6 Şubat 2011

BÖLÜM 22-1

- Günaydınlar küçük hanım! İniyoruz!


- Yine uyudum mu? Ne kadar oldu?

- İki saat kadar. Ama bu kez senin suçun yok. Çünkü ikinci hap uyku ilacıydı.

- Ama neden?

- Çünkü uçuş için verdiğimiz ilaç tek dozdur. Vücudun buna yeterli cevap vermediğinden senin rahatın için en iyisi uyumandı.

- Yaa, iyi, dedim kabullenir bir edayla. Öyle diyorlarsa…

İnişe geçtiğimizi anlayabiliyordum. Jetlerden indiğimizde hava aydınlıktı. Herkes çevremi sardı. Zâde:

- Ne yapıyoruz, hangi grup nereye gidecek?

- Şimdi ayrılmasak daha iyi olacak.

- Ama iki ana saha var demiştin?

- Biliyorum. Ama şimdi değil.

Durup etrafıma bakındım. Yüksek kayaların dibine inmiştik. Etraf ıssızdı haliyle. Sağ tarafta hemen bir orman başlıyordu. Tam bu sırada karnıma bir sancı girip çıktı. Öyle ani ve keskindi ki, ne olduğunu anlayamadan iki büklüm oldum. “ Sanki hançer saplandı.” dedikleri böyle bir şey olmalıydı! Ne acıydı bu!

- Ne oldu? Neyin var?

- Yok bir şey, bir sancı, değip geçti işte.

- Doktorlar bir baksın istersen, dedi Bnb. Eşref.

- Teşekkürler, gerek yok.

- Geçti mi, diye sordu Yüzbaşı Pilene şefkatle.

Gülümseyerek cevap verdim:

- Evet.

Aynı anda kafamda bir ses çınladı: “Karın ağrısına papatya çok iyi gelir. Ama, büyük ve sarı olanlarından toplamalısın. Bak, kuytularda çok olur onlardan…”

Bu ses kimindi, nereye, hangi zamana aitti? Hatırladığım bu parça nereden koparılmıştı? Ben bunları düşünürken ayaklarım ormana doğru yol alıyordu bile. Ve hepsi hiç ses çıkarmadan peşimden geliyorlardı. Ne yaptığımı biliyor muyum, Tanrı’m!

Gözlerim hep papatyaları arıyordu. Güneş çekilmeye başlıyordu. Karanlıkta nasıl bulacaktım papatyaları? Huzursuzlanmaya başlamıştım. Belki onlara papatya aradığımı söylemeliyim, daha çabuk buluruz? Olmaz, açıklama isterlerse ne diyeceğim? Gaipten sesler ya da hafızamdan nadide bir parça mı?

Azer yine yapacağını yaptı:

- Bir şey mi arıyoruz?

- Yaa…şey…

Hangi kelimelerle kem küm ettiğimi bilemiyordum zira ona bakarken arkasından gelen bir adama gözüm takılmıştı. Adam kucağında koca bir papatya yığını taşıyordu!

- Esenlikler üzerinize olsun. Haydi gelin benimle birlikte.

Hiç ses etmedim. Adamın gözleri ışıl ışıldı. Benimkiler de eminim öyle bakıyordu!

- Küçük hanım,dedi Pilene. Ne yapacağımı soruyordu sesi.

- Esenlikler sizin de üzerinize olsun dedim. Bu aynı zamanda Pilene’ye de cevabımdı.

- Karın ağrısına birebirdir bu sarı papatyalar, dedi adam ve bana göz kırptı. Ben de gülümsedim.

3 yorum:

  1. Bu arada "Değerler Eğitimi" hakkındaki görüşlerinizi sayfamda paylaşmanızdan memnuniyet duyacağız.

    YanıtlaSil
  2. Ya hu...Başı nerede ? Sonu nerede?...Hırsıza kızıp acısı bizden çıkmış gibi oldu bu ama.

    YanıtlaSil
  3. aynen öyle oldu! Sinirden bir an önce yayınlayayım mantığına düştüm de:)Bir de 138 sayfalık bir metin olduğunu söyleyeyim de ona göre tamamını okumak isteyip istemediğinize karar verin:)

    YanıtlaSil

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)