20 Nisan 2011

SEMAVER

Semaver,1935

…Odanın içini kızarmış ekmek kokusu doldurmuştu. Semaver ne güzel kaynardı. Ali semaveri, içinde ne ıstırap, ne grev, ne de kaza olan bir fabrikaya benzetirdi. Ondan yalnız koku, buhar ve sabahın saadeti istihsal edilirdi.

…Ali’nin annesine ölüm, bir misafir, bir başörtülü, namazında niyazında bir komşu hanım gelir gibi geldi.

…Yün eldivenlerin içinde saklı kıymettar elleri salep fincanını kucaklayan burunları nezleli , kafaları grevli, ıstıraplı pirinç semaver gibi tüten sarışın ameleler, mektep hocaları, celepler, kasaplar ve bazen fakir mektep talebeleri kocaman fabrika duvarına sırtlarını verirler; üstüne rüyalarının mabadi serpilmiş salepten yudum yudum içerlerdi.

Bir Kıyının Dört Hikâyesi,1936

…Sudan çıktıktan sonra aynı kadınların hiç ehemmiyet vermeden önünden geçtiklerini görünce, hatta kendisine bakmadıklarını fark edince; akşam olup elektrikler yandıktan sonra yanlarından denizde yaptığı gibi yılan kıvrımı ile geçtiği zaman yine aynı kadınların bu sefer çatık ve korkunç birer çehre ile kendi anlayabildiği bir lisanla küfrettiğini duyunca şaşırdı. Üç gün bu böyle devam etti. Denizde aynı şaka, aynı cilve oluyor,kadınlar bu genç sportmene hoş görünmek için her türlü müsamahayı gösteriyorlar, faka t gece olup ışıklar yanınca palaspareler içindeki çocuğu tanıyamıyorlardı. O çocuk bu sırrı çözemeden günler geçti.

Şehri Unutan Adam, 1935


Çoktan beri şehre inmemiştim. O gün insanları sevebilmek arzusuyla otelin kapısını açtığım zaman karşıma ilk çıkan insan bir küfeci çocuğu oldu.

Kirli, soluk yanaklarına, çıplak ayaklarına merhametle değil, sevgi ile baktım. Zaten otelin kapısından bu niyetle çıkmamış mıydım? Onu kucaklamak, köşedeki kunduracıdan ona bir lastik ayakkabı, biraz ilerideki Yahudi’den bir beyaz

Keten pantolon almak arzusuyla durdum.
- Ne bakıyorsun efendi,dedi, hamal mı lazım?
- Yok çocuğum, dedim.

“ Gel sana bir pantolon, bir ayakkabı alayım.” demek üzereydim. Fakat gözlerini görünce vazgeçtim. Onlar bir acayip hastalığı benim sevgi dolu gözlerimde yakalamak istiyor gibi dikkatli, yakalamış kadar mustarip ve haindiler.

Bununla beraber yirmi beş kuruş çıkarıp verdim,yürüdüm. Arkamdan koşup iade etti. Yüzünü görmedim. Fakat elleri kararlı idi.

- Her sakallıyı baban zannetme, anladın mı?

Yirmi beşi aldım. Cevap vermeden yoluma devam etmek istedim. Birden bütün neşemin bir camın kırılışı kadar ses ve şıngırtı çıkararak düşüp kırıldığını gördüm.

Ayak ucuma düşüp kırılan neşemi gözlerimle topladım. Ters yüzüne evime dönüp odama kavuştum…

Bir Vapur,1934


…Yine o vapurda bir kız tanıdım. Bir delikanlı seviyordu, bana:

- Ne eşek şey o, diyordu, ben onu o kadar sevdiğim halde bir sabah gelip de “bonjur” demiyor, yanıma tesadüfen gelse bir kelime konuşmuyor.
Ben o kıza:

- Ben varım ya! diyordum.
- Ah, diyordu, sen çirkinsin.

Yaldızlı ve karanlık güvertede baş başa oturuyorduk. Elini tutuyordum. Gözlerini kapayıp delikanlıyı tahayyül ederek elimi sıkıyordu.

Yavaşça kulağının dibine:

- Hepsi bir değil mi? diyordum. Karanlık gecede hepsi, hepimiz bir değil miyiz? Yalnız kadın ve erkek olsun. Gözlerini kapa, tahayyül et.
………………

Kitabın adı: Semaver
Yazarı: Sait Faik (1906-1954)
Yayınevi: YKY
Basım yılı:2002

Sait Faik’in ilk dönem hikâyeleri var bu kitapta. Bildiğimiz üslubunu görmekle birlikte bu üslubu henüz tamamlamadığını da fark ediyoruz. Ben bu baskıda, daha önce okumadığım (en azından şu an hatırlamadığım) pek çok hikâyesini okudum. Ve mutluyum.

5 yorum:

  1. Geçen gün Türkiye yapımı bir filme gitmiştim. Filmde, Çocuk oturduğu eski bir kahvehane masasındaki karşısında oturan kadına "sana bir hikaye anlatayım mı?" demiş ve başlamıştı anlatmaya. Hikayeyi duyar duymaz Sait faik dedim. Biraz değiştirilmiş gibiydi ama paltosunun cebinde var saydığı kişi ile konuşması en az kitaptaki kadar sıcacıktı.

    YanıtlaSil
  2. Sait Faik sanırım beni şekillendiren ilk yazar :))

    YanıtlaSil
  3. Sait faik gibi edebiyatımızda önemli bir yazarın olması ne hoş. Yazdığı durum öyküleri ile Rusların büyük yazarı Çehov gibi bizimde Sait faik'imiz var. Bu beni gerçekten mutlu ediyor.

    YanıtlaSil
  4. Sait Faik okumamış Türk gencini eksik saymak lazım :))) Son dönemde onun kadar lezzet aldığım bir isim de keşfettim: Bahaeddin Özkişi. Blogda yazmıştım galiba. Yine yakın dönem edebiyatımızda iyi öykücüler var.Yeni yeni keşfediyorum :)

    YanıtlaSil
  5. Bahaeddin Özkişi'yi henüz okumadım. Ama okumam için vesile oldunuz. En kısa zamanda okuyacağım.

    YanıtlaSil

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)