5 Aralık 2013

Ankara

Liseye kadar, yaz tatillerinin ilk adresi…

Amcalar, hala, dayı ve kimden, hangi evlilikten dolayı akraba olduğumuzu hâlâ ezberleyemediğim diğerleri.
Tam anlamıyla meşakkatle geçen otobüs yolculuğunun sonunda varılan bulanıklık.
Sonrasında soğuk, beton binalar, alışkın olmadığım bir şiveyi konuşan kadınlar
Serilen yataklar, yüklükten indirilen çarşaflar, yaz yorganları, ısrar edilen sofralar
Sonrasında, çamurlu bahçe taşları,



Çamura basmaktan, ayaklarımın ıslanıp leş gibi olmasından nefret ederdim. Kayıp düşmekten çok korkardım.

Çamurdan yarısı görünmeyen taşlara basa-kaya çeşmeye ulaşmaktansa bütün gün susuz ya da ellerim pis durabilirdim.

O evden aklımda kalan ilk şey bu. Az kalsın tek şey diyecektim ama şimdi daha ne çok şey hatırladığımı anlıyorum.

O küçücük- tam anlamıyla küçücük- ve suyu bahçesinde olan evden bana kalan o şeylerden biri
İçtenlik ve hoş karşılanma
Diğeri neşe
Diğeri bolluk ve cömertlik
Bir diğeri kahkaha ve oyun
Bir diğeri büyüğe saygı

Dayımın sonraki evinde de aynı şeyleri buldum. Eskisinin üç katı genişlikte, rengârenk açmış endamlı venedik çiçekleri girişini süsleyen, akşam oldu mu bütün Ankara'yı ayaklarının altına seren, mahallesinin adı gibi mutlu bir evdi o da. Satranç oynamayı ilk o evde öğrendim mesela. Karikatür dergisini de ilk kez orada gördüm. Abimin, kömürlükteki torbalar dolusu misketleri…  

Dayımın bir sonraki evinde de aynı şeyleri buldum. Bir farkla ki büyüyorduk. Büyüyünce insana ne olduğunu bilirsiniz.

Dayım hiç değişmedi ama. Duvardaki bir fotoğraf gibiydi. Annemin ona olan "baba" saygısıyla biraz uzakta kaldı belki.  Ben de sandığım kadar hızla büyümüyormuşum belki?


Garip bir duygu… Onun, yaşlandıkça aksileşen kimliğinin ötesinde, yıllardır şiir yazmış olmasından haberim olmayışı, onunla doğru dürüst bir şey konuşamamış olmak, onu yakından tanıyamamış olmak… Sadece annemin çocukluklarına dair anlattığı hikâyeler var.  Oysa ona da anlattırmalıydım o hikâyeleri, onun gözünden de dinlemeliydim. Dedemi, anneannemi sormalıydım hatta. Ama o dayımdı işte,  Ankara'da oturan, yazın ziyaret ettiğimiz, eli ve gönlü bol, azıcık inatçı, otoriter aile reisi dayım, annemin abisi…







6 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. O ilk evleri - anneme sordum- Ulus'taymış...

      Sil
  2. gidenlerin ardından insanı en çok hüzünlendiren bunlar oluyor ne yazık ki.. doyasıya yaşanamayan bir sevgi dostluk ilişkisi...
    huzur içinde uyusun....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle, onu kafamızdaki kalıbın dışında, bir başka insan olarak da tanımak...

      Sil
  3. Huzur içinde uyusun..benim 4 teyzem vardı.en küçüğü rahmetli oldu.huzur içinde uyusun.dayımın da olmasını isterdim.aslında olmuş ama yaşayamamış bebekken ölmüşler ikizmiş.Allah hepsine,rahmet,etsin

    YanıtlaSil

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)