15 Mayıs 2011

Öğrene öğrene yaşlanıyorum. Solon yaşlandığında bu mısrayı sık sık tekrar ederdi. Bunun kendi yaşlılığım için de geçerli bulduğum bir anlamı var, ama yirmi senelik bir tecrübenin bana kazandırdığı bilim pek hazin; cehaleti tercih ederim…Ölme zamanı gelince nasıl yaşamak gerektiğini anlamanın ne değeri var?

dearada.com
İnsan doğasını üzerinde bilgiççe konuşabikmek için inceliyorlardı, kendilerini tanımak için değil. Kendilerini aydınlatmak için değil, başkalarına öğretmek için çalışıyorlardı…

O zamanlar eskilerine hiç benzemeyen çağdaş filozoflarla yaşıyordum. Kuşkularımı yok edip kararsızlıklarımı giderecekleri yerde en çok bilmek istediğim noktalarda vardığımı sandığım kanaatlerimi sarstılar…

Araştırmalarımın sonucu ortaya çıkan sisteme eşdeğer olan manevi düzende, hayatımın acılarına dayanabilmek için ihtiyaç duyduğum desteği buluyorum…



dearada.com
ilkelerimle durumumu karşılaştırınca, insanların budala fikirlerine ve kısacık ömrün küçücük olaylarına gereğinden fazla önem verdiğimi gördüm. Ve yine gördüm ki, hayat bir sınavdan başka bir şey olmadığına göre, amaçlarına uygun etkiyi yarattıktan sonra, sınavın şöyle veya böyle olmasının değeri yoktur…

O köksüz ve meyvesiz ahlâk ki, kimsenin aklına veya kalbine girmediği halde, kitaplarda ya da tiyatronun parlak gösterilerinde azametle teşhir edilir…


Yapılması gereken her zaman gerçeği söylemekten çok, her defasında söylemek zorunluluğu var mı, yok mu diye düşünmektir…


İnsanların sözlerini yarattıkları etkilere göre değerlendirmek,   çoğu zaman bunları yanlış değerlendirmek demektir…

Hikâye ve romanların çoğunda olduğu gibi, hiçbir gerçek bilgi içermeden, tek amacı eğlendirmek olan boş kurmacalar da vardır…

Beyaz yalanlar diye adlandırılan yalanlar gerçek yalanlardır. Çünkü onları gerek kendimiz gerekse başkasının yararına söylemek en az başkasının zararına söylemek kadar haksızlıktır.
sanatyelpazesi.com

toplumun dürüst dediği, kendisinden hiçbir fedakârlık istemeyen gerçeğe kesinlikle bağlıdır, daha ileri gidemez, benim dürüst dediğim adamsa gerçeğe ancak kendisini feda etmek gerektiği zaman hizmet eder.

…Yaz evinde …. şimdiki teranelerden herhalde daha güzel eski şarkıları söylüyorduk…

Zevk sahibi insanların bitki dünyasına olan ilgisini azaltmaya katkısı olan bir şey de bitkileri sadece ilaç ve uyuşturucu olarak görme alışkanlığıdır…

Adalet duygusundan mahrum olabilmem için manen ölmüş olmam gerekir. Oysa adaletsizliğe ve haksızlığa tanık olmak beni hâlâ çileden çıkarmaktadır…

…Özgürlüğün, insanın canının istediğini yapması olduğuna hiçbir zaman inanmadım, özgürlük daha çok yapmak isteMEdiğini yapMAmaktır…

Başımıza gelen herhangi bir kötülükte etkisinden çok niyete bakarız. Çatıdan düşen bir kiremit bizi daha çok yaralayabilir, fakat kötü niyetli bir elin atacağı taş kadar derinden etkilemez.

Felek darbesini vurduğunda acısı en az hissedilen bedensel acıdır ve bu darbeyi yiyen kişi başına gelenlerden sorumlu kimseyi bulamadığında, eziyet etmek amacıyla kadere bir çift göz ve akıl vererek ona bir kişilik kazandırır ve sorumluluğu ona yükler…

Zulmedilmiş masum bir insan, kendi önemsiz kişiliğinin gururunu, uzun bir süre adalet aşkı sanma eğilimindedir…

Hollanda’da halkın saati söylemek ya da yolu tarif etmek için ücret aldığı söylenir.vinsanlığın bu en basit görevlerini ticarete döktüklerine göre oldukça aşağılık bir halk olmalı. Misafirperverliğin bir tek Avrupa’da satıldığını gördüm; Asya’nın her yerindevsizi ücretsiz barındırırlar. Belki rahat etmek söz konusu bile değil, ama “Ben insanım ve insanlara konuk oldum.” Diyebilmek az şey mi?











Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)