24 Aralık 2013

Uzun Hikâye'nin hikâyesi



Filmini çekeceklermiş diye gazetede okumuştum.
Tüh dedim içimden.
Bir sene filan geçti, filmi vizyona girdi. Gitsem mi dedim ama son anda vazgeçtim, fragmanlarını bile izlemedim.

***

Sıcak havada, bir bardak soğuk su içmek gibi bu hikâyeyi okumak...

Tıpkı bugün bir- iki  saatte okuduğum gibi çarçabuk okumuştum ilk okuyuşumda da: Yeni tanıdığım birisinin, akşama kendi evine gidecek birisinin elindeydi ve bir çırpıda okumuştum. Yazarın adını ilk kez duymuştum. Galiba o arkadaş, sahiplenici ve aaa diyen bir ses tonuyla, tanımıyor musun diye sormuştu.


Tam dokuz yıl sonra o kitabı satın aldım: 19. baskısını. Kitabı alırken okuduğum hiçbir şeyi hatırlamıyordum, sadece çok güzel bir hikâye olduğunu unutmamıştım.

Dört yıl sonra üçüncü kez okudum.

Bir uzun hikâyenin başlayabileceği en güzel girişlerden biriyle başlıyordu ve o güzellikle devam ediyordu yine.





Sosyalist Ali Beyin  gencecik oğlu karşınızda, çaylarınızı yudumlaya yudumlaya sohbet ediyorsunuz işte...








6 yorum:

  1. Filmi izledim. Çok etkileyici buldum. Ama bu yazıdan sonra hikayeyi okumak şart oldu :)

    YanıtlaSil
  2. güzeldi , özeldi gerçekten...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. su içer gibi bir anlatımı var, tasvirler o kadar az ama her kişiyi, her mekanı hayal edebiliyorsunuz. Filmi de izlerim bir ara :)

      Sil

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)