31 Ekim 2012

AYNI DİLİ KONUŞMAK...


Dil felsefesi üzerine yapılan çalışmalarda gramatik dilin sınırlı ve dar yapısı içinde hakikatin ne kadar ifade edebileceğimiz tartışılmaya başlandı. " Dilimiz düşüncelerimizin sınırlarını belirler" sözü insanı dilin mahkumu yaptı. Sınırsız olan hakikat sınırlı dil içerisine nasıl birebir taşınabilirdi? Bunun üzerine dil-ötesi ifade biçimlerinin de önemi vurgulandı. Beden dili, simgesel dil, sözsüz aktarım, sessizliğin sesi, semiyotik, semantik, yapıbozum vb. dil felsefesi yöntemleri, hep gramatik dilin sınırlarını aşma çabalarıydı. Bu noktada bilhassa hermenötiğin yeniden  önem kazanması teknik anlamda tasavvufu çok yakından ilgilendiren bir husustur. Bir metnin ilk okuma ile elde edilen anlamı o metni tüketmek yani metnin anlamına sın noktasını koymak demek değildir. Bir metnin anlam katmanları vardır; okuyucu bu metnin labirentlerinde ilerlemek suretiyle onların içlerine nüfuz eder. Objektif olan ilk okumanın dışında sübjektif alanlar da vardır ki metnin gizli özelliklerinin bulunduğu alan burasıdır. Kimi uzmanlara göre esas metin budur, yazıda gözüken ise bunun bir yansımasıdır. Modern düşüncenin, özellikle dil felsefesi ve edebiyatın vardığı bu noktalar ile tasavvufun söylemi arasında büyük paralellikler bulunmaktadır.

6 yorum:

  1. dil işi efendim. dil işi.
    ama arapça söylenen dil'i diyorum.

    YanıtlaSil
  2. bazen beni ifade edebilecek bi dilin olmadığını düşünüyorum her insan gibi. Sonrası işin felsefi boyutu. ben bu anlamda felsefemi geliştirsem ne olacak, toplumda kimle anlaşacağım..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alıntıladığım bu parça tasavvufun dilinin simgeselliği ile alakalıydı Cem...Başka alıntılarım da var ama kitap o kadar şaşırtıcı ki...Aslında tam da senin dediğin şeyi yapmış sufiler, normal kelimeler,simgelerle anlatamadıklarını yeni sembollere,mecazlara yüklemişler ve bizi sadece bizden olan anlar demişler...Umarım bir gün seni sen gibi anlayacak birini bulursun...Ve son olarakO.VEli ne demişti: Bilmezdim kelimelerin kifayetsiz olduğunu/ Bu derde düşmeden önce...

      Sil
  3. Zannediyorum ki asıl mesele insanın sınırlı olmasıyla ilgili..
    Yani insanın bir anlama/anlamlandırma sınırı var..
    Kur'an bile insana hitap ederken bazen sembolik bir dil kullanıyor.Yani insanın düzleminde anlaşılması zor olan şeyi Yüce Allah (c.c.) sembolik bir form içinde vasat insanın dikkatine ve idrakine indiriyor.Burada önemli bir şeye daha dikkat çekmek gerekir gizli/saklı anlamı olan bir metni anlama çabası boş bir gayretten ibarettir.Onun için bir metni anlamada ve anlatmada temel kural ortak,açık ve bilinen kavramlar kullanmaktır..
    Tabi anlatanın meramını açık anlatma çabası kadar,muhatabın da hitabın maksadını anlama gayreti önemlidir diye düşünmekteyim..
    Saygı ile..:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gündelik yaşamda, iletişimde elbetteki açık ve duru bir üslup gerekli...KArşımızdakinin seviyesine göre anlatmak da gerekli.

      Ama sufizm ve edebiyatta işler değişiyor...

      Sil

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)