14 Nisan 2012

GECE'DEN

64.Rastlantılar her zaman gariptir. Rastlantı olduğuna, gerçekten rastlantı olduğuna karar verebilirseniz hele.

Sizi beğenmeğe hazırdım.

Bana,ilk on dakikadan sonra “sen demeğe” başladınız. Kolay kolay “sen” diye seslenmediğinizi de biliyorum. Dosyanızda bunu belirten bir not bulunması dikkatimi çekmişti. Oysa bizim kuşak, herkesle senli benli konuşmağa alışkın olduğu, “siz” demeğe ancak pek sıkıcı bir ast-üst ilişkisi içinde razı olduğu halde, ötesi düşünülemeyecek bir yakınlık içerisindeyken bile ben size “siz” diyeceğim. İkimiz de biribirimize verdiğimiz özel yeri,alışkılarımızın dışına çıkarak anlatmış oluyoruz bir bakıma.

71. Bir yaşam bilisizliğidir bu. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” dedirten,kişinin kendine yakın bulmadıklarının acısı karşısında –gizli de kalsa- bir “oh olsun! Dikkat edeydi ya” duygusu bile uyandıran bir bilisizlik. Bir kafa yoksulluğudur bu. Okumasını öğrenmiş ama yaşamadığının farkına varamamışların,bir insanın birçok yaşamı yan yana sürdürebileceğini usu almayacakların yoksulluğudur bu;sokağa düşmenin, kötülüklerle burun buruna gelmenin kimi zaman biraz olsun azaltabildiği bir yoksulluk…

9.İnsanlar,gitgide,istediklerine,dilediklerine inanmakla yetindiklerini,düşünüp tartmayı,ölçünmeyi,olanı biteni görmeğe çalışmayı yavaş yavaş bir yana ittiklerini daha fark etmiyorlardır belki de. Bunun farkına varmağa başladıklarında ise ortalık iyice kararmış olacak.

35. Bu defter bitti.

     Şu anda elimde tuttuğum nedir? Olsa olsa dünyanın bir görünümü. Bununla hiçbir şey bitmiyor.

39. Ona N. diyeceğim bundan sonra. Adının Naal,Nait, Nahi olmasının hiçbir önemi kalmdığı için.

18. Büyük,kuşatıcı bir gecenin habercileri arasında,insanın insanı kolaylıkla,yüreği cız etmeden,eli titremeden,yarın vuulma sırasının,öldürülme sırasının kendisine gelebileceğini bilerek – belki de bildiği için- neredeyse hınçlı bir soğukkanlılıkla ortadan kaldırması varsa
  kesen çarpan çürüten çökerten kanatan yırtan kıran yıkan her türlü nesnenin,yırtan delen parçalayan her türlü âletin peynir ekmek gibi satılıp alınması kullanılması da var.

24. Gecenin işçileri, hep altta kaldığı duygusuyla bunalmış insanlardan mı derlendi? Çocukluğundaki umacılardan kurtulamayan,sevdiklerini gönlünce saramayan,etlerini istedikleri etle birleştiremeyen insanlar mıdır hep,bu işçiler?

31.Ama arada bir,inanılmaz şeyler de oluyor; olmasa umut diye bir şey kalır mıydı zaten?

33.Herkes için bu Saray bir söylence niteliği taşımaktan öteye geçmiyor; ayrı ayrı kişiler için ayrı ayrı şeylerin simgesi de olsa...

42. Hem de biliyorum ki onun yaptığı yenilgiyi kabul etmek değil onu umursamamaktır. Yani gerçekte oyunu oynamamaktır.

101. Bir gün gelir, sözcüklerin büyüsünden sıyrılmamız gerektiğini anlarız hepimiz.

Yürümenin,yemenin,boşaltımın kendimize özgü biçimini nasıl öğrendikse,konuşmayı, duymayı,düşünmeyi de kendi kendimize öğretmemiz gerektiğini anladığımız gün gelir.

Belledikleri kalıplarla konuşulmadıkça,ırzlarına geçildiğini sanan zavallılar da vardır.

Bunların ayması için başlarına ölümcül işler gelmesi gerekir sanki…

Oysa yazar,tanımı gereği,sözcükleri hem ortaklaşa kalıplarına dayandırmak,hem kendi dilini yazmak durumundadır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)