12 Nisan 2013

TAHRİBİYYAT

*

                                                           

Öğretilen çok şeyi olduğu gibi kabul etmekten çıkıyor sorunlar, sormuyor,düşünmüyorum…

Günümüzde kapitalizmden,tüketim toplumu olmaktan hemen her vicdanlı insan şikâyetçi…

Problem daha en başta, iktisat tanımında başlıyor. Nedir bana üniversitede derslerde öğretilen iktisat tanımı: İnsanın sınırsız ihtiyaçlarının, sınırlı dünya kaynaklarıyla karşılanması için yapılan faaliyetler…

Karşımdaki adam, şöyle değil mi işin aslı diye soruyor:

Sınırsız olan insanın ihtiyaçları değil, arzularıdır.

Ve bundan belki de bin yıl kadar önce yaşamış bir Endülüslü'den alıntılıyor:

Su içmek : ihtiyaç

Suyu bir bardak ya da tasla içmek : tedbiliyat

Suyu, bir liralık süslü bir bardakla içmek : tahsiniyyat

Suyu, bin liralık bir bardakla içmek : tahribiyyat


Gerçekten de gereksiz yere tüketerek ne kadar çok tahrip ediyoruz: zamanımızı, bedenimizi, tabiatı, başka insanların hakkını, emeğini…






*Germain Krull, via by süprüntü.tumblr

12 yorum:

  1. ve suyun bile tadı yok artık.

    YanıtlaSil
  2. Haklısın da gel de sen bunu insanlara anlat, ya da yaşamına uygula. Azıcık biti kanlanan herkes otomobil alma hevesinde en basitinden. Bahanemiz çok, toplu taşımanın yetersiz olduğunu gerekçe gösteririz hemen.Benden sonrası tufan anlayışı hakim olduğu sürece bunların önüne geçmek zor. Söyleyecek çok sözüm var ama imdilik bu kadar:)

    YanıtlaSil
  3. kitap film az yazıyorum ki arada işte.
    daha çok deneme, iletişim, edebiyat ve yaşam yazıları yazıyorum ki.
    sen az geldiğin için öyle rastlıyorsun.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yok yok, ben hep sessizce uğruyorum sana, yine de bana çok hızlısınmış gibi geliyor ki bana göre öylesin, yahut ben üşengeç olduğum için bazen yazmıyorum, sen üşenmiyorsundur, bu da yine bana göre hızlı- aktif olduğun anlamına geliyor :p Neyse, bugün güzel ve güneşli bir gündü, sahile indim ama hiç kitap okumadım, not bile almadım.Sadece denize baktım uzun uzun :)

      Sil
  4. yani, 2 yıldır hergün yazdım bloguma.
    yazmadığım bir gün bile olmadı.
    yazmayı seviyorum işte.
    :)
    evet hava güzeldi.
    ben saatlerce gezerim doğada denizde ne kitap ne kalem bomboş.
    :)
    önemli olan iç huzuru.
    :)

    YanıtlaSil
  5. yazmak güzel.
    okumak güzel.
    başka dünyalar ikisi de.
    ben hep kağıt kalem taşırım,not alırım filan, bu kez bırak dedim kendime, anın tadını çıkarmak denen şeyi yap :)

    YanıtlaSil
  6. anını yaşamak not almaktan da yazmaktan da okumaktan da önemli ki zaten.
    not almak da foto çekmek gibidir.
    hayatı durdurup kaydedersin.
    hayat ikisinden de önemli kii.
    :)
    not almak yerine, akşam eve gittiğinde aklında ruhunda kalan izlenimle yazmak daha iyi beeee.
    :)
    doğa deniz kitabı da yener sanatı da.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kesinlikle. Yazmak sadece hızı azaltmak gerektiğinde önemli. Kemal Sayar'ın kitabını okuduğumdan beri,gezerken fotoğraf çekmeyi de epey azalttım:)

      Sil
  7. sıralamayı pek beğendim...ama bir yandan da herşey olması gerektiği gibi geliyor ban:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. öyle olmaması gerek de, insanın içinde var olan hırsa denk düşüyor, şu kendini dengelemesi gereken ögelerden birine... denge bozuldu mu tüketim, israf, tahrip başlıyor .yani özümüzde var olan bir şeyi abartıyoruz, senin olması gerektiği gibi sözünü böyle yorumluyorum :)

      Sil
  8. İnsanın emrine sunulan bu dünya,yine insan arzuları ve egosunun tatmini için köleleştiriyor insanı..
    Hiç bir "izm" insani değil ki,kapitalizm de olsun..!
    Dengeli toplumlarda mal ve hizmetler insan için ve insanın ihtiyacı kadar üretilir.. Bu toplumlar huzur ve barış toplumlarıdır..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. derviş olup inzivaya çekilmek istiyorum :)

      Sil

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)