22 Kasım 2017

TEKNOLOJİYE KARŞILIK İNSAN KABİLİYETLERİMİZDEN TAVİZ VERMEK



Feysbuk'ta bir arkadaşım paylaşmıştı bu Yuval Harari röportajını.

Ben her ne kadar göz attığımda kitabını sıkıcı bulmuşsam da ( kabul, o an için beyefendiyle münazara halindeydik ve ben biraz ön yargılıydım kitaba karşı:))  bayağı ünlendi kendileri bilirsiniz. 


Aç parantez, zaten bu ara benim takıntılarımdan biri de internet ve kameralar vasıtasıyla her saniyemizin kayıt altında olması ve bilgilerimizin depolanması. Casuslara malzeme olacak değerde değil ama reklamverenlere malzeme olmam bile yeterince mütecaviz bir tutum. Neyse, kapa parantez.

Röportajı okurken aynını keşfettim ve kendi kendime dedim: 

Gerçekten de İstanbul gezimiz sırasınca hep google efendiye, gps'e başvurduk... Yolumuzu bulduk ama yol bulma kabiliyetimizi körelttik! İnsana has kabiliyetlerimizi devrederek insanlığımızı köreltiyoruz!




Röportajda ilgimi en çok çeken bölümlerden birkaçı


"Dataism is a new ethical system that says, yes, humans were special and important because up until now they were the most sophisticated data processing system in the universe, but this is no longer the case. The tipping point is when you have an external algorithm that understands you—your feelings, emotions, choices, desires—better than you understand them yourself. That’s the point when there is the switch from amplifying humans to making them redundant.


How so?



Take Google Maps or Waze. On the one hand they amplify human ability—you are able to reach your destination faster and more easily. But at the same time you are shifting the authority to the algorithm and losing your ability to find your own way."


Ve  çevirip kısalttığım, düşündüren bir bölüm:

Bir restoran gidiyorsun. Yemeğinin resmini çekip feysbuka koyuyorsun. Eğer bu tecrübeni paylaşmazsan, "processing system"in bir parçası olamazsın, dataizm" de bir önemin olmaz. Dataizm, yani veri dini. Veri işleme sürecinin bir parçası artık insan...

Distopyalara hızlıca bir varış mı?....

Ve asıl sıkıcı nokta; gerçekten teknolojini hızına politikacılar ve yöneticiler yetişip vizyon belirleyemiyorlarsa ne olacak?

"Whatever you say about figures like Lenin or Hitler, you cannot accuse them of lacking vision. Today, nobody in politics has any kind of vision; technology is moving too fast, and the political system is unable to make sense of it."

Yine de kendimi amerikan kabuslarına yerleştirmiyorum çok şükür:)



                               



Bu da politics and technology yazınca googgle efendinin gösterdiği ilk sonuç:

6 yorum:

  1. Bilemiyorum yaaa, gerçekten bu dış algoritmalar bizim duygularımızı bizden daha iyi mi anlıyorlar? Yoksa ben mi yanlış anladım. Şu an kafam çok dolu, epey çizim yaptım cumartesi Karpuz apt. için...yalnız bu gidişat sonunda Terminatör filmine dönebilir, amanın yani biz iyice önemsizleşip, ipleri makinalara kaptırırsak. Onlar da bir güzel bizi yok edermiş....

    Çok teşekkürler ilgi çekiciydi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yararının öngörüsü o yönde. ben de öyle anladım:)
      Valla göz göre göre öyle olacak diye korkmuyorum değilim.
      Çizimlerin harika müjde hanımcim, koluna kuvvet:)

      Sil
  2. İnsanları öyle manipüle ediyorlar ki istedikleri politikacıları bile seçtirme kabiliyetine sahipler, vizyon belirlemek diye bir şey söz konusu değil yönetimdekiler kendi çıkarlarına kullanıyor, bu işi elinde bulunduran şirketlerin tek amacı da para kazanmak. Elsberg'in Zero'sunu okuyun, insanlar verilerini kendileri paylaşıyorlar ve bundan para kazanıyorlar inanılır gibi değil. Sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vatsap vb popüler ve bedava uygulamalar mesela...
      Bu konuyu takip ediyorum ama ogrendiklerim moralimi çok bozuyor.

      Sil
  3. yakında duygusuz, hantal robotlar haline geleceğiz. Ve asıl robotlar efendilerimiz olacak ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biz göremeyiz inşallah diycem de görmeye başladık. Cep telefonlarimiz mesela...

      Sil

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)