Dalmıştım oturduğum yerde.
Elinde kadehler ve şişeyle geldi. Son İtalya gezimden
getirdim, nefistir, dedi, kadehleri doldurmaya başladı.
İçki içmiyorum, dedim. Durdu, yüzüme baktı: Aaa,
şekerim, bu manzaraya karşı içilmez mi?
Adeta balkona doğmuş gibi olan sarı dolunayı gösterdi.
Müthiş güzeldi. Müthişti. Güzeldi. Güzeldi...
Yarıya kadar dolmuş kadehe baktı, sonra sehpaların
birindeki saksıya döktü. Gülerek çiçeğe: Yarasın, dedi.
Sen bu saatte kahve de içmezsin şimdi, diyerek laf
attı.
Amma uzattın ha, dedim, yok mu buzlu limonatan?
Sen beni ne sandın, bu dolapta her şey var, dedi.
Dolunaydan bir vals yükseliyor gibiydi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Ölümü görün yazın bir şeyler, üşenmeyin.
E, üşenmeyin dedik ya:)