6 Şubat 2011

SABAH ESKİMİŞLİĞİN

Sabah eskimişliğin buzulları burnuma dek geliyor. Bilmem ne hanım geçen gün diyesiyiş ki, “Ayol onun kocası öyle koskoca bir koca ki!” Her kez sobaya kömür atmak gerekir, yoksa söner. Sobada eskimiş kışların külleri ar, ama mangal külleri. İki yüz gram peynir, yarım ekmek. “ Anneciğim kış helvası alabilir miyim?” (Çünkü yaz helvası da var, dondurulmuş tadı olan bir helva.)

**************

ÖZGÜRLÜK ATLARI

Çocukken dişlerimizi ceviz yapraklarıyla ovardık. Yaprağın acı güzel tadı ağzımıza yayılırdı. Ceviz ağaçları, gölgeli, olgun, erdemliydiler. Sanki onların ataları erenköylerde eski saraylarda,dizim dizim salınırlardı. Masallarda cevizleri unutmak olmazdı. Ben o zamanlar bu öfkeyi ve yoksulluğumu bilmiyordum. Parasız yatılı sınavına girerken tanrıya dua ediyordum. “Ne sandınız, o zaman tanrı vardı. Onunla aramıza dünya girmemişti… İlkokulu bitirmiştim. Ellerimde zafiyet bezeleri…Sınavı kazanmalıydım. Hiç yolu yoktu başka okumamın.” (S:18)

…..

Üste sıska bir üvey kız için aşırı sorumluluklara katlanmak. Sizi anladık üvey babacığım.

Küçük kızın yatma saati geldi. Atları çok az tanıyor, ama adamakıllı tutkun onlara, demek ki atları çok iyi tanıyor.

Ben çocukken ( ne zaman çocuk olmuştum!) görünmeyen adam olup pasta yemek isterdim. Ne kıtmış tutkularım.

Gidiyor musunuz? Güle güle. Kapıyı iyice kapayın. Sizden üşüdüm.

****************

TAŞRALI

Sokağın ucundan dön demiştiler. Aynı boyda budanmış akasya ağaçlarının bitiminde,yeşil panjurları olan evdir. Otobüsten indiğimde, sıcak geçen bir günün akşamüstüydü. Üstelik pazardı. Benim gibi yalnız biri için pazarları sevmenin güçlüğü anlatılmaz. Çözülmüş sarsak pazarlar öylesine altı çizilmiş oluyor ki… (s:31)

********************

KİTAP: Parasız Yatılı

YAZARI: Füruzan

YAYINEVİ: Bilgi

BASIM TARİHİ:1971

1935 doğumlu Füruzan’ın bu hikaye kitabı 1972 Sait Faik Hikaye Armağanını kazanmış. Hak etmiş de.

Kendi çocukluğundan parçalar taşıdığını tahmin ettiğim bu hikayeler öyle güzel ki. Bu ikinci okuyuşum oldu. Bulur bulmaz diğer eserlerine de bakacağım.

Daha çok yoksul,kimsesiz, hayatın dışına itilmemek için çabalayan insanlar, çocuklar var hikayelerde. Okudukça hayatın nasıl da değişmediğini görmek biraz ürkütücü oldu benim için.

Saray artıklarının dramı diye kabaca tarif edeceğim iki hikayenin tadı da başkaydı.

Bu kitapta 12 uzun hikaye yer alıyor. Yeni baskılarından haberim yok ama görürseniz kaçırmayın derim ben.

Bu kitabı hikaye sevmeyenler bile seveceklerdir eminim. Hem ne demek canım hikaye sevmemek, kabul etmiyorum efem :) Okumazsanız sizin de yazdıklarınızı çalıp başkası kitap yazsın! :)

2 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. bu kitap beni çok çarpmıştı,sadece bu kitabıyla bile Fürüzan.

      Sil

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)