28 Ekim 2010

AĞIR MİSAFİR

Geçenlerde, uzun zamandır yapmadığım bir şekilde bir yasağı deldim.


Yapmamam lazımdı ama yaptım.

Allahtan pişman olmadım.

Gerçi işlediğim suç, sadece kendime karşı .

Zira kendime verdiğim bir sözü tutmamış oldum: Bir şiir kitabı aldım.



Kapağında şiir diye yazmışlardı.


İlk sayfalara baktım ve dedim: Evet, bu bir şiir kitabı olabilir.


Okudum, bitirdim. Evet, bu bir şiir kitabıydı.










Künye:


Şair: İbrahim Tenekeci


Yayınevi : Profil, 2008

Kitabın kapağında eserin aldığı ödülün bir köşeye sığıştırılmış olması da mütevaziliğin simgesi sanırım. ( TYB 2008 En İyi Şiir Ödülü)



Bazı şiirleri tümden sevdim, ama itiraf etmek gerekirse birçoğunu da parça parça…Aşina, klişeyi hatırlatan mısralar yok değildi .
Kafiye de önemsenmiş şiirlerde. Ama elbetteki kararında. Yakışmış:)
Yine de uzunca bir zamandır ilk kez güzel şiirlerle karşılaştım. Kendi dili ve dünyası olan, ama bize (bana) yabancı olmayan bir dil ve dünya…Sade,akıp giden…

Genel tema yükleyecek olursam kitaba; bu zaman ve bu dünyanın yaralarına bir osijenli su sıkma diyebilirim.

Fazlasını anlamam . İşte beni saran birkaç mısra:


KIRGIN

Mutsuzluk,o durgun su
Boş ev, bir sürü komşu…


Ah bu suratsız günler,

Yaşarsın göz ucuyla.


Terstir bütün vakitler:

Şimdi olmaz, sonra…


Tadın yok, yoksullar gibi.

Elin kalkmaz varlığa.


Akşam örtüyor seni

Büyük bir olgunlukla…


Bir ölüm kalmış, özü sözü bir.

Buna kırılmak denir…



FERSUDE’den:

Öpülecek yanak yok, hep dudak

Güzel dize bu yanlış anlamasak

Işığın içindeki, havanın dışındaki

Bunlar anladı beni.
......
Tutma yeri yok, şimdiki insanların

İşte yine ortada kaldın…



DÜZENLİ BİRLİKLER’den:

İnsanlar diyorum, dikiyor gözlerini

Kök salıyor baktığı yerde

Bir fidan gibi…

Ağaçları düşünüyorum sonra;mesela elma

Sessiz ve çalışkandır, kendi halinde

…………………………..

Merakımı diri tutarak

Herkesin baktığı yerlere tutunarak

Yazıyorum, bilmeyi…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)