8 Kasım 2017

GAVUR MAHALLESİ

Paketin arkasında "Çok amaçlı ayıklama metodlarını kullanmamıza rağmen taş çıkabilir, gözden geçirilmesini tavsiye ederiz." yazıyordu. 

Barbunyaları gözden geçirmeden tencereye atmış ıslatmıştım, son anda ellerimle gözden geçirdim; bir şey çıkmadı. Çocukluğuma dönmemem imkansızdı; valide önümüze bir tepsi verir, mercimek, pirinç, bulgur... Allah ne verdiyse ayıklamamızı buyururdu...


Margosyan'ı okurken de bir geçmişe gidip gidip geldim: Anne ve rahmetli babamın anlattıkları çoğu kez zorlu, köyde geçen çocukluk yıllarına...

Ve bir kez daha gördüm ki Ermeni, Türk, Rum ya da Kürt, bu topraklarda yetişen her insan birbirine kalın ipliklerle bağlı; aynı su, aynı toprak, aynı kültür, aynı açlık, aynı sevinçler... insani olan her şey... aynı. İsimleri çıkarın, konuşanın Ermeni,Türk ya da Kürt olarak ayırt edilemeyeceğini göreceksiniz...

Birarada yaşayacaksak tarihi tarihçilere bırakmalıyız belki de.

Son söz, Margosyan'ın Diyarbakır'ını, Gâvur Mahallesi'ni mutlaka  okuyun derim.




Not: Bu alttaki fotoğrafta barbunyamızın da taaa Kanadalardan geldiğine şahit oluyoruz. Yediğimiz her şey dışarıdan geliyor artık. O kadar üzülüyorum ki bu duruma anlatamam. İkinci ithal et dalgası gündemdeyken sorunu çözmeye değil yama yapmaya ne kadar meraklı olduğumuz bir kez daha tescillendi. Ve Belçika büyüklüğündeki tarım toprağımızın sahipsizlikten ekilip biçilmediğini de hatırlatayım.


Son olarak hep yaptığım gibi ülkeyi bu hale sokanlara en içten küfür ve beddualarımı yolluyorum.





10 yorum:

  1. Barbunyayı da zeytinyağlı çok severim, hatta en sevdiğim 10 yemek desem ilk ona girer. Kanada'dan ithal edildiğini haberlerde dinleyince senin gibi bolbol küfür, beddua yolladım.
    Anadolu çok kozmopolit bir bölge ve haklısın hepimiz aslında o kadar birbirimize benziyoruz ki, ama şu emperyalizm, bencillik, hırslar, kin gibi duygular olunca insanlar birbirine düşman oluyor. Keşke barış içinde birlikte, dayanışarak yaşamayı başarsak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke başarsak...

      Yerli malı arıyorum hep ama çok zor bazen bulmak...

      Sil
  2. ivit güzel kitaba benziyo saoool. dünya değişiyo işte hayat böyleee :)

    YanıtlaSil
  3. Aynı şeylere dertleniyoruz sanki bu aralar... Her şey insan doğasında başlıyor. Bir elma ile doyabilecek insan ikinciyi, üçüncüyü de istemeye başladığında işler karışıyor. Maalesef çok az insanın ikinci elmada gözü yok. Bu nedenle ben karamsarım.
    Mıgırdiç Margosyan'ı artık daha fazla ertelemeden okumalıyım bu arada...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dertlenmemek elde mi? en son sorundan başlasak, yediğimizin içinde ne var bilmiyoruz, kendi toprağımızda yetişmediği gibi denetim, yeterli analiz filan da hak getire bakanlıklarda... ha iç piyasada da yok ama onun kaynağını tespit yine daha kolay... Ununu bile saraybosnadan alıyorsan artık.. karamsar olmak lazım ki çözüm üretilsin.. ama asıl detlenmesi gerekneler paşa paşa koltuk ısıtıyorlar... Valla dertliyim uzun uzun dökmem lazım galiba ama halk olarak ayaklanmazsak devletin bir şey yapacağı yok

      Sil
  4. Nardacım , aldığın hububat dahil tüm gıdalar mümkün mertebe Türk Malı olsun .. yaşadığın yerde yoksa mecburen kullanacaksın tabi ..
    Millet olarak çabuk gaza gelen bi' yapımız mı var acaba? Geçmişi çok çabuk mu unutuyoruz? Oysa vefa denen bi'şey de vr değil mi? İnsanlık denen bi'şey var !!! Kim olduğumuz değil ne kadar insan olduğumuz/ olabildiğimiz önemli ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yav, en ucuzcu marketle en pahalı markete gidiyorum, hepsinin de menşei dış ülke!


      Daha pişirirken anlıyabiliyorum aslında, annemin biz çocukken pişirdiği gibi pişmiyor hiçbiri... Ülkemin ürünlerine de güvenemiyorum gerçi fazla tarım ilacı kullanımı yüzünden ama yine de öleceksek yerli malıyla ölelim:ppp

      diğer konu... Telvecim kitptaki yaşanmış öyküleri okurken hep kendimden bir şey buldum ve bu topraklarda yıllarca beraber yan yana yaşadık söyleminin beden bulduğunu gördüm zihnimde... üzüldüm şimdi neden bu kadar kopuk ve düşman olmuşuz diye..

      Sil
  5. kitap oldukça ilginç görünüyor Narda'cım, herşeyimizin dışarıdan gelmesi gerçekten çok üzücü, bu konuya da yer verdiğin için teşekkürler, sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk başta bu kadar seveceğime ihtimal vermemiştim. Samimi. Samimiyeti kadar dili de güzel aslında...

      Yakında havamızı suyumuzu da dışarıdan alırız bu kafayla... Sevgiler benden:)

      Sil

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)