buğulandı, güzelleşti. Yaprağı
kımıldattı üstünden, rengini sıyırıp kendi üstüne çekti.
Şimdi kıpkırmızı ve buğulu bir düşüm
var.
***
Ben biraz çocuktum.
Şöylemesine televizyonlar tek tük
kanaldı.
Böylemesine radyoyu daha çok severdim.
Samime Sanay vardı, şarkı söylerdi
buğulu sesiyle ağırca…bir dinler, bir dinlerdim:
Labels:
Attila İlhan,
İllüstrasyon,
İyi Şiir,
Kitap değerlendirme
ÖZGÜR MÜYÜM?
![]() |
Sınırsız
gibi görünen bir alanın karşısındayım.
"Gibi"
burada bir sıfat kısıtlayıcıdır. Resmî olarak benzerlik edatı dense de adına.
Çünkü ben "sınırsız"ı bilmiyorum. Bilmediğim gibi "havsalam"
da almıyor. Ama sorun değil,
" sınırsız gibi" benim için yeterlidir.
Şimdiye
kadarki "kısıtlar"ım, yasaklarım,
hepsini tek seferde yok edebilir,
her şeyimi ters yüz edebilirim.
Bu "açık alan"ın varlığı - artık
önüme serilmiş oluşu yahut önüme serili olduğunu fark edişim- beni tuhaf bir
duygu kesifliği içinde bırakıyor. (Hem duygularım,hem duygularımın tuhaflığı
kesif bu arada.)
Bu özgürlük
hissi "yol"dan çıkarıcı bir
şey, bu da önsezilerimden.
haziran.
resim:Beautiful nightmare...by vacuumslayer
Labels:
i'll come as soon as,
İllüstrasyon,
Köşeli Parantez
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



