1 Kasım 2011

OLAĞANÜSTÜLÜK VE ZAMAN


Toprağa attığımız bir buğday ya da mısır tanesinin üzerinden aylar geçmeden yine birkaç saniye içerisinde büyüyüp geliştiğini ve başakların ya da mısırların gözümüzün önünde görülür bir hızda belirdiğini fark ettiğimizde bir mucizeye şahit olmuş olmaz mıyız! Eğilip ellerimizle diktiğimiz fidanın animasyon filimlerde olduğu gibi daha biz ayağa doğrulmadan hemen dallanıp budaklandığını ve bir ağaca dönüştüğünü görsek heyecandan neredeyse küçük dilimizi yutmaz mıyız? Peki tahılın üzerinden mevsimler geçerken büyümesi ya da fidanın yıllarca sonra koca bir ağaç olması ile bu büyümelerin çok kısa bir zamanda gerçekleşmesi arasında hangi fark(lar) vardır? Bence arada farklar yoktur. Fark vardır. Aradaki tek farkı söyleyeyim; zaman! Bize bu olayların olağanüstü görünmesi sadece zamanla ilgilidir. Zamanı devreden çıkardığımızı düşünelim bir an. Geriye olağanüstülük adına, mucize adına ne kalır?… Hiçbir şey…
(...) Başka bir açıdan bakalım bu kez. Zamanın olmadığını varsaydığımız anda nefes almamıza gerek var mıdır? Hayır! Çünkü artık sadece bir an söz konusu olduğu için anı yaşamış olmanın dışında başka bir hayat şartına ihtiyaç kalmaz. Zamanın sıfır olması, bir başka açıdan sonsuzluğa ulaşması olarak da algılanabilir. Zamanın olmadığı bir yerde var olmak söz konusu ise, bunun başka şartları olmalıdır. Belki parçacık fiziğini ve matematiği dışarıda tutmak gerekebilir ama bilinen klasik fizik, biyoloji ve kimya kuralları bu durumu çözmeye yetmez!  Çünkü ağaç ve yara örneklerinde belirttiğim zamansızlık söz konusu olduğunda çok yüksek bir hız da söz konusudur. Fidan zamanın olmadığı anda sonsuz hızla büyüyecektir. Yara sonsuz hızla iyileşecektir. İyileşen yara belki de hiç yara haline gelmemiş gibi olacaktır. Güneş ışığının yanında hava, nem, topraktaki mineraller gibi bütün bu olaylara neden olan etkenler de sonsuz hızla işlevlerini yerine getirecektir.


"Her şeyin hareket halinde olduğu evrende bize bir sabit lazım diyen Einstein o sabiti buldu. O da ışık hızıdır.(...)Yani şunu demek istiyorum, mesela ışığa bir fenerden çıktığı anda ister arkadan bakın, ister karşıdan bakın, ister değişik başka açılardaki mekânlardan bakın hızı aynıdır. Saniyede 300.000 km! İşte izafiyet teorisi, klasik fizikteki mekân sabitliğini ortadan kaldırıp tek sabitin ışık hızı olduğuna dayanan bir teoridir.

"Aynı şekilde güneşin bize olan mesafesi hesaplandığında bizi ısıtan ve hayat kaynağı olan o ışığın sekiz dakikada dünyamıza ulaştığını artık biliyoruz. Yani diğer yıldızlara göre çok yakın olmasına rağmen güneşin bile ancak sekiz dakika önceki halini görebiliyoruz."

"Araçtakine göre ise tam ışık hızında zaman tamamen durur. Hem zaman, hem mekân ortadan kalkar. "


2 yorum:

  1. Yazımı paylaştığın için çok sevindim değerli kardeşim. Teşekkürlerimle..

    YanıtlaSil
  2. Paylaşılmayacak gibi değiller Kamil Bey; düşündükçe bambaşka ufuklara açıyor insanı...

    YanıtlaSil

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)