21 Ocak 2013

BULUŞMA


Feribota yetişmem lazım. Kahrolasıca denizlerle çevrili değilmişiz gibi gereksiz görülüyor fazladan sefer; sadece saatte bir var feribot. Ayakkabılarımı son anda değiştirdim: İnce topuklularla  şifon buluz daha şıktır.

İçimde bir sıkıntı var. Buluşacağım kişiyle tanışmamızda kıramadığım bir arkadaşım ısrar etti. Oysa boşanmamın üzerinden sadece iki yıl geçti ve kendime gelmiş sayılmam. Uzun bir süre erkek sesine bile tahammül edemedim. Ama arkadaşım haftalardır tanışmamızda ısrar ediyor. Ve anlattıklarıyla aklımı çelmeyi başarmış görünüyor. Yine de her an eve  geri dönebilirim. Karşı iskelede beni bekleyecek ve birlikte buluşacağımız yere gideceğiz. Offf… kendimi nasıl bu duruma soktum bilemiyorum. Arayıp gelemeyeceğimi söylesem…Yüzüme bakmaz….Amaann, gönlünü alırım ben onun. Ama kapı komşuyuz, yüz yüze bakıyoruz, zor olabilir…


Ufff, söz verdim ve tutmam gerek…Çocuk muyum ben, tanışacağız sadece…Ya hoşlanırsam ondan? Hiç sırası değildi, neden söz verdim ki…

Köpüklerin foşurtusunu duyunca boynumu çevirip bakıyorum denize. Feribot gelmiş bile. Arabaların çıkışını beklemeden bir kenardan giriyorum. İçerisi karanlık ve sıcak geliyor, açık havaya çıkıyorum. Gölgede bir oturak aranıyorum. İki hantal kadının arasına sığışıveriyorum. Feribotun hareket etmesiyle birlikte martılar da uçuşmaya başlıyor etrafta. Küçük bir oğlan çocuğu, babasının koparıp eline verdiği gevrek parçalarını beceriksizce martılara atıyor. Martılar yine de havada kapıyorlar parçaları. Oğlan sevinç haykırışları salıyor martılara doğru. Baba, eğilip bir sarılıyor oğluna, yanağını uzunca bir öpüyor. İçimden mi aklımın bir kenarından mı, neresi olduğunu bilmediğim bir yerinden bir tül geçiriyorlar sanki. Tırtık tırtık oluyorum. Gözlerim çirkin gagalı martılara dalmak istiyor. Uzun süreli süzülüşlerini, kollarımda laktik asit birikmesine dönüştürüp acı çekiyorum, ben yoruluyorum, onların yerine geçip. Arkadaşımın methede ede bitiremediği adam geliyor aklıma. "Yaşına göre formunda, eline yüzüne bakılır, işi kendinin, boşanmış, bir kızı var beş yaşında, anasının yanında, okumuş, sanatsal faaliyetlere düşkün, zevk sahibi, hoş sohbet, kadın kıymeti bilen…" Neden boşanmış peki kadın kıymeti biliyordu da?  "Bunu kendin sorsan daha iyi tabii de, eski eşi istemiş boşanmayı, anlaşamamışlar."

Anlaşamadıkları boşanmalarından belli zaten….Ah, neden buradayım ki ben? Tek başıma idare edemiyor muydum? Neyi arıyorum ki?

Yanımdaki yaşlı ve hantal  kadın beni atlayıp diğer yanımdakiyle konuşmaya başlıyor: İşte böyle Kezban'anım, bizimki oğlanı aldı yanına, bırakmam ben onu o kadının ellerine dedi. Böyle her hafta sonu vapura filan bindirir Eren'i, çok seviyor martılara gevrek atmasını. Ölüyor olsa götürür oğlunu. Anası olacak o zilli  de dost hayatı tutmuş biriyle. Haberleri geliyor. Allah belalarını versin, utanma arlanma yok bari oğlun bu senin evladın, bir ara değil mi? Ne gezer. Selim oğlumla daha çok vakit geçireyim diye gül gibi işini bıraktı. Dünyanın parasını kazanıyordu ama her hafta yurt dışı. Bıraktı da burada bir dükkan açtı işte. Sırf Eren için…"

Gerisini duymamak için kalkıyorum aralarından. İskeleye yanaştığımızda vapurdan inmiyorum.


(2012)

30 yorum:

  1. Ellerine sağlık canım.Çok güzeldi..

    YanıtlaSil
  2. Hikaye eğer kurgu ise güzel bir öykü, yok değil ise diyecek bir çift sözüm var. Kız kardeşim " hiç bir kadın doğru düzgün bir adamı boşamaz " demişti bir sohbet sırasın da, ben de öyle düşünüyorum. Çevremdeki boşanan arkadaşlarımın de hepsi kendileri boşadı kocalarını ,böyle daha mutlular. Ama benim çevremdeki kadınlar senin gibi, benim gibi ekonomik özgürlüğü olan kadınlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kurgu. Ama elbetteki insan hayatındaki bir ya da birkaç gerçekliğe işaret etmek niyetinde bir öykü. O yüzden her türlü söyleyecek sözün olabilir:)

      Sil
  3. Hikaye çok hoş hoşluğu gel gitler hayatım bunlarla dolu olduğundan mıdır bilmem yakalayıverdi işte.
    Gevrek ha? ah İzmirliler ahh

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gel-gitler...biz kadınlarda daha mı çok acaba?Ben de çok muzdaribim şahsen böyle olmaktan:)

      Tabe, edebiyatta İzmir-lilik diye bir şey yaratmaya çalışıyoruz icabında:p

      Sil
  4. N.Narda, hikayen gerçekten güzel olmuş. Günün bu saatinde, beni oraya götürebildiğin için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen de dahil, hep iyi tepkiler aldım bu öyküm için, iyi okurlardan. sevindim.

      Sil
  5. güzel bir hikaye olmuş:)

    YanıtlaSil
  6. Çok akıcı, böyle öyküler çok hoşuma gidiyor, devamını ne zaman yazacaksın?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yeğen; ben böyle postmodern özellikli, ucu açık yazmayı seviyorum, o yüzden bu öykü burada biter, okuyan istediği gibi son ekleyebilir:) Ama başka bir hikayede başka buluşmalar olabilir:)

      Sil
  7. Yüksek sesle (bir daha) okusan...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bu yorumuna cevabımı yarın söylerim tamam mı :)

      Sil
    2. Ben şimdi çıktısını alıp da kırmızı çiçekler açtırmaz mıyım.:)))

      Sil
    3. Benim istediğim de buydu zaten.

      Sil
    4. kopyalanmıyor. Reader'da da hepsi görünmüyor..mail at.

      Sil
    5. Teşekkür ederim, hepsi dikkate alınacaktır:)

      Sil
  8. Devamını bekliyorum.. Çok güzel bir hikaye, anlatımınız çok akıcı. İlgiyle okudum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Devam isteyen çok okur oldu, devam değil de bütünleyici bir öykü yazılabilir belki :)

      Teşekkür ederim.

      Sil
  9. Amaaa niye inmedikine yahu Selim i mi özledi acep bu Selim le niye boşanmış ki bunlar sorular sorular çok güzzel olmuş bu yahu tadı damağımda kaldı:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla yazar görünen kurgunun ötesine geçmek istemiyor şu anda, onunçün özledi mi korktu mu bi şi diyemem:)

      Afiyet olsun, sen iste ben gene yazarım junior'um mühendisim, ama sen de o fantastikli öykülerinden yazcan:)

      Sil
  10. ben de olsam öyle yapardım.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hımmm, kahraman gibi yani, durduk yere maceranın gereği yok diyorsun, sonu da belli değil üstelik :)

      Sil
  11. ilişkilerin çoğu yorucu, stresli, mutsuz edici..:)
    yormayan, mutlu eden bir ilişki bulma olasılığı zayıf ta olsa işte vazgeçemiyor insan..
    zor bir durum. zor bir tercih..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kaos teroilerinin çağında normalleşti sanki bu ikilemler,kararsızlıklar...

      Sil

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)