27 Ocak 2011

* * * * * * TARAS BULBA * * * * * *

Adı: Taras Bulba
Yazarı: Gogol
Basım yılı: 2002
Yayın evi: Bordo -Siyah
Çeviren: Nur Nirven

9 yıl önce ilk okuduğumda da sevmemiştim. Savaşmaktan gaddarlaşmış, dediğim dedik bir babanın ve insanlarının hikayesi çünkü. Ama işlenen her konu, kaba tabirle çiçek- böcek; lay lay lom olacak değil tabii , o ayrı bir şey.

Gogol’a lafım yok; dupduru bir üslupla boğmadan,kıvrakça anlatmış.

Yalnız bazı yerlerde elimdeki kitap kısaltılmış mı diye de düşündüm doğrusu, Andrey’in kıza olan hislerinin, kuşatma esnasında taraf değiştirmesindeki aniliğin irdelenmemesi gibi sebeplerden. Bir dönem bazı yayınevleri (tabii ki kendine yer edinmiş köklü yayınevleri değil) çok kesinti yapmışlardı bazı klasiklerde. Bu da onlardan mı, yoksa konusunu aldığı Kazakların duygusuz,anlık yaşamlarının anlatımını güçlendirmek için mi Gogol böyle yazmış?
Kitapta Gogol bariz taraf tutmuş: Bu savaş romanında Kazaklardan yana hep (ki onlar has güneyli Ruslardır) Lehlerden, Tatarlardan ya da Türklerden yana değil :)

(Can yayınlarından çıkanın arka kapağında da yazıyormuş zaten, Ukrayna ve Kazak kültürüne bağlılığının simgesi filan…canım zekiyim işte,okuduğumu anlarım!)

Kazakları da Türk boyu bilirdim ya neyse. Gerçi davranışları ve kel başlarındaki uzun perçemleri ile Moğolları daha çok andırıyorlar. Hoş, romanda geçen atamanlar olsun, savaşa anında hazırlanışları, atlara düşkünlükleri vb. olsun Türk kültürünü hatırlatıyor ama kitaptaki bu Ortodoks Kazaklar Gogol tarafından sürekli Rus olarak anılmış; Rus İmparatorluğuna bağlı olmaları sebebiyle mi öyle yazdı bilemem...Çok da mühim değil, komşu coğrafyalarda yaşayanların kültürleri de komşu olacaktır zaten:)

Şu ki annem övgü tonu minnacık, yergi tonu kocaman olarak “Kazak erkeği” derdi, gerektiğinde, herhangi bir adam için. Maço lafını bilmezdik biz yani:) Ben de anneciğime katılıyorum: Kendi evladını gözünü kırpmadan ama vatan- millet –din uğruna,ama şan şeref uğruna öldüren şanlı bir komutan… bu bana soğuk geldi, ki romanı okuduğumuzda Kazakların gerçek manada bir şeref, vatan aşkıyla değil, içlerinden gelen bir “dürtü” ile savaştıklarını, bunu yaşama biçimi haline getirdiklerini görüyorsunuz. Daha ortada bir savaş yokken Taras’ın gurbetten gelen oğullarını analarıyla bir gün bırakmadan alıp “sözde” kışla Zaporojye’ye götürmesi, benim gibi bir hanım kedisini elbette ki buz etmiştir:)

Dikkatim çeken bir şey de  - Ölü Canlar’da da vardı bu - Yahudilerin tasvirleri. Yan karakterlerden Yahudi Yankel’de de bu dönemin Yahudi tasvirini görüyoruz.

E, şimdi bakıyorum da, tanıtımlarda destansı bir dille anlattığı romandır, uzun öyküdür filan…denmiş bu roman için. Edebi olarak iyi bir roman elbette, Ölü Canlar’daki muzip dil ve karakterler olmasa da çabuk okuduğum bir kitaptı. [Yazımın devamında altını çizdiğim ve kitabın üslubu hakkında fikir veren yerler, birazcık bir özet ve hatta intihal ile ilgili bir link bile verdim, bakabilirsiniz isterseniz]  

Bu soğukkanlı, vahşi, yağmacı, işkenceci… Taras ve diğer Kazakları sevmedim, olay bundan ibaret. Tabii bu da Gogol’ün ne kadar iyi bir anlatıcı olduğunun da bir delili değil mi? Sevmediğim bir konuyu sonuna dek okuttu bana.

Sonra şu meşhur alaycılığını saklayıp da yazmış olabilir, yani anlattığının, kılığına girdiğinin (Taras) tam tersini düşünüyor ve bunları onaylamıyor olabilir… Miydi?

Son söz: Bu kitabı okuma listenizde en önlere koymanıza gerek yok bence.
Oh, Wiki’den de bir özet buldum, vallahi ben daha iyisini yazmayacaktım:“Kitap Taras Bulba'nın Andrey ve Ostap adındaki iki oğlunun Ortodoks papaz okulundan dönüşleriyle başlar. Tüm Kazaklar gibi asıl eğitimin er meydanında alındığını düşünen Taras Bulba oğullarıyla birlikte Kazak erlerinin bulunduğu Zaporojye'nin yolunu tutar. Çünkü bir Kazak ancak savaşta gösterdiği yiğitliklerle hatırlanır ve tam bir Kazak olur. Onlar için hayattaki yegane görev dinlerini ve uluslarını Katolik Lehlilerden, gavur Tatarlardan, Musevilerden ve Türklerden korumalarıdır. Çok geçmeden Lehliler üzerine sefere çıkılır… Devamı için wikipedia’ya yönlendiriyorum sizleri efendim.

Bir de Rusların “kozak”ları varmış. (cossack’mış İngilizcesi) Ama derin bir bilgi edinemedim.

AHAN DA BİR İNTİHAL İDDİASI BULDUM GOGOL’A KARŞI :) Kozaklardan da bahsediliyor burada.

1962 tarihli filme gelirsek…Filmi izleyemediğim için bir şeyler yazmam zor. Ama bu filmde aşk hikayesinin öne çıktığını düşündüm; İngilizce yazılmış film özetlerine göz attığımda. İzlemek isterim,eski filmleri pek bir seviyorum nedense. Ki genç Tony Curtis de var işin içinde.

Altını çizdiğim yerler olmadan bitemez bu yazı, kitap hakkında da epeyce fikir verecektir:

Oğullarından büyük olanı dayanamadı:

-Baba bizimle eğlenmeyi bırak artık.
-Şunun çalımına bak.Bırakmasam ne olur?
-Görürsün ne olacağını. Babam olduğuna bakmam basarım sopayı. (s:5)

…Erkek dediğin dağda bayırda at üstünde dinlenir. Şu kılıcı görüyor musun? Sizin öz ananız budur… (S:7)

…Çünkü okula giden çocuklar o zamanlar ata binmezlerdi. Başlarının üzerinde uzun bir Kazak perçeminden başka bir şey olmayan bu toy gençlerle karşılaşan beli silahlı her Kazak, bu zavallıların perçemini çekip bir tutam saç yolmaktan büyük zevk alırdı…(S:9)

…Ostap, Andrey savaşlarda hep kazanmanız dileğiyle içiyorum. Dinimizin bütün düşmanları, Türkleri,Tatarları, Müslümanları haklayacağımız gibi dinimizi karıştırmaya yeltenmeleri durumunda Lehlileri de döveriz…(S:10)

….Evde avrat yanında oturup çürümekten, domuz, davar besleyip arpa buğday ekip oyalanmaktansa,size katılırım. Benim gibi bir Kazak’a da bu yakışır…(s:11)

…Birçok yakını kılıçtan geçirilen ve sürekli aynı tehlikeyle burun buruna yaşayan bir insanın sonunda katı yürekli bir insan olmasından daha doğal bir şey olamazdı. Aslında barışçı bir ulus olan Slavlar, işte bu nedenle, içlerindeki yaşam sevgisini Kazaklığa dönüştürmüş ve Kazak ruhu böyle doğmuştu…(S:12)

….Avrupa’nın….Moğollar’dan…Kazaklar tarafından kurtarıldığını bütün tarihçiler yazar. (s:13)
Taras şimdiden oğullarıyla duyacağı kıvancı düşünüyordu. (s:15)

….bu savaşçılar toplumunda kadın anlamsız bir şeydi….Karısına hep böyle seslenirdi: “Hey, kocakarı, klak bize çorba pişir, yolumuz uzun!... (s:17,18)

… doğuştan yoksul olanların yanı sıra paraya önem vermesine karşın Yahudilerin soyup soğana çevirdiği…kişiler de toplanırdı Zaporojye’ye…..kimin için çarpıştıklarını bile düşünmeden her türlü tehlikeye atılarak savaşırlardı….(s:38)

Taras oğullarının böyle sıradan işlerle zaman geçirmesinden hoşnut değildi. O daha önemli bir iş arıyordu. En iyisi tüm ordunun katılabileceği bir kavga, bir savaştı…..aslan gibi iki oğlum ne savaş gördü ne de düşmanla karşılaştı. Sen de kalkmış savaşamayız diyorsun….(S:42)

Taras zaman yitirmeden Kazakları savaşa sokabilmenin yollarını aradı…(S:48)

Kazakların görüldükleri yerde hiçbir şeyden hayır kalmıyordu…Küçücük çocukları bile boğazlıyorlardı.Kadınların memelerini kesiyor…..Lehlilere yaptıklarını çok ağır bir şekilde ödetiyorlardı. (s:62)

(Ostap için) Bu oğlan öyle büyük bir komutan olacak ki babası bile onun yanında hiç kalır diyordu Taras….Andrey ise başka bir âlemdi…Adeta transa giriyordu: çevresinde uçuşan kelleleri….bile fark edemeyen birinin durumu başka nasıl anlatılabilir ki? Öylesine tehlikelere atılıyor,…öyle kahramanlıklar yapıyordu ki…babası “Ostap gibi olmasa da o da büyük bir komutan olacak, diyordu…(s:64,65)

Manastır duvarına asılı zavalı bir yahudi ya da keşiş de bahçeyle birlikte yanıyordu. (s:69)

Papaz okulunda okuyup savaş meydanlarında pişmiş bir göçebeye göre değildi anlaşılan, genç bir kıza karşı duygularını dile getirmek. Kazak olarak dünyaya geldiğinden dolayı büyük bir öfke duydu,ilk kez. (s: 85)

Mutlaka günün birinde ak sakalları göğsüne inen yaşlı bir ozan, eline aldığı sazı çalıp büyük bir dikkatle kendini dinleyenlere bu savaşın destanını anlatacaktı. İşte o zaman Kazakların ünü tüm yeryüzüne yayılacaktı…(S:126)
… “Senin bu dünyaya gelmeni ben sağladım, ölümün de benim elimden olacak.”(oğlunu öldürmeden önceki son sözleri)

(öldürdükten hemen sonra) …ama kendini harcadı, bir köpek gibi geberdi pisi pisine, diye düşünüyordu. (s:141-142)



6 yorum:

  1. Tahlilin çok iyi, doğru tespitler yapmışsın. Gogol kesinlikle taraf tutmuş, hatta dili çoğunlukla kuru diyebilirim.Filmi, romanına göre daha başarılı.
    Suzan Nur Başarslan

    YanıtlaSil
  2. Sen misin bana o kadar uzun yorum yazan.:))
    TArih bilgim üzerinden , ukalalık yapmaya geldim.Çok önemli de değil dediğiniz bilgi aslında önemli.Zaporak Kazakları da denilen Don Kazakları , gerçekten Rus'tur.Türk kanı taşıyan bildiğimiz Kazaklarla da uzak yakın ilgileri yoktur.Hatta Zaporak Kazakları , 17.yy. da , süratli ve özel kayıları ile Karadeniz'i aşıp , İstanbul'un Karadeniz kıyılarına , yağma amaçlı saldırılar bile düzenlemiştir.Karışıklık , sadece isim benzerliğinden kaynaklanmakta.Çapul, yıkım ve hırsızlık ile geçinen ; 18 ve 19.yy. da Rus Ordusunda paralı askerlik yapan , Puşkin'in Yüzbaşı ve Kızı romanına konu olacak derecede isyanlar ile Rus İmparatorluğunun başına bela olan , bugünkü Ukraynalıların ataları saydıkları bir kavimdir.
    Gogol e ilişkin eleştirilerini umarım bir Rus duymaz.:))

    YanıtlaSil
  3. Ben dedim ama baştan,kendiniz kaşınmışsınız diye!

    Şimdi Ustacım, vallahi netleştirdiğiniz iyi oldu bu Kazak işini.Cosack ile bizim kardeş Kazaklar karışmış demek ki. Eh, integral,parabol, keynesgil derken harita kullanmasını bile unuttuk senelerdir,nerde kaldı Tarih! Bu yüzden de bu blogu açtık.
    Bu arada kitapta bu Kazakların
    sürekli Türk kıyılarına baskın yaptıkları,Osmanlı ile savşatıkları da yazıyor. Gogol'ün onaları atası saydığı ve sevdiği de kitaptaki üslubundan hemen hissediliyor.Demek ki gizli/tersten bir okumaya gerek yokmuş:)

    Teşekkür edip bu faslı kapatıyorum. Bilmediğimizi saklamaz, bilip de paylaşana da "eyvallah" deriz icabında! (Bu argomsu dilden de kurtulsam iyi olacak bu arada!)

    YanıtlaSil
  4. Belki ilginizi çeker; mimlendiniz.:))

    YanıtlaSil
  5. 2. Üniversitem İstanbul Tarih, aslında basit bir doğrulama konusudur; zaporak kazakları Türk ile aynı soydan mı? Türk kelimesi Kazak, Özbek, Osmanlı gibi bir kimlik olarak kullanılıyor. Yani Osmanlı oğulları ile Özbek oğuları isterse Türk olmaz. Rurik oğulları ise Türk olurdu. O vakit Rusya demezdik. Tabiki böyle olmadı. Zaporak Kazakları nın 1654 de Ukrayna nın oluşumuna yol açılması ve Ukraynalı olmaları Ortodoks hristiyan olmaları ve kendilerine Türk dememeleri, Türk ile aynı annane ve dededen gelmelerini değiştirmiyor bilimsel olarak. Şayet Müslüman olsalardı Azeriler gibi bir kardeş Türk Milleti olarak görebilirdik. Macarlar da Türk kelimesini sevmez, aynı soydan gelen akraba milletler den bazıları Türk aidiyetini tutan Kazak, Kırım, Kırgız, Özbek, Alan, Sarmat, İskit (hem ruslar hem türkler ata sayar milli tarihinde) Avar (batı lombard der) Bulgarlar, Uygur kabileleri vb kabilelerin devamında gelişen çatışmalar ve din gibi temel görüş ayrılıkları ile kendi liderinden kendi milletine has bir ırk aidiyeti oluşturmuştur. Yani aslında çekik gözlü olmamanızın nedenleri sadece coğrafi nedenler değil. Siyasi eğilimlimler, ego, alışılagelmiş aidiyet kurma alışkanlıkları bilimin dışında kendine özgü bir değerlendirmeli tarih yazıyor. İngiltere internet çağı (21.yy ın başları) gelişimiyle bu yanılgılı hakikatten uzak tarih yaklaşımından kendini hızla sıyırabilen bir anlayışta ilerliyor. Popüler dizileri ile yavaştan halkının önyargılarını kırıyor. İngilizler danlı olduğunu Kuzey Fransa viking Güney Fransa ortadoğulu Lübnanlı soyunu köklerini kabul edebiliyor. İngilizler Karadeniz in kuzeyine İran ın kuzeyinden gelen atalarına kadar derin yaklaşımları basitleştirerek müfredatına yerleştiriyor. Türkler hala 1654 yıllarında olduğu gibi birbirinden çok farklı bir soya, dine, töre, gelenek adet vb davranış tutumlarına sahip gruplar olarak yaşayabiliyor. Bunlar bir iç savaş acı ve işkence ile ayrılıp artık kendi liderlerinin tabiyetiyle yeni bir millet ülke Türk den farklı bir aidiyetli millet oluştursa da yine Zaporak Kazakları gibi geçmişteki dedeleri ve büyükanneleri mucize ile değişmeyecektir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hımmm. Bu yorumu bir yaziyla acsaniz çok da güzel olur. Teşekkürler.

      Sil

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)