9 Kasım 2018

HAYATA POZİTİF BAKMAK NE DEMEK?


SON YILLARDA her yerde gözümüze kulağımıza çarpan bir söylem bu: hayata pozitif bakmak, olumlu bakmak, olumlamak ve benzeri zibilyon taneymiş hissini veren tanım, kelime...

Hepimizin kaygıları, dertleri var... Hepimizin kendine göre sıkıntıları... Bir öykümde bahsetmiştim bundan, dertsiz insan var mıdır diye sorarak...


Ben şahsen hiçbir zaman pozitif, iyimser bir insan olmadım. Keşke olsaydım. Zararın neresinden dönülse kârdır diyerek kendimi değiştirmeye çalışıyorum ama o da kolay ve şıp diye olacak bir şey değil.

Telve hanımın mimi aklıma geldi, işte soruluyor, elinizde sihirli değnek olsa neyi değiştirirdiniz diye. Önce kendimi değiştirirdim, bu karamsarlık huyumu. 

Olumlu olmak, iyimser olmak deyince umut geliyor aklıma. İkisi bağlı kavramlar değil mi?

Olumsuz düşünmek, karamsar olmak, hemen her şeyin en kötüsünü akla getirmek doğuştan gelen karakter özelliklerinden midir yoksa yıllardır bilinçaltımıza işlemiş benimsemelerin sonucu mudur?

Daha çok ikincisi galiba.  Bu konuda da bir sirkülasyon var bütün medyada. Psikologlar, çeşitli terapistler, şifacılar, biyoenerjistler.... Sanki hiçbirine güvenmiyorum. Sanki bir şeyleri doğru söylüyorlar ama tam değil. Doğru, bende insanlara, özelde bu ülkenin insanlarına karşı bir güvensizlik var. Son yıllardaki paçozlaşmayla beraber ayyuka çıkan bir güvensizlik. Ne memuruna, doktoruna, hakimine, ne öğretmenine, ne esnafına, ne gastecisine ne de başka birine...

Bu da, çoğu yaşanmış ve olumsuz sonucu  bilinçaltına itelenmiş olaylardan kaynaklanıyor kesin.

Ama böyle olmuyor. Bu böyle gitmez diye yazıp kaportaya filan asmak lazım.

İnsanları ikiye ayıracaksak olaylara olumlu ve olumsuz bakanlar diye ayırmak yeterli belki de. Yeis bataklığına düşüp çırpınmak çok kötü ve bir şeye de faydası yok. Bunu hep kafada tutup ortada kuyu var yandan geç Nardaaaa diye basbas bağırmalıyım mesela. Olmamış şeyler için olmuş gibi üzülmek de neyin nesidir? Ne biliyorsun öyle sonuçlanacağını? Hayatının bundan sonraki kısmı belki çok daha güzel geçecek? Nostradamus musun Nardaaaa diye de bağırmalıyım mesela, tutup kulaklarımı çekmeliyim.


Daha yazacağım ama enerjim tükendi inanır mısınız?

İnşallah sonraya. Bu konu önemli çünkü...

Not: Bir önceki yazımda beyan ettiğim hediyelerim için pazar gününü son katılım günü olarak belirledim. İlgi gösteren tüm arkadaşlarıma çok teşekkürler.

10 yorum:

  1. Sanırım denge en iyisi. Gereğince pozitif, gereğince olduğu gibi, gereğince bazen kötümser belki.
    Ben dengenin çok önemli olduğunu düşünüyorum..
    Selamlar,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence terazi pozitiften yana kaymalı biraz. Benim gibiler iflah olmaz baska türlü.

      Sil
  2. Değişim kaçınılmaz ise kendimizden başlamalıyız değişmeye değil mi?

    YanıtlaSil
  3. Olumsuzluğun hiç bir faydası yok dediğiniz gibi. Olumlu olma alışkanlığı edinmemiz gerekiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel demişsiniz. Bunu alışkanlık haline getirmek gerekiyor, biz doğuştan iyimser olmayanlar mesela

      Sil
  4. Olumlu ve olumsuzu göz ardı etmeden gerçekçi(etraflıca) düşünmek lazım. Olumsuzlukları azaltabilmek adına da olumluya daha fazla yoğunlaşmalıyız diye düşünüyorum. Bu arada umudu eksiltmemek lazım düşüncelerimizden...

    YanıtlaSil
  5. Hayatı olduğu gibi karşılayıp, önümüze hayrın da şerrinde çıkabileceğini unutmamalıyız. İnsanın ve imtihana tabiyiz. Mesele karşımıza çıkan durumlar karşısındaki duruşumuzda. Bunu ben ne kadar başarabiliyorum diye sorarsanız bu soruya kaçamak bir cevap vermekten başka çıkar yolum yok. Çünkü insanız işte ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu noktada kabullenme kavramı-edimi ön plana çıkıyor sanırım...

      Sil

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)