27 Ekim 2013

ABC- Bölüm 3

                                                               - 3 -
C. Kurguya girdik. Ablamdaki gereksiz sükunet bozulmadı. Kendini her türlü sonuca hazırlıyor olmalı. Ne de olsa bir filmin kurguda şekillendiğini bilecek kadar bu işin içinde. Filmleri bu kadar sevmeseydi belki senarist olmazdım ben. Harçlıklarını biriktirir, beni de yanında sinemaya götürürdü.  Yalnız Arzen'le neden anlaşmadıklarını çözemedim hâlâ. İlk zamanlar her fırsatta film üzerine coşkulu konuşmalar yaparlardı.

A. Stüdyoya girdik. Narda'nın buraya da geleceğini, işleyişi görmek isteyeceğini sanmıştım ama haber gelmedi. Benden kaçıyor mu? Buna hiç gerek yok oysa. Hepimiz medeni insanlarız.


B. Kurguya girmedi. Arzen'le karşılaşmak istemiyor. Başka sebep olamaz! Bu kadar takip ettikten sonra ilgisizleşmesi normal değil. Fakat… Eğer ondan hoşlansaydı yanında olurdu. O zaman bu iyi bir şey. Yani ondan hoşlanmıyor ve yakınında olmak istemiyor. Altı ay bir insandan hoşlanıp hoşlanmadığını anlamak için yeterli bir süre! Şimdiye kadar yalan söylediğini görmedim. Aldatmak acizliktir demişti bir keresinde. Ona güveniyorum. Hayır hayır, açıkça soracağım Arzen'le aranızda ne geçti diye?

C. Son iki aydır canını sıkan şeyin ne olduğunu sordum. Belki bir kız kardeş olsaydım daha rahat konuşurdu benimle. Bunu söylediğimde ağlamaya başladı. Onu en son ne zaman ağlarken görmüştüm hatırlayamadım. Bu gece yanında kalmamı istedi. Arzen mi dedim, ne alakası var dedi, başka da tek kelime etmedi. İnatçı keçi!

A. Stüdyo da bitti. Eğer o gelmezse göndermeyeceğim bitmiş kopyayı. Ancak galada görür diğer davetliler gibi. İnatsa inat. Bekle bakalım iki ay daha Narda hanım!

B. Nişanlanmalıyız dedim. Elindeki fincanı titretti. Ah kadınlar, hepiniz de yüzüğe meraklısınız. En çılgınınız bile. Beklemiyordu. Tabii o kısacık sürede, neden doğrudan evlenmeliyiz demediğimi sorgulamuştır dişi beyninde.Neden öyle değil de böyle dediğimi ben de bilmiyordum aslında. Sadece içimdeki kötü bir hissi susturmak için yaptım.  Gitmesini istemiyordum, içimdeki o kötü his böyle diyordu: Seni bırakacak.  Oysa tam tersini de yapabilirdim, o beni bırakmadan ben onu bırakabilirdim. Beklemiyordum dedi. Çok sevdiği kafelerden birine götürmüştüm. Fıskiyelerini çok sevdiği o kafe-bahçeye. Yolumuzun nereye varacağını bilmiyorduk başlarken, bak işte buraya vardı dedim. Öyle bir baktı ki gözlerime… Babam boşuna dememiş akıllı kadınlardan uzak duracaksın diye! Çocukluk aşkımdan beri kimseye seni seviyorum dememişim. Keşke deseydim o an. Bu korku sandığım şey sevgi değil mi? Allah belamı versin, bir şeyler deseydim keşke. Biraz düşüneyim olur mu dedi. Ne halt ettim ben?!


C. Gel konuşalım biraz dedi. Nihayet dedim içimden, kedi gibidir benim ablam, keyfi ne zaman ne isterse o zaman onu yapar! Barış nişanlanmayı teklif etmiş. Evet, nişanlanma. Bu herif bazen iyice hödükleşiyor yahu. Düşüneceğini söylemiş bizimki de. Ben olsam suratına tokadı yapıştırırdım. Böyle saydırırken susturdu beni. Neden böyle yaptığını biliyorum galiba dedi. Arzen'den seni kıskandığı için mi dedim. O kadar belli miydi dedi. O tekrarlı çekimden itibaren. Herkes değil ama anlayanlar olmuştu, Barış da tabii ki farkındaydı dedim. Sustu. Peki Arzen'le aranızda ne geçti dedim. Hiçbir şey dedi, sadece etkilendim ondan. Hepsi bu, dedi. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)